17.05.2018

Danimarka Sinemasındandan İzlemeniz Gereken Filmler

1 - Adam's Aebler (Adams Apples)

Yönetmen: Anders Tomas Jensen

Hapisten yeni çıkmış bir neo-nazi olan Adam, kamu hizmeti cezasıyla papaz İvan'ın yanına gönderilir. İvan'ın ona, kilise önündeki elma ağacının meyveleriyle bir elmalı kek pişirme görevi verir. Adam orada, yine suç geçmişi bulunan iki cemaat üyesiyle birlikte yaşayacaktır. Daha sonra aralarına alkolik bir hamile kadın dahil olur. Alkolikler, hamile bir kadın, bir papaz ve suçlular bir araya gelmişken mükemmel bir kara komedi izlemek kaçınılmaz oluyor.

Film, absürtlüğü ve "inancı" oldukça düzeyli bir şekilde harmanlayarak ilgiyi ayakta tutmayı başarıyor. Görselliğin ve renklerinde başarılı bir şekilde kullanıldığını söylemek gerek.

2 - Hævnen (In A Better World)

Yönetmen: Susanne Bier

Anton, Danimarka'nın refah düzeyi yüksek şehirlerinden birinden ailesiyle yaşamaktadır. Afrikalı göçmenlere ev sahipliği yapan bir kampta doktor olarak çalışmaktadır. Bu iki zıt dünya arasında sıkışan Anton ve ailesi, kendilerini anlaşmazlıkların içinde bulurlar.

Ruha dokunan ve minimalliği çok iyi kullanan oldukça kaliteli bir film. Oyunculukların zirve yaptığı birçok iyi sahnesi bulunuyor.

Ayrıca film "En İyi Yabancı Film Dalı'nda" Oscar Ödülüne sahip.

3 - The Salvation

Yönetmen: Kristan Levring

1870'li yıllarda Amerika'da ailesi öldürülen bir işçi intikamını alır. Fakat öldürdüğü kişi, zamanın en büyük çete liderlerden birinin kardeşidir.

Danimarka sineması geleneklerinin aksine pek minimal bir film olmadığı açık. "Spagetti Western" filmlerinden esinlenerek bir hikaye oluşturulduğunu söylenebilir. Buna rağmen hikaye oldukça akıcı ve güçlü.

Filmde sadece hikaye ve yönetmenlik değil, oyuncu seçimleri de gayet başarılı. Mads Mikkelsen, Eric Cantona, Eva Green gibi isimler oyuncu kadrosunda bulunuyor.

Filmin eleştirisi için tıklayın.

4 - Ondskan (Evil)

Yönetmen: Mikael Hafström

Norveç - Danimarka ortak yapımı filmde, üvey baba şiddeti gören ve bu yüzden bir yatılı okulda okumaya gönderilen Erik'in, büyük umutlarla gittiği okulda acımasız bir atmosferle karşılaşması anlatılıyor.

Erik karakterinin dönüşümü çok başarılı işlenmiş. Hikaye sizi içerisine alıyor ve kendinizi Erik'in yerine koymak zorunda bırakıyor.

Filmin 2004 "En İyi Yabancı Film" Oscar Adayı olduğunu unutmayın.

5 - Breaking the Waves

Yönetmen: Lars Von Trier

Film, İskoçya'nın dindar ve baskıcı kasabalarından birinde, Danimarkalı bir petrol işçisine aşık olan Bess'in hikayesini anlatıyor.

Lars Von Trier; aşk ve Tanrı kavramlarını incelerken, bir yandan da hemen her filminde yıktığı cinsellik tabusunu kullanıyor.

Emily Watson, bu filmdeki rolüyle Oscar'a aday olmuştu.

Filmin eleştirisi için tıklayın.

6 - Kvinden I Buret

Yönetmen: Mikkel Noorgaad

Polis müfettişi Carl Morck ve yardımcısı Esad, faili meçhul departmanında, 5 yıldır ortalarda olmayan bir kadını araştıracakları gizemli bir davaya bakmaya başlarlar.

Film, polisiye filmlerin en can alıcı noktası "Who İs İn The Car" sorusunu

ve alıştığımız karanlık atmosferini gayet başarılı yansıtırken, merak unsurunu son dakikaya kadar korumayı başarıyor. Temposu biraz ağır kalsa da etkileyici sahnelerinin olduğunu söylemek lazım.

7 - Kærlighed på Film (Just Another Love Story)

Yönetmen: Ole Bornedal

Evli bir erkek olan adli tıp fotoğrafçısı Jonas, bir gün genç bir kadının kazasına tanık olur. Kadını hastanede ziyaret eder. Kadının ailesi onu, kızlarının erkek arkadaşı zanneder. Bu Jonas'ın hoşuna gider ve hem aileyi hem de hafıza kaybı yaşayan kadını kandırır.

Kasvetli atmosferiyle sert bir hava veren filmde, birçok sürpriz ve ters köşeye rastlayabilirsiniz. Yer yer klişeye kaçsa da iyi bir senaryo, iyi oyunculuk performanslarıyla birleşmiş.

Film birçok kişi tarafından "Open Hearts" filmine benzetilmişti.

8 - De grønne Slagtere (The Green Butchers)

Yönetmen: Anders Jensen

Bir kasabadaki kasabın yanında çalışan absürt iki adam ortaklaşa bir kasap dükkanı açarlar. İşe geldikleri bir gün bir adamın cesediyle karşılaşan ikili, siparişleri yetiştiremedikleri için etlerin arasına ölü adamın bacağından bir parça et eklerler. Etin tadı çok sevilir ve onlara olan ilgi artar. Fakat tekrar aynı tadı bulmaları için ihtiyaçları olan şey, yeni bir ölüdür.

Mads Mikkelsen ve Nikolaj Lie Kaas gibi Danimarka sinemasının iki ünlü ismini yan yana getiren film, iyi bir kara komedi vaat ediyor.

9 - Efter brylluppet (After the Wedding)

Yönetmen: Susanne Bier

Jabob Petersen kapanmak üzere olan bir yetimhanenin yöneticisidir. Danimarkalı işadamı Jorgen'den yüklü bir bağış alır, ama sözleşme imzalamak üzere Danimarka'ya gitmesi gerekmektedir. Jacob'un Danimarka'ya gelişi Jorgen'in kızının düğünüyle çakıştığı için o da davet edilir. Ancak Jacob'u bir sürpriz beklemektedir: Jorgen'in eşi, Jacob'un gençlik aşkı Helene'den başkası değildir.

Danimarka sinemasının buz gibi görünen yüzünün ardındaki duygusallığı dışarı vuran filmlerden biri.

Etkileyici romantizmi ve senaryosuyla ağzınızda hoş bir tat bırakacak.

10 - Jagten (The Hunt)

Yönetmen: Thomas Vinterberg

En favorimi filmimi en sona bırakmak istedim. Başrollünde Mads Mikkelsen'in "oyunculuk nedir?" sorusunu cevapladığı ve "Altın Palmiye'de En İyi Erkek Oyuncu" dahil üç ödüle layık görülen film, bir kreş öğretmeninin, bir an ağızdan çıkan küçük bir yalan ile bir hayatın nasıl mahvolabileceğini anlatıyor.

Filmin harika bir yönetmenlik, görüntü yönetmenliği ve senaryoya sahip olduğunu söylemek boynumuzun borcudur.

Filmin eleştirisi için tıklayın.

Hazırlayan: Mert EREZ