15.08.2017

ELEŞTİRİ: The Lazarus Effect

Hande Kara

Ölümden dönmek deyiminin kelime anlamını gerçekleştirmeye çalışan bir grup genç bilim insanı, ölü bir köpeği hayata döndürmeyi başardıklarında, başlarına geleceklerden habersiz zafer mutluluğu yaşamaktadır. Hayata döndürdükleri Rocky, kataraktını bile yenerek yeniden doğmuş, ancak garip davranışlar sergilemektedir. Sponsorlarının oyununa gelen ekibin, laboratuarlarına el konulmasıyla beraber, ellerinde kalan ekipmanla deneyi bir kez daha gerçekleştirerek projenin kendilerinin olduğunu kanıtlamaya ihtiyacı vardır. Ekibin başı Zoe ve Frank’in, bu çalışma nedeniyle evliliklerini ertelemiş olmaları ilişkilerini olumsuz yönde etkilerken, Zoe’nun deney sırasında bir kazaya kurban giderek ölmesinin ardından Frank her şeyi göze alarak, sevdiği kadını hayata döndürmeyi deneyecektir. Ekip arkadaşlarının uyarılarına kulak asmadan, deneyi Zoe üzerinde uygulayan Frank başarılı olur ve Zoe hayata döner. Ama geri dönen gerçekten Zoe midir?

Bu haftanın tek korku alternatifi olan Lazarus Etkisi, iyi bir kadro ve parlak bir fikrin nasıl harcanabileceğinin dersi niteliğinde adeta. Sırtını tamamen jumpscare’e yaslayan, elinde koyu bir katolikle, bir ateist bilim insanının çatışması olmasına rağmen bunu gerektiği gibi kullanamayan ve yıldız kadrosunu da böylece harcayan filmin başrolünde Olivia Wilde, Mark Dupass ve Evan Peters gibi isimler var. Ancak bu isimler filmi kurtarmaya ne yazık ki yetmiyor. Zira karakterler oldukça yüzeysel yazıldığı için oyuncular ellerinden geleni yapsalar da ortaya başarılı bir sonuç çıkmıyor.

Lazarus Etkisi, ne anlatmak istediğine tam da karar verememiş bir film olarak geliyor karşımıza. Filmin ilk dakikalarında bir canlıyı kendi isteği dışında ölümden döndürmenin etik olup olmadığı tartışması söz konusu iken, kısa bir süre sonra sorumuz “ölünce ne oluyor?”a dönüşüyor. Bunu da geçtikten sonra, beynimizi tam kapasite kullanabilseydik neler yapardık konusuna yönelen film, asıl yürümesi gereken dinin bilime karşı çatışmasını sadece fon olarak kullanıyor ve en büyük hatayı da burada yaparak tıkır tıkır yürüyecek akışı bozuyor.

Yönetmen David Gelb’in “Jiro Dreams of Sushi” gibi başarılı bir belgeselin ardından neden ve nasıl böyle bir filme imza attığını anlayamıyoruz. 83 dakikalık, oldukça kısa bir süreye sahip olan Lazarus Etkisi, tüm filmi neredeyse tek mekanda tamamlıyor. Film boyunca, kısa bir süre önce izlediğimiz Lucy’nin yanı sıra Flatliners, Pet Sematary ve Cujo gibi filmler aklımızdan geçerken, bir devam filmine göz kırpılarak bitiyor film. Ayrıca Lazarus ismi verilen sihirli serumun, daha önce Smallville’de karşımıza iyileştirici özelliği olan bir serum olarak çıkmış olması, filmin çıkış noktasının da çok orijinal olmadığını kanıtlar nitelikte.