05.09.2021

En Sevdiğim Spielberg

Seçil TOPRAK

Empire of the Sun

J. G. Ballard’ın oto-biyografik romanından uyarlanan Empire of the Sun ya da biz gösterilen adıyla “Güneş İmparatorluğu” 1987 yılında gösterime girdiği zaman gişede hayal kırıklığı yaratmış. Tabiî biz nesil olarak bu filmi vizyonda yakalayıp izleyemedik, Spielberg adını yeni yeni duymaya başladığımız zamanlarda el yordamıyla bulduğumuz kopyalarından izledik filmi.

Spielberg’un David Lean filmlerine ve II. Dünya Savaşı’na olan takıntısı nedeniyle filmi yönetmeyi istediğini öğrendiğim zaman bu bilgi beni pek şaşırtmadı. Sevenleri bilir zaten yönetmenin tarihin özellikle 2. Dünya Savaşı dönemine takıntısını. Spielberg’un sinemasını iki bölüme ayırdığımız zaman ortadan keskin bir çizgi bile çekebiliriz. Bir tarafta sinemanın büyüsüne kapıldığı teknik başarıları ile öne çıkan filmleri bir tarafta ise özellikle savaş fonundan beslenen tarihi dramaları.

Film, Shangay’ın Japon istilasına uğradığı 1941 yılında başlıyor. Yani gözümüzü 2. Dünya Savaşı’na çeviriyor yönetmen. Zengin bir ailenin çocuğu olan Jim (Christian Bale) şehirde yaşanan büyük kaos sırasında ailesini kaybediyor ve her gün onlarca insanın öldüğü bu karmaşada yapayalnız kalıyor. Film başladığı andan itibaren uçaklara büyük bir ilgi duyan ve hep uçmayı hayal ettiğini gördüğümüz Jim’in, toplama kampına gönderilmesi ve burada geçirdiği aylar boyunca hayatının yeni bir döneminin başladığının farkına varması filmi aynı zamanda bir büyüme hikâyesi haline getiriyor.

Empire of the Sun aslında bir çocuğun filmi, onun gözünün, onun bakışının… Filmi bu kadar sevmemin hatta Spielberg filmografisi içinde sadece bu filmi sevmemin e önemli sebebi bu. Bu film, bana Spielberg’un teknik harikası filmlerindeki kendi çocuk heyecanı ile prestij filmlerindeki dram hikâyelerinin birleşimi gibi geliyor.

Christian Bale’in on üç yaşında hayatının rolünü oynaması da filmi unutulmaz kılan etmenler arasında. Yazar J.G. Ballard Bale ile, kendi çocukluğu arasında fiziksel bir benzerlik görmüş ve dört binin üzerinde çocuk denendikten sonra Bale rolü almış. Bale’in filme dair söylediği şu sözler tam da başkahramanını yansıtacak ifadeler: “Filmi bitirdikten sonra gerçekten güzel bir dağ bisikleti aldım. Beni tehdit eden kıskanç zorbalar ve beni öpmek isteyen kızlar vardı. Ben sadece bisiklet sürmek istiyordum.”