29.05.2017

DİZİ: The Fall

the fall

Polisiye türündeki dizilerin sürükleyiciliği ve albenisinin çoğu, yarattığı gizemden gelir. “Acaba katil kim?”, “Nerde, nasıl yakalanacak?” gibi soruları iyi bir gizemle sunan bir dizi; derinlik, hikâye ve oyunculuk açısından vasat olsa dahi kendini yeterince izlenebilir kılıyor. Peki ama tek bir katil etrafında şekillenen bir dizi daha ilk bölümün başında katilin kim olduğunu göstermek gibi iddialı bir yolu seçerse? İşte o zaman da dizi izleyiciyi kendine bağlamak için diğer alanlarda oldukça iyi olmalı, tıpkı The Fall gibi.

The Fall, BBC’nin 2013 yapımı Drama/Polisiye türündeki dizisi. 2 sezon 11 bölümden oluşan dizi Belfast’ta geçiyor. Başrollerde de X-Files’la yıllarca hayatımızda olan Gillian Anderson (Stella), Once Upon A Time’dan tanıdığımız ve yakında Fifty Shades of Grey’deki rolüyle epey bir popüler olacak Jamie Dornan (Paul) var.

Daha ilk bölümden katil Paul Spector’ın psikolojisiyle tanışıyoruz. Günlük hayatında 2 çocuk babası, psikolog olarak çalışan bir adam olan Paul pek de katil izlenimi vermiyor. Çocukluğunda tanık olduğu annesinin intiharı ve ertesinde yetiştirme yurdunda yaşadıkları sonucu ödipal çatışmaları başlıyor Paul’un ve zamanla fanteziye dönüşüyor. Kurbanları siyah saçlı, başarılı, bekâr kadınlar. Öldürdükten sonra cinsel bir eylem yerine kurbanlarını yıkayıp, süsledikten sonra fotoğraflarını çekerek olayı kendisi için dini bir törene çeviriyor. Her cinayet fantezisini doyurup Paul’u tatmin etse de bağımlılığa dönüşen bu döngü cinayetler arası sürenin git gide azalmasına ve her yeni kurbanında daha başarılı kadınlara yönelmesine neden oluyor.

Diğer taraftaysa Londra’dan bu cinayetleri aydınlatmak için gelen Stella var. Aynı Paul’da olduğu gibi bölümler ilerledikçe Stella’nın da kafasının içine giriyoruz. O da benzer şekilde çocukluğunda yaşadıklarıyla hareket ediyor. Erkeklerle duygusal hiçbir bağ kurmaması, hep güçlü/baskın kadın karakterinde hareket etmesi, her fırsatta toplumundan dayattığı erkek-kadın formuna getirdiği eleştiriler bunun sonucu.

Sadece başroller değil, yan hikâye ve karakterleriyle de birçok mesaj veriyor The Fall. Kadına şiddet, feminizm, fanteziler, bağımlılık, polis teşkilatındaki yolsuzluklar, ilişkiler. Dizide belli bir psikolojiyi ya da düşünceyi temsil etmeyen karakter yok desem yalan olmaz sanırım ki şu ana kadar olaylar ve gizem yerine psikolojilerden bahsetmiş olmam da bunun göstergesi. Her bölüm en az birkaç tane olan edebi eser niteliğindeki eşsiz diyaloglar da işin kreması. 3. sezonu olup olmayacağı daha belli değil, o yüzden 2. Sezon finalinde hem soru işaretlerini cevapladılar hem de açık bir kapı bıraktılar. The Killing, Bridge, True Detective gibi ağır ve tüketmesi zor dizileri sevdiyseniz The Fall sizi tatmin edecektir.