28.11.2017

David Fincher, Auterismin Sorununu Açıkladı

Görünüşe Göre Yönetmen Auteur Olarak Anılmayı Sevmiyor

Sinemada “auteur” terimi, Fransız Yeni Dalgası döneminde François Truffaut’nün Cahiers du Cinema dergisinde yayınladığı bir yazıyla ilk kez sinema dünyasında yer buldu. Truffaut yazısında sanat sinemasını savunurken gelenekçi yönetmenleri suçlamış ve onlara kalıplarından kurtulup daha yaratıcı olmaları gerektiğini dile getirmiştir. Truffaut’ye göre bir roman için yazar neyse, bir filmde için de yönetmen o dur. Yönetmen filmde kendi dilini ve yapısını oluşturmalıdır.Her şeyi kendi eliyle yaratan bu yönetmene de auteur adını vermiştir.  Günümüzde belli kişiler, bazı yönetmenlere auteur sıfatını yakıştırıyor. Bu yönetmenlerden birisi de David Fincher.

David Fincher filmlerinin her ne kadar kendisine has özellikleri olsa da, yönetmen bu sıfatla anılmayı sevmiyor. Son olarak Netflix’te yayınlanan ve 4 bölümünün yönetmenliğini üstlendiği Mindhunter dizisinin ardından Little White Lies’a konuşan Fincher, neden “auteur” sıfatını sevmediğini açıkladı.

“Auteurism ile ilgili problem bir kişinin setteki 95 kişiyi etkileyip kafasının içinden geçenleri rahatça onlara yaptırabileceğini zannetmesidir. Ancak film yapmanın gerçeklerini az çok bilirsiniz. Sette her gün bir çatışma içindesinizdir ve bu çatışmalardan kurtulmanız gerekir. Bu çatışmalarda sakatlıklar oluşur,kayıplar verirsiniz ve bunları düzeltmek için onlarca kez toplantılar yapmanız gerekir. Ve bazen bu toplantıları yapmaya zamanınız bile olmadan o kararlar verilmiş olur.

Birisinin hani ‘sahnenin mükemmel, idealize edilmiş hali’ dediği bu kavram var ya. Bu aslında bir rüzgar testinde yaptığınız teorik işlem gibidir. Bir cismin rüzgar tünelinde teorikte nasıl gitmesi gerektiğini düşünebilirsiniz ancak sonuçta cisim asla gitmesi gereken yörüngede ilerlemez. Benim auterism ile ilgili meselem, ana planın nasıl bir anda güzel tesadüfe dönüştüğü. Her zaman güvenebileceğiniz belirli şeyler vardır. Bunlar için çaba gösterin, ne yapmaya çalıştığınızın farkında olun ve kendilerince neyin önemli olduğunu bildiğini düşünen bir grup insana da bunları anlatın.”

Sete gelen herkes biraz farklı bir bakış açısıyla bakıyor. Üç tane kemancıya dönüp ‘şarkı aynen bu şekilde olmalı’ diyemezsiniz. Onların çıkaracağı sonuca göre davranmanız gerekir. Dinlediğiniz zaman, yapmanız gereken bir kaç değişiklikle son şekli şekillendirmek olmalıdır.”

Fincher, auteur olarak anılmaktan rahatsız olan tek kişi değil. Jim Jarmusch da geçen sene buna yakın söylemlerde bulunmuştu. Fincher’ın başarıyı sadece kendi başına değil takımıyla elde ettiğini görmesi ve sadece bir sahneyi doğru çekmek için binlerce adım gerektiğini bilmesi güzel.