25.05.2017

Diplomacy: Paris’in Kaderini Belirleyen Gece

Eyfel kulesi olmayan bir Paris düşünebiliyor musunuz? Peki ya haşmetli Notre Dame katedralinin yerinde yerler estiğini? Seine nehri boyunca uzanan köprülerin yerle bir olduğunu? Louvre müzesinin sadece tarih kitaplarında bahsinin geçtiğini?

Paris’in tamamıyla yok edilmekten iki adamın işbirliği sayesinde kurtulduğunu biliyor muydunuz?

Alman yönetmen Volker Schlöndorff’un – Cyril Gely’nin aynı adlı tiyatro eserinden- sinemaya aktardığı yeni filmi ‘Diplomasi’ işte bizi bu tarihi kararın alındığı geceye götürüyor.

Fransız – Alman ortak yapımı film 24-25 Ağustos 1944 gecesi, Paris’in askeri valisi general Von Choltitz ile İsveç konsolosu Rolf Nordling’in birbirlerini ikna için geçirdikleri uzun geceyi anlatıyor. Savaşın sonu yaklaşmıştır, Paris düşmek üzeredir, Hitler’in öfkesi Berlin’i benzetmek istediği şehre dönmüş ve Paris’in yerle bir edilmesini emretmiştir. Emre göre, tüm köprüler altına yerleştirilecek tonlarca patlayıcı birbiri ardına patlatılınca Seine nehri taşacak ve şehir sular altında kalacaktır. Eşzamanlı olarak bütün tarihi anıtlar ve binalar da dinamitlerle patlatılacaktır. Paris yok olacaktır, milyonlarca siville beraber!

İşte konsolos Nordling bu delice emre karşı çıkması, Almanya ve Fransa ilişkilerinin bir daha asla aynı olmamasının sorumluluğunu almaması ve dünyanın en güzel şehirlerinden olan Paris’i gelecek nesillere de bırakması için valiyi iknaya çalışacak ve elindeki bütün kozları kullanacaktır.

Sadece iki oyuncunun karşılıklı diyalogları ile kurgulanan filmlerin seyirciyi yakalaması genellikle zor olsa da, gerek yönetmenin gerekse filmin oyuncuları Niels Arestrup (general von Choltitz) ve André Dussollier (konsolos Nordling)’in hikayeyi ustaca anlatmaları, sonunu bile bile, sinema salonundan Paris’in sokaklarına adım atar atmaz Notre Dame katedralini göreceğimi bildiğim halde son dakikaya kadar perdeden gözümü ayırmamamı sağladı.

Niels Arestrup ve André Dussollier canlandırdıkları karakterleri çok iyi tanıyorlar, tarihi mekanın gerçekliği, detayların inceliği filmin görselliğine müthiş katkı sağlıyor. İki adamın karşılıklı ustaca kullandıkları argümanlar, bir tenis maçı gibi insanın kendini diğerinin yerine koyup düşünmesini sağlıyor. Fransızca dilinin dansı da filmin adına ayrıca çok yakışıyor. Yönetmen gecenin sıkıntılı halini, verilecek kararın ağırlığını izleyiciye başarıyla geçiriyor.

Gerçekte on gün süren pazarlıkların filmde tek bir geceye sığdırılması filmin sonunda bazı soru işaretleri bıraksa da özellikle tarihi dramaları seven sinemaseverler İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilecek ‘Diplomasi’yi kaçırmasınlar.