22.01.2020

Elveda: Bir Ailenin En Hüzünlü Buluşması

Yazarın Film Puanı: 10/7

Hayatımızda en çok değer verdiğiniz üç şey nedir diye düşünsek eminim ki büyük çoğunluğumuz bu üç maddenin bir tanesine “aile” kavramını yerleştirir. Gözümüzü ilk açtığımız anda dahil olduğumuz bir aile tüm yaşamımızı derinden etkilemektedir. Okula başlayıncaya değin neredeyse en çok zaman geçirdiğimiz aile kurumu, tüm karakteristik özelliklerimizin ve kişiliğimizin gelişmesinde büyük bir rol oynamaktadır. İlerleyen yıllarla beraber aileyle geçirdiğimiz zaman giderek azalsa dahi aile bağlarının görülemeyecek güçlü etkisi sayesinde aramızdaki ilişki bizi o ailenin bir ferdi olarak her zaman kabul eder.

Aile içinde yaşadığımız tüm tecrübeler ve anılar kimi zaman en mutlu anlarımızı oluştururken kimi zaman da zihnimizden atmak istediğimiz hüzünlü anları ve olayları barındırır. Yönetmenlik koltuğunda Lulu Wang’ın oturduğu The Farewell (Elveda) filmi de sıcak ve bir o kadar hüzünlü aile hikâyesini ele alıyor. Çin Sineması’nın son dönemdeki başarılı örneklerinden biri olarak gösterilebilecek olan filmin değerlendirmesine geçmeden önce konusuna bir bakalım.

Dünya prömiyerini geçtiğimiz sene gerçekleştirilen 15. Sundance Film Festivali’nde yapan ve burada Londra İzleyici Ödülü’nün sahibi olan film, ülkemizde ise ilk olarak geçtiğimiz sene gerçekleştirilen Filmekimi 2019’da seyirci ile buluşmuştu. Film ayrıca bir süre önce gerçekleştirilen 77. Altın Küre Ödülleri’nde komedi/müzikal dalında En İyi Kadın Oyuncu (Awkwafina) ödülünün sahibi olmuştu.

Lulu Wang’in kendi ailesinin başından geçen bir hikâyeden esinlenerek yazıp yönettiği, Crazy Rich Asians ve Ocean’s 8 gibi filmlerle oyunculuk kariyerinde önemli bir çıkış yakalayan rapçi Awkwafina’nın başrolünde yer aldığı film; Çinli geniş bir ailenin, fazla bir ömrü kalmayan fakat ev ahalisi tarafından bu durumdan bihaber olması sağlanan ailenin büyükannesine “gizli” bir veda etmek için yeniden bir araya gelmesini konu ediniyor.

Amerika’da büyüyen Lili’ye babası bir gün çok can sıkıcı bir haber verir: Çin’de yaşayan Nai Nai’sine -yani ninesi- dördüncü evre akciğer kanseri teşhisi konulmuştur. Aile bu haberi nineden saklayıp, kadının son günlerini huzur ve mutluluk içinde, ailesiyle birlikte geçirmesinin yerinde olacağına karar verir. Lili, böylesine büyük bir haberi saklamanın büyük haksızlık olduğunu düşünse de bu karara uyup, ninesiyle -ona hiç haber vermeden- vedalaşmak için ailesiyle birlikte Çin’e gider. Yönetmen Lulu Wang’in kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak yazdığı ve kahkahası hiç eksik olmayan film, ne duygusallığından ne de incelikli yaklaşımından hiç ödün vermiyor ve muhteşem performanslarıyla yürekleri dağlıyor.

Bir Aile Toplanıyor

Çin Sineması ile yıldızı bir türlü barışmayanlara uzun bir zaman sonra böylesine sıcak ve bir o kadar da hüzünlü bir hikâye sunan film, mesafeli olanlara karşı aradaki buzları birazcık olsun eritme fırsatı sunuyor. İş, okul ve diğer nedenlerden dolayı her biri dünyanın farklı yerlerine dağılmış ve uzun yıllardır birbirlerinden habersiz Çinli bir ailenin fertlerinin, kısa bir ömrü kaldığı tespit edilen büyükannelerini görmek için toplanmasını işleyen filmin tam bir aile draması olduğu rahatlıkla söylenebilir. “Bir ailenin en hüzünlü buluşması” olarak nitelendirilebilecek olan film, dram dolu hikâyesini komedi unsuruyla da destekleyerek türler arasındaki yolculuğunu son derece dikkatli ve bir o kadar da başarılı bir şekilde gerçekleştiriyor.

Hayatın Gerçekleri Acıdır

Evrensel bir konu üzerinden hiçbir şekilde duygu sömürüsüne gitmeden hikâyesini sunmayı başaran film, temposunu hiç kaybetmeden ve izleyicisini sıkmadan derdini anlatıyor. Küresel dünyanın gerçeklerinden biri olan “İnsan doğduğu yerde değil doyduğu yerde” anlayışını Çin toplumu ve ailesi üzerinden veren film, Doğu toplumlarının dahi bu gerçek karşısındaki aciziyetini, birbirlerini yıllardır görmeyen aile bireyleri üzerinden vermeyi başarıyor. İleri derecede akciğer kanseri teşhisi konan ailenin büyükannesinden saklanan gerçek, filmin her anında seyirciyi de bu gerçeğe ortak ederek ailenin birer ferdi haline getirmeyi başarıyor. Gerçeğin farkında olmayan ve küçük bir hastalığa sahip olduğunu düşünen büyükannenin yaşama sevinci ve ailesini bir araya toplayan düğün için yaşadığı heyecan da hayatın tüm acımasızlığına ve olumsuzluğuna karşı güzel bir tokat oluyor adeta.

Güzel Yalan Bazen Gereklidir

Torununun düğünü için organizasyondaki her adıma el atan büyükanne karakteri, “Yalan hiçbir koşulda söylenmemelidir” anlayışına da daha toleranslı bakmamıza olanak sağlayarak “güzel yalan”ın çok da kötü olmadığını en güzel şekilde gösteriyor. Konusu itibariyle her ne kadar dram türünün ağırlığı gözlemlense de filmin içine ayarında serpiştirilen komedi faktörü de böylesine zorlu bir konuyu daha kolay sindirmemize olanak sağlayarak filmi ilgi çekici bir hale getiriyor. Her şeyden habersiz düğün heyecanı ve ailesinin bir araya toplanması arasında günlerini geçiren büyükanne karakteri de salondaki seyirciye çeşitli duyguları bir arada yaşatıyor. Durumun farkında olan aile fertlerinin de gerçekler karşısındaki zorlu sınavı da her biri üzerinden psikolojik anlamda başarılı bir biçimde yansıtılmayı başarıyor.

Artısıyla Eksisiyle

Muhteşem bir film olmamasına karşın, seyircide çeşitli duyguların uyanmasına yol açan film, sıradan bir konuyu elinden geldiğince ve ortalamanın üstünde bir şekilde anlatmayı başarıyor. Filmdeki müzik seçimleri de filmi izlerken çok ön plana çıkmasa da zihnimizin arka planında filmin hikâyesi ile bir şekilde bağdaşıyor ve filmin duygusallığını geçiriyor. Büyükanne karakterinin oyunculuğu da hem dram hem de komedi yönünden geçer not alıyor. Filmin hemen bitişinden sonraki küçük sahne ise filmin seyircisine güzel bir jest ve moral kaynağı olacak şekilde beyazperdede belirerek hafif bir tebessümle salondan ayrılmaya olanak sağlıyor. Her yönüyle ayakları yere basan ve iddialı olmasa da şans verilmesi gereken filmin hikâyesi, hayatın acı ama bir o kadar da gerçeği olarak seyircisinin karşısına bir kez daha çıkıyor.