30.04.2017

DİZİ: The Night Manager

the night manager

Bir Gösteri Sporu Olarak Savaş

John Le Carré, sinemanın ve televizyon dünyasının sevdiği bir yazar. Doyurucu bir macera, olay örgüsü sunan ve ilgiyle takip edilecek kurgusu olan Carré’nin perdeye yansıtılması elbette ki kaçınılmaz. İzleyici/okurların merakla takip edecekleri öyküleri, bu öyküleri bir araya getirişindeki ustalık ve tabii ki geçmişinden gelen gizemle karışık “ajan” hikâyeleri Carré’nin uyarlama konusunda tercih edilmesindeki başat sebepler. İşte şimdilik en yeni Carré uyarlaması olan The Night Manager (Gece Müdürü) de yazarın tüm bu yönlerini bünyesinde barındıran bir roman/uyarlama.

The Night Manager, dizi olarak televizyona uyarlanacağı haberlerinin çıktığı ilk günden bu yaba BBC dizi severlerinin ilgisine mazhar olmuştu. Hem kadrosu hem yönetmeni hem de yukarıda andıklarımızdan ötürü yazarı, bu ilginin başlıca sebepleri. Son zamanlarının yükselişteki yıldızı Tom Hiddleston, House dizisinden sonra merakla beklenen Hugh Laurie’nin adeta düelloya dönüşen oyunculukları dizinin ilk göze çarpan yönü.

Yönetmenliğini aralarında Oscar da bulunan ödüllerin sahibi Danimarkalı Susanne Bier’in yaptığı dizinin senaryosunu David Farr ve John Le Carré yazdı. Romanın basıldığı 1993 yılından on sekiz yıl sonrasına, 2011’de “Arap Baharı”nı yaşayan Kahire’ye uzanan uyarlama, “Gece Müdürü” Jonathan Pine’ın (Tom Hiddleston) bir tesadüfler zinciri gibi yorumlayabileceğimiz hayatını değiştiren olaylara şahit olmasıyla başlıyor.

the night manager kadro

Silah ticareti ile uğraşan Richard Roper (Hugh Lauire) ile tanışması ilkin ismen olan Jonathan Pine’ın Roper’la ikinci karşılaşması fiziken de gerçekleşiyor. Kahire’den İsviçre’ye geçen Pine’ın hikâyesinde Roper & Pine düellosunun başlaması 2015’e denk geliyor. Karların içinde, gözlerden ırak bir otelde gece müdürlüğüne devam eden Pine’ın, otele Richard Roper’ın geleceğini duymasıyla dört yıl öncede kalan ama Pine’ın unutamadığı aşk, kaçakçılık, giz ve cinayet perdesiyle örtülü hikâye yeniden canlanıyor. Otele gelen Roper’ın hayatındaki insanlarla da tanışmamız, diğer karakterleri hikâyeye dahil ediyor. Roper’ın genç sevgilisi Jed (Elizabeth Debicki), sadık adamı Corcoran (Tom Hollander) seyircinin önüne çıkıyor. Dört yıl önce bir telefon konuşmasıyla “uyarılan” Pine’ı “uyaran” kişi olan Angela Burr’le de (Olivia Colman) tanışıyor genç adam ve hikâyenin günümüz ayağında geçen kısmı çeşitli ipuçlarıya başlıyor.

Bir ajan macerası filminden bekleyebileceğiniz tempoyu bulabileceğiniz The Night Manager dizisi, birçok klişeyi de barındırıyor elbette. Ancak bu kötü bir şey değil çünkü insan çoğu zaman alıştığı şeyi görmek ister. Türün klişeleri türe inandırıcılığı da artırır neticede. Bunun yanında karşımızda iyi oynanmış ve iyi çekilmiş film tadında bir dizi var. Belki de yan karakterlerinden ayrı hikâyeler çıkarabileceğimiz The Night Manager’ın odak noktası şaşmıyor. Roper’ın ağzından dökülen “Bir gösteri sporu olarak savaş. Bizler ‘Roma İmparatoru’yuz Andrew” sözleri, dizinin dikkat çekmek istediği noktaları aslında özetliyor. Hâkim olanın eziciliği, tiranlığı, Roper’ın şahsında maddileştiriliyor. Onun karşısında daha çok insanî olanı temsil eden Angela Burr karakterinin elini kolunu bağlayan sistem dinamikleri, bilmediğimiz bir şeyi söylemiyor ama gerçekleri bir kez daha yüzümüze vuruyor. “Batı”nın insancıllığı (!) tüm çıplaklığıyla göz önüne seriliyor ve esas düzenin “para” ve “güç” üzerinden şekillendiğini kanlı canlı gösteriyor.

Düşmeyen temposu, iyi oyunculuğu, sordurduğu sorular ve verdiği yanıtlar bilindik hikâyesini gölgede bırakacak kadar başarılı bir dizi The Night Manager. Henüz izlemediyseniz şans vermenizde fayda var.

Dizinin en güzel yönlerinden biri olan açılışı: