25.05.2017

Eternal Sunshine of the Spotless Mind / İzlemek İçin 3 Neden

“ve ayrılık parmaklarımızın birbirine ilk değişinde başlamıştı çoktan ama yine de ansızın yitirdim seni” Tabii ki ansızın değildir yitirmek, öyle gelir insana. Filmin her karesine sindiği gibi her konuşmanın alt metninde, susuşların dinginliğinde, kavgaların göbeğinde her yerde, her yere sinmiştir başlarken bitmenin hüznü. İşte bu hüzün duygusu…

Önemli olan bir sonraki durakta bekleme gücüdür belki ya da tuttuğunu yitirmeme heyecanı. Sondan bir kaçış değildir bu, çünkü yine dönersin birbirine. Kulağına fısıldarsın yıkılan her anının tam orta yerinde “beni unutma” diye. Tekrar buluşacağını bilirsin belki de çünkü bütün ibreler sen ve onu gösterir. İşte bu umut…

Tüm gayretler tek bir yola çıkar. İnkar etsen de, etmesen de… Son karede tekrar tanışmak dileğiyle başlar aslında ayrılık. sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı hâlâ kıpkızıl gülümseyen -sanki ateşten bir tebessüm- zehir zemberek aşkımız (Attila İlhan) hatırlanan bu şiir…

Beck’in unutulmaz müziğiyle filmden bir klip: