03.11.2017

Dizi: Philip K.Dick’s Electric Dreams

Politik Göndermelerle Öne Çıkıyor

Bilimkurgu üstadı Philip K.Dick’in nispeten az bilinen hikâyelerinden uyarlanan on bölümlük dizinin her bölümünde ayrı bir hikâyenin uyarlamasına yer veriliyor. Dizinin yapımcılarından biri Bryan Cranston. Byran Cranston, Steve Buscemi, Sidse Babett Knudsen, Holliday Grainger, Essie Davis, Anna Paquin, Geraldine Chaplin, Timothy Spall, Richard Madden, Liam Cunningham, Lara Pulver, Terrence Howard, Vera Farmiga, Greg Kinnear, Janelle Monae, Juno Temple, Maura Tierney, Tuppence Middleton dev kadrodaki isimler.

Bir bilimkurgu antolojisi dizisi olması ve her bölümünde farklı hikâyelerin anlatılması sebebiyle sık sık Black Mirror’la karşılaştırılan dizi, asıl gücünü edebiyattan alıyor. Black Mirror’dan en önemli farkı, izleyiciyi şok etme odaklı bir anlatıma fazla yüz vermemesi. Bu yüzden de, sık sık karşımıza çıkan yorumlardaki gibi, “yalnızca Black Mirror’ın yokluğunda boşluğu doldurmak için izlenebileceğini” söylemek en başta yazarın kendisine haksızlık olacaktır. Hikâyelerin düşünsel yanına izleyiciyi de katan bir tavrı olan dizi Philip K.Dick’in izinde yer yer politik göndermelerle öne çıkıyor.

Yazarın yapıtlarına aşina olanlar, ilk bölüm The Hood Maker’da zihin okuyanların devlet düşmanları olarak görülüp avlandıklarını görünce şaşırmayacaklardır. Zihin okuma gücünün devletin elinde kişisel özgürlüklere ve haklara yönelik bir güç olarak kullanıldığını da görüyoruz fakat bölüm bu noktada yazarın kendisi kadar cesur, benzer atmosferdeki Blade Runner kadar etkili olamıyor. Bölümün yönetmeni, Brideshead Revisited ve Becoming Jane gibi dönem filmlerinin yönetmeni olan Julian Jarrold.

Kaybolan Değerler Sorgulanıyor

İkinci bölüm Impossible Planet’ta bir felaket sonrası yok olan yeryüzünü arayan, Geraldine Chaplin’in canlandırdığı yaşlı bir kadının hikâyesinde kaybolan değerler sorgulanıyor. Bölümün finali sürprizli, biraz fazla duygusal ve doğaüstüne davetiye çıkaran bir şekilde bitmese daha etkili olabilirdi. The Night Manager’ın senaryosunu kaleme alan David Farr bölümü senaryoya uyarlayan ve yöneten isim.

Üçüncü bölüm The Commuter’da alternatif ve düşsel bir kasabayı arayan, Timothy Spall’un canlandırdığı tren istasyonu görevlisinin hikâyesini izliyoruz. Bölümde gerçeklerle yüzleşmekle düşsel dünyaya kaçmak ikilemi işleniyor. Dramatik öğeler hikâyenin bilimkurgu kısmından daha fazla vurgulanıyor. Düşsel kasabanın atmosferi başarılı denebilirse de kameranın gözü Timothy Spall’un melodramatik yüzünden fazlasını görmüyor bir süre sonra! Bölümün senaryosu Jack Thorne’a (This is England ’90, ’88,’86), yönetmenliği Tom Harper’a (PeakyBlinders, War&Peace, Misfits) ait.

Dördüncü bölüm Crazy Diamond şu ana dek yayınlanan bölümler içerisinde en kara mizahlı bölüm. Bölümün kadrosunda Steve Buscemi, Sidse Babett Knudsen ve Julia Davis var. Ön planda sıradan bir adamın femme fatale bir robotun peşinde hayatının altüst oluşunu anlatırken, arka planda ütopyayla distopya arasında ince bir çizginin olduğu bir dünyayı karşımıza getiriyor. Kimi absürt seçimlerle ve görselliğiyle Utopia dizisini de anımsatan bölüm, karakter derinliğinden ziyade bu özellikleriyle öne çıkıyor. Zira bölümün yönetmeni Marc Munden, Utopia dizisinin de yönetmenlerinden biri.

Çarpıcı Olmak Gibi Bir Derdi Yok

Beşinci bölüm Real Life, Inception sevenleri memnun edecektir. Gerçek dünyayla düşsel dünya arasında kalan karakterler (Anna Paquin ve Terrence Howard canlandırıyor) ve iki dünya arasındaki çizginin giderek kaybolduğu bir kurgu söz konusu. Teknoloji sayesinde düşsel dünyaya kaçıp tamamen farklı bir kişiliğe bürünebilmenin mümkün olduğu bir ortamda geçiyor. Karakterlerin seçimlerini ve hikâyelerini işleme konusunda diğer bölümlerden daha inandırıcı olduğunu söyleyebiliriz. Bölümün yönetmeni, en son The Affair’ın yönetmenlik koltuğunda karşımıza çıkan Jeffrey Reiner. Senaryoyu yazarın öyküsünden uyarlayan Ronald D.Moore efsanevi Battlestar Galactica, Roswell ve popüler seri Outlander’ın arkasındaki isimlerden biri.

Kadrosunda dizinin aynı zamanda yapımcılarından biri olan Bryan Cranston’ı, Essie Davis’i ve Liam Cunningham’ı izlediğimiz altıncı bölüm Human Is’in herhangi bir evlilik bunalımı öyküsünden tek farkı, farklı bir gezegende geçiyor olması. Stranger Things’in yazarlarından Jessica Mecklenburg ve yönetmen Francesca Gregorini (The Truthabout Emanuel) bu kadroyla daha çarpıcı bir iş ortaya çıkarabilirlerdi.

Her bölümde oyuncular gibi yönetmenler ve senaristler de değiştiğinden her bölümden aynı tadı almak elbette zor olabilir. Bunun yanında, yazarın geleceğe ve teknolojiye dair eleştirel ve karamsar bakış açısıyla bireyin tüm bunların ortasındaki yalnızlığını vurgulayan tavrı büyük ölçüde korunuyor. Çarpıcı olayım diye bir derdi olmayan, bazı eksikliklerine rağmen hikâyelerini serinkanlı bir biçimde anlatan bir dizi Philip K.Dick’s Electric Dreams. Bu yazının yayınlandığı sırada henüz yayınlanmamış dört bölüm vardı; isimleri sırasıyla: Kill All Others, Autofac, Safe&Sound ve Father Thing. Kalan bölümlerin de bu Philip K.Dick antolojisinin hakkını vermesini umuyoruz.