11.05.2016

Eskişehir Film Festivali Günlükleri – 2

eskfilmfest

Babai

Son yıllarda gündemi tekrar meşgul eden göçmen meselesine, bir baba oğul üzerinden değinen film, yer yer seviye yükseltse de genel anlamda vasatı aşamayan bir film olmuş. Çocuk karakterin aşırıya kaçan eylemleri bu anlamda oldukça yapay kalmış. Performans olarak da pek parlak olamayınca izleyici konsantrasyonunu olumsuz yönde epey etkilemiş oldu. Göçmenlik devam ettikçe bu filmler de devam edecektir ama Babai yerine Dheepan gibi örnekler sinemaya daha çok lazım.

Ansızın

Yönetmen Aslı Özge’nin Almanya’a Almanca çektiği film, bir ölüm üzerinden güven ve ön yargı meselesini masaya yatırıyor. En yakınlarından bile darbe yiyip tek başına bırakılan karakterin değişim süreci net olarak ortaya konmuş. Sinematografik açıdan çok yüksek bir kaliteye sahip olan Ansızın’ın mükemmeliyetçi tavrı  Aslı Özge’nin kişisel tercihlerinin de bir özeti. Biçim ve içeriğin inanılmaz dengede olduğu filmin finali ise çoğu izleyiciyi keyiflendirebilir.

Köpek

Köpek,  toplumsal bazı meselelere değinen ve bunu yaparken üç ayrı hikaye anlatan modern bir masal ama en acıklısından. Trans bireylerin yaşadıkları ve kadına şiddetin olduğu epey etkileyici iki hikaye mevcut. Mendil satan fakir bir çocuk üzerinden anlatılan ise totalde filmi yaralıyor. Gereksiz bir ajitasyona maruz bırakan bu hikaye bütünlüğe de zarar veriyor. Oyunculuklar da vasat olunca bu durum epey etkiliyor. Yine de toplumsal olayları irdeleme cesareti açısından görülebilir.

Son of Saul

Geçtiğimiz yıl yabancı dilde en iyi film Oscar’ı alan, katıldığı festival ve ödül törenlerinden hiç eli boş dönmeyen ve 2.Dünya Savaşı ile alakadar yine yaratıcı bir işin çıkabildiğini gösteren harika bir film Son of Saul. Kötülüğü anlatmak için göstermenin şart olmadığını biraz deneysel bir üslupla anlatan yönetmen, sinirleri bozan ve koltuğa mıhlayan bir anlatım sergiliyor. Yılın en önemli filmlerinden olan Son of Saul, belki de festivalin en iyisi olarak dikkat çekiyor.

Sarmaşık

Her festival Sarmaşık filmi görmekten ve övmekten sanırım dilimizde tüy bitti ama nasıl film gösterimden gösterime koşmaktan bıkmıyorsa biz de yazmaktan övmekten bıkmayacak. Karakterler üzerinden, metaforlar aracılığı ile harika bir Türkiye portresi çizen film, insanların iktidar takıntısı ve tahammülsüzlüklerini de olabilecek en harika keskinlikle peliküle aktarıyor. Nadir Sarıbacak başta olmak üzere her bir oyuncunun sağlam performansları da filmin en büyük gücü. Sarmaşık önümüzdeki yıllarda çok daha iyi yerlerde bahis konusu olacaktır.