30.05.2017

En Sevdiğim Hitchcock

Shadow of a Doubt (1943)

Bana sinema aşkını kazandıran yönetmenlerden biridir Alfred Hitchcock. Sinemayla haşır neşir olmaya başladığım zamanlarda ilk onun filmlerini izlemeye başlamıştım ve onun sayesinde sinema benim için bir hobiden ziyade olmazsa olmazım olan bir tutku olmuştur. İzlemediğim filmi yok diyeceğim ender yönetmenlerden biridir Hitchcock, hatta çoğu filmini iki üç kez izlemişimdir.

En sevdiğin Hitchcock filmi ne diye sorulduğunda gerçekten çok zorlanırım, bu soruya bütün yönetmenlerde hemen cevap verebilirim ama söz konusu Hitchcock olduğunda düşünmeden cevap vermek gerçekten çok zor oluyor. En iyi film Oscarını kazandığı Rebecca’dan başlayarak Shadow of a Doubt, Notorious, Rear Window, Vertigo, North by Northwest, sinema tarihinin en önemli sahnelerinden birini barındıran Psycho, zamanında gerçekten büyük olay yaratan The Birds ve daha nice efsane filmleri var Hitchcock’un ama illaki bir filmini seçmek gerekirse benim Hitchcock filmim Shadow of a Doubt’tır.

Teresa Wright’ın nefis oyunculuğuyla birlikte büyük bir gizem içinde insanı saran ve her Hitchcock filmi gibi sürükleyen Shadow of a Doubt benim de en sevdiğim sinema türü olan psikolojik gerilim filmlerinin en iyi örneklerinden biridir. Hitchcock’a en sevdiğiniz film hangisi diye sorulduğunda, “Filmlerim arasında asla ayrım yapmam ama Shadow of a Doubt diğerlerinden bir adım öndedir benim için” demiştir.

Shadow of a Doubt’ın 1991 yılında Amerika Birleşik Devletleri kongre kütüphanesi tarafından “kültürel, tarihi ve estetik” olarak önemli filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film arşivinde saklanmasına karar verilmiştir.

Erdal KÜÇÜKARSLAN

.

Korku filmlerinin ustası Hitchcock’un türü oluşturan ve geniş kitlelerce tanınan birçok filmi mevcut. Bu filmlerin çoğu sinema tarihine genel anlamda da damga vurmuş durumda. Ancak kişisel olarak sevilen, ön sırada tutulan film başka olabiliyor. Benim tercihim ise Shadow of a Doubt. Suçluluk ile kurban psikolojisinin en iyi örneklerinden biri olan, gerilim sosunu müthiş bir ayar ile yediren ve tanıdık olsun olmasın insanlara güven konusunu irdelememizi sağlayan harika bir yapım. Hitchcock bu kez kamerasını karakterler üzerine yoğunlaştırıyor. Umutlar, beklenmedik durumlar ve en hafif tabirle hayal kırıklıkları. Hitchcock filmlerinin bilindik dinamiklerini bu filmde bulmak çok mümkün değil belki ama kesinlikle gelmiş geçmiş en iyi gerilimlerden. Usta yönetmen Chan Wook Park’ın, bu filme ithafen, bir nevi remake (Stoker , 2013) yapımı olması da mutluluk verici bir bonus.

Onur KIRŞAVOĞLU

.

Hitchcock’a ait olan, karanlık şüphe içeren tarz, bu filmde zirve yapmıştır. Film diğerlerinden farklı olarak, hayatından sıkılmış taşralı bir genç kız olan bir baş kahramana sahiptir. Genç kızımız Charlotte’ın şehirli olmayışı ve böylece Hitchcock’un femme fatal kadınlarından farklı oluşunun filme kattığı anlam daha farklıdır. Bu sebeple abartılı olmayan bu genç karakterin araştırma yapması, sırları yavaş yavaş çözmesi çok daha gerçek ve zekidir.

Tuğçe MADAYANTİ DİZİCİ.