27.05.2017

Extant: Bir Bilim-Kurgu “Denemesi”

Daha önceki dizi incelemelerimde, Hollywood’un senaryo sorunu çektiğini ve dizilere ağırlık verdiğini belirtmiştim. Hatta bu sebepten dolayı, daha tanıdık yüzlere yöneldiklerinden de bahsetmiştim. İşte bu sefer de Halle Berry dizinin ağır topu konumunda. Aralarında Steven Spielberg’in de olduğu yapımcı listesi ise oldukça iddialı. Dizinin yaratıcısı ise, daha önce iki spor temalı film yazıp, yönetmiş ve nispeten başarılı olmuş yönetmen Mickey Fisher. Başarılı dizilere imza atmış ve Star Trek serisine hayat vermiş CBS kanalı için çekilen dizi, bilim kurgu ve drama türlerinden oluşuyor.

İlk bölümü seyirciyle buluşan Extant, Molly Woods adlı kadın astronotun başından geçenler üzerinden ilerliyor. 1 yıllık bir solo görevin ardından dünyaya dönen Molly, eşi ve android oğlunun da yardımları ile normal yaşantısına adapte olmaya çalışıyor. Eşinin işine olan yoğunluğu, oğlunun ise garip halleri, bu konuda kendisini aslında biraz zorluyor. Bu arada, eşi ile defalarca denemelerine rağmen hamile kalamayan Molly’nin uzaydan hamile kalarak geri döndüğü ortaya çıkıyor. Hem de tek başına bir yıl görev yapmasına rağmen. Meselenin biraz irdelenmesi ile birlikte Molly’nin halüsinasyon gördüğü ve o sırada olan bitenlerin kayıtlarını sildiğini de öğreniyoruz. Belki de olanlar gerçekti ya da kendini aptalca hisseden Molly bu yaşananların görülmesini istemiyor. Molly’nin eşi John ise ödenek alabilmek için önemli bir sunum yapıyor. Androidlerin, çocuklar gibi tecrübe kazanarak gelişmeleri gerektiğine inanıyor ve bu konuda projesi var. Hatta sunumda kendi android çocukları olan Ethan’ı kullanıyor. Bu olaydan sonra da Molly’nin iş verenleri ile John’un sunum yaptığı şirketin akrabalık bağları ortaya çıkıyor. Bu bağın ulaştığı isim ise Yasumoto isimli bir iş adamı.

Dizinin olumsuz yanlarına değinecek olursak; öncelikle diyalogların çok zayıf olduğunu söylemek gerek. Çok önemli bir bilgi esnasında bile son derece basit kalan diyaloglar var. Etkilenmek ve konsantrasyonu sağlamak güçleşiyor. Buna Halle Berry’de dahil olmak üzere vasat performanslar eklenince daha da olumsuz bir hal alıyor. Hani projeye inanmamak denir ya, sanki dizide o hava var. Geçişler ve bazı verilen sebepler de çok havada kalmış. Mesela Molly’e dikkat edilmesi kararı çıktığında, sırf daha yakın olunması için, John’un projesine de ödenek çıkarılması kararlaştırılıyor. Bu da oldukça zorlama kalıyor. Her şeyi yöneten bir yapay zekaya sahip mekiğin, bir arızasından sonra astronotun 13 saatlik veriyi silebilmesi, bunu döndüğünde yanlışlıkla yaptığını söylemesi ve veri kurtarma ile ilgili hiç bir diyaloğun dönmemesi ciddi bir mantık hatası. Günümüz teknolojisinde bile kaybolan , yanlışlıkla silinen verilen kurtarıldığı düşünüldüğünde; zamanı belli olmayan ama gelecekte geçtiği aşikar olan hikayede bunun yapılamaması hiç inandırıcı gelmiyor doğal olarak. Bazı karakterlerin hikayeye ani katılımı ve altlarının doldurulmaması da vasat hikaye, vasat dizi izlenimini güçlendiriyor.

Dizinin artıları hiç mi yok? İzlemek için neye tutunabiliriz? diyecek olanlar için öncelikle atmosferin gayet iyi kotarıldığını söyleyebiliriz. Özellikle bilim kurgu ve Spielberg tarzını sevenleri oldukça memnun edecektir. Bu anlamda bir dizi için fazla özenli olunduğunu da belirtmek gerek. Yani görsel olarak yapılan iş, hikaye ve oyunculuklardaki açığı biraz olsun kapatıyor. Bunun yanı sıra, flashbackler ve Molly’nin dönmeden önce yaşadığı esrarengiz olay ise merak unsurunu had safhaya çıkartmayı başarıyor. Buradan hareketle, en azından görselliği ve (kötü senaryoya rağmen) merak unsurunu canlı tutabilmesi ile dizinin diğer bölümlerine bir şans vermek düşünülebilir.

Sonuç olarak, atmosferi, görselliği ile umut vadeden ama diğer özellikleri ile ve ilk bölüm itibarı ile biraz hayal kırıklığı yaratan bir yapım. Halle Berry’nin dizi tecrübesizliğini üzerinden atıp, iyi performans sergilemesi en büyük temennim. Senaryodaki aksaklıkların ise pilot bölüm olmasından kaynaklı olabileceğini düşünüp, düzelmesini beklemek lazım. Bunun için birkaç bölüm daha izleyip, diziye bir şans vermek gerekiyor. Belki siz de ruh yerine tecrübelerin daha önemli olduğunu düşünmeye başlarsınız. İyi seyirler.