14.07.2018

Edgar Allan Poe Evreninde Vincent Price

vincent price 6-1024x926 (1)

Konuk yazar: Enes HADZIBEGOVIC

1960 – 65 arası Roger Corman yönetmenliğinde yedi tane Edgar Allan Poe hikayesi filme alındı. Bu filmlerin altı tanesinin ortak noktası ise hepsinde horror türü ile özdeşleşen, zamanının en korkulan aktörü, karanlıklar prensi Vincent Price’ın rol almasıydı. Bu filmlerin hepsi Poe evrenini ne kadar yansıtabildi o tartışılır fakat kendi içlerinde orijinal olmayı bir şekilde başardılar. Abartılı makyajlar, ucuz denilebilecek görsel efektler ve bir takım tiyatral oyunculuklar hikayeleri basitleştirirken Vincent Price’ın varlığı filmlere ürkütücü bir enerji getirmişti. Bu negatif ve pozitif yanların karşılıklı reaksiyonu filmleri korku filmi sevenler nezdinde önemli bir yere konumlandırıyor…Filmlerden kısa kısa bahsederek Vincent Price’ın bu yapımlara neler kattığına daha yakından bakalım o zaman. Ölüm yıldönümünde usta aktörü anmış oluruz böylece. Gerçi ölümünden çok bahsetmek istemiyorum, her an dirilip yanı başımda belirebilir diye tedirgin olmadan da duramıyorum!

house of usherHouse of Usher(1960)

Vincent Price filmde kız kardeşiyle birlikte aile malikhanesinde yaşayan Roderick Usher’ı canlandırıyor. (Altı filmin neredeyse hepsinde olduğu gibi tamamı tek mekanda geçen film hissettirdiği bütün gerilimi bu tek mekanın ruh daraltan atmosferine borçlu). Kız kardeşiyle evlenmek isteyen gencin evlerine gelmesi Roderick Usher’ı huzursuz eder ve onu caydırmak için elinden geleni yapar. Usher ailesinin üzerindeki lanet film boyunca hepimizi sarar ve merakımızı adım adım yükseltir. Vincent Price sarıya boyadığı saçlarıyla hem bizi kendisine yabancılaştırıyor hem de soğuk kanlı duruşuyla bizim de kanımızı donduruyor. Film Price’ın oyunculuğu ve meşhur final sahnesi için bile görülmeye değer.

 

Pit and the Pendulum (1961)

İlk filmin durağan atmosferi bu filmde yerini daha dinamik sahnelere bırakır. Filmde eşini kaybeden Nicholas Medina’yı canlandıran Vincent Price içinde yaşadığı şatonun gizemiyle özdeşleşen karakteri ustalıkla canlandırır. Şüpheli ölümler, aile içi entrikalar, şatoda gizlenen sırlar karakterlerin kıstırılmışlığını kuvvetlendirir. Poe’nun Kuyu ve Sarkaç öyküsünün serbest bir uyarlaması olan film işkence aletleri kadar soğuk, Vincent Price kadar da ürkütücü ve gizemli bir havaya sahip.

 

Tales of Terror (1962)

Tales of Terror Poe’nun Morella, The Black Cat ve The Case of Valdemar adlı üç ayrı öyküsünden uyarlanan üç kısa filmden oluşuyor. Vincent Price üç filmde de ayrı ve kendine özgü performanslar sergilerken Peter Lorre de oyunculuğuyla filmleri bir adım yukarı taşıyor. Bu üç öykünün ikisi saf korku sineması olarak tanımlanabilirken bir tanesi absürd korku türüne yakın bir atmosferde geçiyor. (Corman, The Little Shop of Horrors’tan alışık bu türe) Hikaye türlerindeki bu çeşitliliğe başarılı bir şekilde uyum sağlayan Price çok yönlü bir aktör olduğunu kanıtlıyor.

 

The Raven (1963)

Vincent Price, Peter Lorre, Boris Karloff ve genç Jack Nicholson.. Daha ne olsun değil mi? Poe’nun Kuzgun’undan yola çıkan ve oldukça serbest bir uyarlama olan film listenin en kendine has yapımlarından bir tanesi. Korku, komedi ve fantastik türlerinin karışımı olan The Raven’de Vincent Price’ı iyi bir karakteri canlandırırken görüyoruz. Her ne kadar garip gelse de aktörün sempatik olabileceğini de görmek ona daha fazla saygı duymamızı sağlıyor. Filmin en unutulmaz anı ise kuşkusuz Vincent Price ve Boris Karloff’un akıl dolu kapışması. Beyin güçleriyle yaptıkları büyücülük numaraları ucuz efektlerle birleşince fantastik korku sevenler için eğlenceli bir sinema ziyafeti çıkıyor ortaya…

 

The Masque of the Red Death (1964)

Poe’nun insanı en çok geren öykülerinden biri olan Kızıl Ölümün Maskesi’nden uyarlanan film listenin en olgun filmi. Bütün ülkede ölüm saçan bir salgına dönüşen Kızıl Ölüm’den kaçmak için kendini şatosuna kapatan ve orada durmadan eğlenceler düzenleyen Prens Prospero’yu canlandıran Vincent Price hem karakterin kaçınılmaz sona karşı olan gizli korkularını hem de umursamaz gibi davranan yapısını aynı anda dengeli bir şekilde yansıtıyor. Belki de kendisine en çok sorumluluk yüklenen film bu. Efsane oyuncu belki Kızıl Ölüm’den kaçamıyor ama bu rolün altından alnının akıyla kalkıyor. Bu filmin görüntü yönetmeninin Nicolas Roeg olduğunu da dipnot düşeyim.

 

The Tomb of Ligeia (1965)

Vincent Price bu filmde karısının ölümünün ardından tekrar evlenen ve evlendiği yeni kadının giderek eski karısına benzemeye başlamasıyla aklını kaybetmeye başlayan Varden Fell’i canlandırır. Listedeki filmler arasında duygu yükü en fazla olan The Tomb of Ligeia aynı zamanda Vincent Price’ın dram oynama yeteneğini de gözler önüne seriyor.