16.05.2018

Doğu Avrupa Sinemasından Beş Fevkalâde Film

Doğu Avrupa, çizili sınırları bir yana bırakınca, kendi içerisinde sosyal ve kültürel bir küre…

Hangi ülke, hangi sinema, hangi zaman mevhumuna sıkı sıkıya bağlı kalmadan, kimileri II. Dünya Savaşı zamanını, kimileri “Demirperde” günlerini, kimileri de geleceğe olan umudu anlatan, Romanya ve Polonya’yı da kapsamına alan beş tane fevkalâde filmi aşağıda bulabilirsiniz…

Katyn

Polonya’nın en saygı duyulan büyük yönetmeni Andrzej Wajda’dan , dehşet dolu, gerçek bir olayın filmi Katyn… Sovyetlerin 1939 yılında Polonya’yı işgali sırasında 22.000 Polonya askerinin toplu katliamını ve onların ailelerini anlatıyor. Bu korkunç olay, tam elli yıl boyunca Sovyetler tarafından saklandı. Wajda, bu tarihi gerçeği tüm çıplaklığı ile gözler önüne seren, yürek acıtıcı bir film çekmiş. Katyn, 2008 yılında Yabancı Dilde En İyi Film Oscarına aday oldu. Filmin gösterime girmesinden sonra SSCB gazete ve televizyonlarında, bu olayı Nazilerin yaptığı ve Sovyetlerin suçlu olmadığını belirten yazı ve programlar çıktı.

Mother, I Love You

Janis Nords tarafından yönetilen bu Litvanya draması, bir ‘büyüme’ filmi olarak, Dardenne Kardeşlerin The Kid with a Bike filmi ile aynı kategoriye alınabilecek güzellikte… Çok fazla destek ve kaynak olmadan, büyüklerin suç dolu dünyasında ayakta kalmaya çalışan Raimonds’un hikâyesini anlaan film, Berlin Film Festivali’nde Jüri Grand Prix ödülü kazandı. Çocuk aktör Kristofers Konovalovs ‘un performansı ise tam anlamı ile muhteşem!

Beyond The Hills

Romanya Yeni Akım sinemasının izlenmesi zor bir örneği var sırada…

Beyond The Hills, daha önce 4 Months, 3 Weeks and 2 Days filmi ile Palme d’Or kazanan Christian Mungiu filmi… Bir manastırda büyümüş iki yetim kız arkadaşın, dostluklarının ve inançların test edildiği, birbirlerini bırakmadan yaşama tutunmayan çalışan genç kızların yaşadıklarının anlatıldığı acımasız bir hikâyeye sahip…

Seven Invisible Men

Litvanya’nın seçkin yönetmeni  Šarūnas Bartas tarafından yönetilen Seven Invisible Men, toplumun devamlılığında, bireylerin var olma çabalarına odaklanıyor. Eski Sovyetler zamanında, Kırım’da geçen filmde, kendi buhranları ve dertleri olan yedi kişiye dönüyor kamera. Bu insanlar, topluma tehdit gibi algılanmaktadır. Kendi hayatlarını modern toplum ve hükümet dayatmalarından uzak yaşamak isteyen bu yedi kişi, her şeyden uzak, ‘görünmez’ bir şekilde hayatlarını yaşamaya devam edebilecekler midir? Aslında bir yol hikâyesi olarak başlayan film, votka eşliğinde çölde vuku bulan bir arınma hikâyesine evriliyor, elbette ‘Rus Stili’ …

Eastern Plays

Bulgar yönetmen Kamen Kalev’den göze batan bir modern sinema örneği… Sofya’daki ‘neo-Nazi’ hareketinin tam ortasına çevrilen kamera, uyuşturucudan kurtulmaya çalışan Hristo (Hristo Hristov)’un ve ağabeyinin yeni bir hayat kurma çabasını anlatıyor. NeoNazi gruplar ile olan bağlantıları sırasında yolları Türk bir aile kesişen filmde, Türk ailenin kızı rolünde Saadet Aksoy’u izliyoruz. Gerçekçilik akımının tüm çıplaklığı ile perdeden yansıdığı film, nefis çekimleri ile göz dolduruyor.

Kaynak: illusion.scene360