10.11.2016

Doctor Strange: Marvel’in En “Dolu” Filmi

r1i9ounc8hubvh1ofime

Marvel’in Sinematik Evren’i hızını kesmeden ve her sene daha da iyiye giderek devam ediyor. Bu sene ve yakın zamanda gösterime giren Marvel filmleri Deadpool ve Captan America: Civil War birçoğumuz tarafından Marvel külliyatının en iyisi olarak nitelendirilmekte. Şimdi bu yarışa Doctor Strange de eklendi ve birçok açıdan serinin en iyisi denmeyi hak edecek düzeyde. Türü pek sevmeyenlerin bile keyif alacağı en önemli kısım ise hikayesi ve felsefesi. Şimdiye kadar içi en dolu, daha doğrusu en çok derdi olan Marvel filmi Doctor Strange desek sanırım yanlış olmaz. Zaman, mekan, ruh, astral seyahat, disiplin ve birçok olgunun oluşturduğu hikaye Matrix serisinden Inception’a kadar uzanan birçok yapım ile de akrabalık bağları bulundurmakta. Zaten sürekli daha iyiye giden biçimi de ekleyince Doctor Strange herkesi etkisi altına alacak sağlam bir yapım olarak adını serinin zirvesine yazdırıyor.

Oldukça kibirli ve alanının en iyilerinden biri olan cerrah Stephen Strange geçirdiği bir trafik kazası sonucu ellerini eskisi gibi kullanamaz. Özellikle kariyeri konusunda umutsuzluğa kapılır ve denediği yollar çare olmaz. Daha evvel, benzer durumdan bir mucize eseri kurtulan bir adamın anlattıkları doğrultusunda umudun peşinden Kamar-Taj’a gider ve burada bambaşka bir dünya ve olaylar zinciri onu beklemektedir. Burada Kung-Fu filmlerinden, Matrix’in hikayesinden ya da seçilmiş kişi sen olabilirsin minvalinden bildiğimiz hikayelerden esintiler görürüz. Her şeyin kendi özünde olduğu, ruhun zaman mekan sıçramaları yapabileceği ve astral seyahatin mümkün olduğu, birer birer öğretileri ile kendisine sunulur. Burada, bir bilim adamı olan ve ruha değil maddeye inanan Strange başta bunu tabii ki reddeder. Burada yılların tartışmalarına bir bakış atan senarist ve yönetmen, hakkını ruhtan ve yönetebilmekten yana kullanır. İşin felsefesine girilir her biri duvara asmalık replikler ile desteklenir. Bu kısımlarda algı konusunda Huxley’e varan çıkarımlar yapabilir, zaman ve mekan konusunda Heidegger’e çıkan çözümlemelere varabiliriz. Bunun yanı sıra hep korku filmlerinde işlenen ruhun işlevselliği de en net şekliyle ve belki de tam olması gerektiği gibi karşımıza çıkar. Filmin bu ilk yarısına hizmet eden bölümü, Marvel külliyatının en doyurucu ve en önemli kısmına denk düşer. İlk paragrafta da bahsettiğim üzere Matrix serisi ve Inception hayranlarının bilhassa seveceği bir anlatı perdede bize unutulmaz anlar sunar.

3148083-8729606186-docto

Filmin ikinci yarısı diyebileceğimiz kısmında ise bu meselelerin artık iyice idraki ile ve düşmanların boy göstermesi neticesinden görsel bir şölen ve keyfi üst seviyede bir aksiyon arz-ı endam eder. Türe ait filmler için, bilhassa Marvel filmleri için hep bu söylemde bulunulur ve görsel açıdan harikalığı dile getirilir ancak böylesi bir kullanımı, etkileyiciliği ve efektlerin illaki uçan kaçan objeler için kullanılmaması gerekliliği daha güzel icra edilemezdi. Yani, abartıp göze sokulan görsellik yerine kullanılması gerektiği yerde ve ayarında kullanmak kesinlikle çok daha muhteşem. Hatta bazı sahnelerde hem mecaz hem gerçek anlamında baş döndürücülük filmin gücüne güç katıyor. Açılar, objeler, kadrajlar ve Dali tablolarına kadar çağrışım yapabileceğimiz perspektifler son derece etkileyici. Görselliğin büyüleyiciliği konusunda tam da burada küçük bir şahsi not da ekleyeyim. 3D hadisesine tam olarak alışamayan, hatta neredeyse gereksiz bulan, “film bu arada 3D” denildiğinde son dakikada karalar bağlayan biri olarak 3D olayının hakkı nasıl verilir onu da görmüş ve anlamış oldum, belirtmek isterim. Eğer bütün 3D filmler böyle olacaksa ben de varım diye de ekliyorum.

Oyunculuklar için iki kelam etmek gerekirse de hemen herkesin muhteşem seçim olduğu ve bunun karşılığı olarak da harika performanslar sergilediğini söyleyebiliriz. İsimleri tek tek söyleyip uzatmaya gerek yok, herkes muazzam ve  bir kişinin bile rolünde sırıtmaması her zaman gördüğümüz bir durum değil. Buna güzel müzikler, harika kurgu ve kahramanın olması gerektiği gibi oluşturulması gibi etmenler de eklenince Doctor Strange çıtayı epey yükseltmiş oluyor. Filmden ilk çıktığımda “en iyi Marvel filmi” demek için filmin biraz demlenmesi gerektiğini düşünmekteydim ama yazdıkça, hatırladıkça ve üzerine biraz daha kafa yorunca en iyisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Burada Deadpool’un yabana atılmaması gerekliliğini düşünenler olacaktır ama iki film kıyas kabul etmeyecek kadar farklı. Deadpool, aykırılık ve içeriden gelen bir eleştiri için her zaman baş tacı ama Doctor Strange seri olarak ve bu ayarda devam ederse yıllar sonra Matrix ile kıyaslanacak noktaya bile gelebilir.