22.03.2018

DoküPera: Making a Murderer

Bade Balık

Bu nasıl bir kader? Ya da Bu kader mi?

Netflix yapımı, suç ve polisiye filmlerini/dizilerini severek takip eden kitlenin kesinlikle izlemesi gereken on bölümlük bir suç belgeseli; Making a Murderer. Türkçeleştirirsek Bir Katil Yaratmak.

Making a Murderer , adalet duygunuzu sorgulatmakla kalmayıp sizlere çekimleri on sene süren eşsiz bir belgesel sunuyor. Peki, bu belgesel neyi anlatıyor? Wisconsin Manitowoc County’de yaşayan, Avery Hurdalığı denilen yerde yaşayıp çalışan bir Avery ailesi. Ama bir gün tüm kaderleri bir daha düzelmeyecek şekilde değişiyor.

Steven Avery, gençliğinde  ufak tefek bir iki suça karışmış, bu suçlarda kötü arkadaş kurbanı olduğunu savunan ama  sabıkası da  tertemiz olmayan bir adam. Yeni evli ve IQ seviyesi 70. 1985 yılında, Penny Beearnsten adlı bir kadın sahilde cinsel saldırıya uğruyor. Bu da yetmezmiş gibi saldırgan kadını dövüp sahile yakın ormanlık alanda bırakıp gidiyor. Polise giden kadının üstünde saldırganın DNA’sı bulunsa da dönemin şartları bu tür bir teste yetmediği için diğer yollar kullanılıyor ve kadın robot resim çizdiriyor. Robot resim kime mi benziyor? Steven Avery.  Dava sürecinde bu robot resmin gerçekler doğrultusunda çizilmediği önceden Steven Avery’nin fotoğrafının Penny Beernsten’e gösterildiği iddaa edilmesine rağmen böyle bir şey kanıtlanamıyor. Suçsuz olduğunu savunan Steven, saldırı sırasında başka yerde olduğuna dair kanıtlar göstermesine rağmen suçlu bulunuyor ve 18 yıl hapis cezası alarak cezaevine giriyor. Peki tüm bunlar haklı bir yargı sonucu mu?

Yıllar sonra yani Steven Avery 18 yıl cezaevinde yattıktan sonra DNA teknolojisinin gelişmesi sonucunda Steven’ın suçsuz olduğu kanıtlanıyor çünkü saldırganın üstünde bulunan DNA, Steven’a ait çıkmıyor. İşte bu olay özellikle Manitowoc County’de çok büyük yankılar uyandırıyor. Suçsuz yere 18 yıl yatan ve hayatı bitmiş bir adam. Elbette, Steven’da kendi hakkını aramaya başlayacaktır derken Steven, şerife ve bölge savcısına karşı dava açıyor. Alacağı tazminat 36 milyona kadar yükselirken hayat Avery’lere bir tokat daha atıyor.

31 Ekim 2005 yılında Teresa Halbach adında fotoğrafçı bir kadın aniden ortadan kayboluyor. Avery hurdalığında fotoğraf çekmeye gidecek olması ve son konuştuğu insanın Steven olmasından dolayı tüm gözler Steven’a çevriliyor ve Steven cinayet şüphesiyle gözaltına alınıp tutuklanıyor. Steven ve ailesi bu suçlamayı kabul etmemesine rağmen herkes Steven’ın suçlu olduğuna körü körüne inanmış durumda. Zaten belgeselin asıl konusu da bu dava ve davanın süreci çünkü olaylar çok değişik yerlere sürükleniyor. Öncelikle davaya Steven’ın yeğeni olan Brendan Dassey dahil oluyor. İşte ipler bu noktada kopuyor. Brendan’ın okulundan alınıp tek başına sorguya alınmasıyla olaylar başlıyor. Brendan da IQ seviyesi olarak daha düşük 16 yaşında bir çocuk. Biraz da sorgulayan polis memurlarının yönlendirmesi ve korkutmasıyla daha sonradan kabul etmeyeceği bazı şeyler itiraf ediyor. Teresa Halbach’e dayısıyla tecavüz ettiklerini ve boğazını kestiklerini daha sonrada cesedi yaktıklarını dile getiriyor. İşte her şey o anda başlıyor.

Bu sürecin tamamını gözler önüne seren duruşmalar ve detaylar derken izleyici cidden bu işi polisin yapmış olabileceğini düşünüyor çünkü olanların hiçbiri normal değil ve yeterli kanıt gerçekten yok. Dava süreçlerinde karşımıza çıkan bir sürü sonuca bağlanmayan olaylar, Brendan’ın ifadesinin değişmesi, davanın akışını değiştirecek davranışlar derken belgeselin sonuna geliyoruz. 2007’de Steven ömür boyu hapse, Brendan da en erken 2048’de tahliye olmak şartıyla müebbete mahkum ediliyor.

16 yaşında bir çocuk hayata başlayamadan hayatı bitiriliyor. Her duruşmada kendinizi Steven’a daha yakın hissediyorsunuz. Tüm bu olayların bir kenara bırakırsak Steven’ın annesi Dolores’in ve babası Allan’ın o yaşta hayatlarının nasıl mahvolduğunu, Steven’a her zaman inandıklarını ve bir anneyle bir babanın mücadelesini o kadar derinden hissediyorsunuz ki. Bu nasıl bir kader? diye kendinize onlarca kez soruyorsunuz. Tüm dava boyunca teşekkür edilmesi gereken özellikle iki insan var. Dean Strang ve Jerome Buting. Steven’ın savunma avukatları. Her zaman Avery’lerin yanında olmalarının dışında davanın bu kadar uzamasının da en büyük sebebi onlar. Onlar olmasa, onların savunmaları bu kadar iyi ve mantıklı olmasa dava süreci de bu kadar uzamaz ve insanlar Steven Avery’e bu kadar hak vermezdi. Sonuç istenilen gibi olmasa bile en azından ellerinden geleni yaptıkları için ikisinin de vicdanı çok rahat. Zaten bu belgeselde Manitowoc polisi hariç herkesin vicdanı çok rahat diyebiliriz.

Hayatı mahvolan insanlar, güvenilmez polis memurları ve vicdan muhasebeleri… Making a Murderer insanın vicdanını sorgulatan cinsten bir belgesel.