12.02.2018

O AN: Coming Home

Eve dönüş kolay değildir

Her daim, sinema tarihinin biraz geride kalmış harika filmlerine imza attığını düşündüğüm Hal Ashby‘nin 1978 tarihli filmi Coming Home (Eve Dönüş) Vietnam Savaşı’ndan yaralı dönen ve sivil hayata alışmakta zorluk çeken bir gazinin hayatını ve çevresiyle ilişkilerini anlatır.

Başrollerinde Jane Fonda, Jon Voight, Bruce Dern gibi isimleri gördüğümüz filmde, bu üç oyuncu da müthiş performanslar sergilerler. Hem Amerikan toplumunun Vietnam Savaşı karşısında gösterdiği tutumu temsil etmeleri hem de üçlü bir aşkın kahramanları olmaları açısından üç oyuncu da etkileyici karakterlere imza atmışlardır. Ancak yine de öne çıkan bir isim belirlemek gerekirse o kişi savaştan bacaklarını kaybederek dönen Luke Martin‘i canlandıran Jon Voight‘dir.

Orduda görevli Bob (Bruce Dern) ile evli olan Sally (Jane Fonda) kocası savaşa gidince kendini bir kadın, bir eş olarak işe yaramaz hissetmeye başlar. Yaşadığı boşluk onu, kendini daha işe yarar hissedebileceği bir iş bulmasına yönlendirir. Bu aşamada hayatına giren hemşire Viola (Penelope Milford) Sally’ye hem arkadaş olacak hem de hayatını değiştiren aşamalarda yanında bulunacaktır.

Hastanede okuldan tanıdığı Luke ile karşılaşan Sally’nin hayatı o noktadan sonra değişmeye başlar. Aslında buraya kadar anlattıklarımdan filmin Sally etrafında döndüğü sonucu çıkabilir. Bu çok da yanlış bir çıkarım olmaz çünkü birbirine zıt iki erkek/düşünce temsilini bir araya getiren karakter Sally’dir. Bir tarafta asker kocası Bob, diğer yanda savaşın yıkımını birebir yaşamış, bedeninde gerek fiziksel gerekse ruhsal acı olarak deneyimlemiş Luke… İki karakterin ortak noktası ise Sally’ye olan aşkları.

Savaşın yıkımını bir kez daha hissettiren final

Filmin finali esas olarak yazımızın odağını oluşturuyor aslında. Çünkü tüm film boyunca işlenen “aşk üçgeni”nin de hizmet ettiği esas konu, savaştan eve dönüşün hiç de kolay olmadığıdır. Bunun zaten filmin gelişme bölümünden itibaren tüm benliği ile kanıtı olan Luke karakteri, filmin sonunda davetli olarak gittiği lisede anlattıklarıyla bir kez daha savaşım yıkımının altını kalın çizgilerle çizer.

Uzun bir tirat şeklinde oluşturulan sahnede Luke, belki de artık yeni fiziksel konumunu da “kabullenmiş” olarak “savaş”ı anlatırken paralel kurgu ile şavaştan henüz dönmüş olan ve geçirdiği bunalımı “kabullenemeyen”, “atlatamayan” Bob’un belirsiz bir geleceğe gidişini izleriz. Öylesine etkileyici bir an’dır ki bu!

Film boyunca kendine zarar vereceğini düşündüğümüz, uyum konusunda büyük zorluklar çeken Luke’un farkındalığı ile kendini işe yarar hale dönüştürmesi (tüm aktivist hareketlerini böyle yorumlayabiliriz) onun kurtuluşu olurken kendine ve milletine inancı tam olan, güçlü görünen Bob’un, savaş sonrası kurtulamadığı travması… İki karakterin farklı seçimlere yönlenmesinin çıkış kaynağı savaş, aldıkları yolda izin verdikleri oranda kendilerine rehber olan kişi de Sally’dir. Bir karakterin yaşama açılması, öbürünün kendine tüm yolları kapatması finalin etkileyiciliğini bir kat daha artırır.