13.01.2021

Dünya Sinema Tarihinden 30 Unutulmaz An

En Etkileyici

1) Scent of a Woman

Öncesi: Düşük gelirli bir lise öğrencisi olan Charlie Simms (Chris O’Donnell), bir haftasonu kör ve aksi bir emekli albay olan Frank Slade (Al Pacino)’e bakıcılık yapmak için ailesiyle anlaşma yapar. Ancak albayın farklı planları vardır. Charlie’yi alıp Newyork’a götürür.

O an: Charlie ve Slade Newyork’ta şık bir restorana gelir ve burada genç, güzel bir kadınla tanışır. Kadın geç kalan sevgilisini beklemektedir. Emekli albay bu süreçte onu dansa davet eder. Kadın önce kararsız kalsa da, karşısındaki kör adamın söylediklerini ikna edici bulur ve beraber tango yaparlar.

Sonuç: Bir filmde tango yapan kör bir adam ne kadar güzel canlandırılabilir? Bu filmle hak ettiği bir Oscar alan Al Pacino bu sorunun cevabını o kadar iyi veriyor ki bize de sahneyi tekrar tekrar izlemek kalıyor.

2) Full Metal Jacket

Öncesi: Filmin daha açılış sahnesinde sert ve acımasız bir çavuş ve acemi deniz piyadelerini görürüz. Savaşa hazırlanan bu genç askerler için eğitim hiç kolay olmaz. Özellikle Er Pyle (Vincent D’Onofrio)’ya takan kaçık Çavuş Hartman (R. Lee Ermey), eğitimin ilk gününden itibaren onu cezalandırır.

O an: Er Joker (Matthew Modine) gece duyduğu sesler sonrasında sorunlu Er Pyle’ı tuvalette, elinde silahıyla bulur. Er Pyle silahını doldurur ve eğitimde uyguladıkları hareketleri yapmaya başlar. Olayı duyan tüm koğuş uyanır ve Çavuş Hartman sinirden deliye dönmüş bir şekilde olay yerine gelir. Orada geçirdiği zamanda giderek delirmeye başlamış Er Pyle önce çavuşu vurur, sonra ağzına silahı dayayıp intihar eder.

Sonuç: Kubrick’in dehasına bu sahnede tekrar tanık oluruz. Sahnedeki gerilimi arttırmak ve karakterlerin psikolojisini yansıtmak için kullandığı sesler ve mekan neredeyse kusursuzdur.

3) The Seventh Seal

Öncesi: Antonius Block (Max von Sydow) ortaçağda, savaşmaktan ve savaşın insanın üstünde bıraktığı psikolojiden usanmış bir şövalyedir. Silahtarı Jöns (Gunnar Björnstrand) ile birlikte on yıl süren haçlı seferinden evine dönmektedir. Dönüş yolunda “Ölüm”le (Bengt Ekerot) karşılaşan şovalye, ona canı pahasına satranç oynamayı teklif eder.

O an: İkili deniz kıyısında, taşların üzerine koydukları masada satranç oynarken Block, kendisinin ve Tanrı’nın varoluşunu sorgular. O an mutlak olan tek şey ölümdür.

Sonuç: Ölüm ,yaşam, hayatın anlamı hakkında sorgulayacağınız, dönem filmi gibi görünmesine rağmen evrensel anlatıyı yakalamış bir Bergman şaheseri var karşınızda. Bu sahne gibi dünya sinema tarihinin en anlamlı ve en bilinen sahnelerinden birini barındırması filmin çokça güzelliklerinden birisi sadece.

4) Leon

Öncesi: Leon (Jean Reno), mafya için çalışan bir kiralık katildir. Bir gün oturduğu apartmanda bir aile polisler tarafından katledilir. Yalnızca ailenin 12 yaşındaki kız çocuğu, Matilda (Natalie Portman) şansının yardımıyla kurtulur ve Leon’un himayesine girer. İlk bakışta çok uyumsuz görünen bu ikili vakit geçirdikçe birbirinden hoşlanır. Matilda’ya giderek alışan Leon, onu beladan kurtarmak adına elinden gelen her şeyi yapmaya başlar. Ancak polisler Leon’u yaşadığı evde kıstırır.

O an: Belalı polis ekibinin başı olan Stansfield (Gary Oldman), Leon tam kaçmak üzereyken durumu fark eder, onu takip edip arkadan vurur. Ölmek üzere olan Leon “Stansfield, this is from Matilda” diyerek elindeki pimi polise verir. Kısa bir süre sonra tüm bina patlar.

Sonuç: İlk düşünülen senaryoda, bu sahnede pimi veren kişi Leon değil Matilda’ymış. Ancak sonrada yönetmenin kararıyla bu versiyon çekilmiş. Sahne oldukça etkileyici; ama yine de acaba diğeri olsa daha güzel olabilirdi diye düşünmeden edemiyorum.

5) Being John Malkovich

Öncesi: Craig Schwartz (John Cusack), pek de para kazanamayan bir kukla ustasıyken ek gelir amacıyla New York’ta bir iş hanının 7.5’uncu katında dosya memurluğu işini yapmaya başlar. Bir gün çalıştığı odada bir tünel bulan Schwartz’ın hayatı değişir. Bu tünel, içine giren kişiyi bir süreliğine ünlü oyuncu John Malkovich’in (filmde kendisini oynamaktadır) zihnine götürmektedir. Bunu bir para kazanma aracına dönüştüren Schwartz’ın eylemleri, Malkovich tarafından fark edilir.

O an: Malkovich tünele kendisi girer ve girer girmez kendisini herkesin John Malkovich olduğu bir restoranda bulur. Karşısında oturan kadın, garsonlar, şarkıcı ve diğer herkes sadece “Malkovich” diyerek konuşmaktadır. Durumu anlamayan ve bilinçaltından ciddi şekilde korkan John Malkovich restorandan koşarak çıkar.

Sonuç: Kanımca dünya sinema tarihinin en yaratıcı, dolayısıyla en etkileyici birkaç sahnesinden biridir bu sahne. Malkovich’in birbirinden farklı tiplerin her birinde sergilediği oyunculuksa tek kelimeyle olağanüstüdür.