03.06.2017

!f Bağımsız Filmler Festivali Günlükleri – 4

Grandma

Feminizmin yine müthiş bir işçilikle filmin her bir karesine işlendiği bir yapım var karşımızda. Bir büyükanne ve torununun bir günlük yol hikâyesi olacak tanımlayacağımız film üç kuşağın birbiri ile kopuk olan ilişkilerini onarıyor aynı zamanda. Çılgın büyükanne için geçmişi ile muhakeme yapmak, anne için içinde bulunduğu durumu sorgulamak, torun için ise önünde uzanan hayatına daha bilinçli adımlarla yol almak konusunda fırsat veriyor Grandma. Filmin en önemli artısı ise kadının kimden ne zaman ne şekilde çocuk sahibi olacağı veya olmayacağı tamamen onun kararına bağlı olduğunu muhteşem bir yalınlık ve ustalıkla söylüyor olması olsa gerek. Grandma kaçırırsanız özellikle büyükanne Elle ile tanışma fırsatını yakalayamayacağınız bir film.

Tuba BÜDÜŞ

Men & Chicken

Sanırım benim için festivalin zirve noktasına oturan filmdir Men & Chicken. Yönetmen Anders Thomas Jensen’in önceki filmlerini izlemiş ve sevmişseniz zaten buna da koşarak gideceğinize eminim. Lakin Jensen ile daha önce tanışmayanlar, eğer kara mizahtan hoşlanıyorsanız, bilime ve felsefeye az çok kafayı takmış kimselerseniz bu film tam size göre. Jensen sürekli kullandığı oyuncu kadrosu ile yine muhteşem bir birliktelik kuruyor. Ve bu birbiriyle zaten çok iyi bir uyum yakalayan kadrodan yaratılan karakterler, bir nevi içerisine hapsoldukları mekânda dini, felsefi, bilimsel konuşmalar gibi birçok muhteşem faktör birleşince ortaya tadından yenmez bir yapım çıkıyor. Evrim ve türler arası geçişi, yarattığı etkileyici çatışma ile ustalıkla anlatıyor Men & Chicken.

Tuba BÜDÜŞ

Liza The Fox Fory

Güzeller güzeli, masum bir kızın öldürücü bir tilki olduğuna kim inanır ki? Liza bakıcılığını yaptığı kadın ve hayalini gördüğü eski bir Japon şarkıcı dışında hiç kimsesi olmayan yalnız bir kadındır. Ama biz Liza’nın hayatını gözetlemeye başladıktan sonra o durgun hayat epey hareketlenir. Ard arda tanıştığı ya da hoşlandığı, yani onun hayatına bir nevi dâhil olan herkes ölmeye başlar. Ve ondan sonra Liza’nın absürd komik bir o kadar da gerilim dolu hayatı soluk almadan yol alır. İzlerken oldukça eğleneceğiz garanti olan film, her adımında yok artık dedirtecek denli de sürprizlere gebe. Absürt komediyi bu kadar güzel kullanan aynı zamanda da inceden toplumun yaşayış şeklini, sistemi eleştiren kaç film vardır ki böylesine?

Tuba BÜDÜŞ

Into the Forest

Minyatür bir post apokaliptik film olan Into the Forest, uzun süreli ve sebepsiz bir elektrik kesintisinde yasama ayak uydurmaya çalışan iki kız kardeşin oldukça dramatik hikayesine odaklanıyor. Zorluklardan birlik olarak kurtulmak ve bencillik gibi altmetinlerin de olduğu yapım, klişeleri farklı hikayesi içinde saklayamamasından dolayı çok açık veriyor. Karakterlerin oluşumundaki zayıflık ise filmin gücünü iyice azaltıyor.

Onur KIRŞAVOĞLU

Ormanın içinde yaşayan bir ailenin, post apokaliptikleşen bir dünyada yaşam mücadalesine odaklanan film, ayrıntılar konusunda özensizliğinden dolayı yer yer inandırıcılığını yitiriyor. Senaryonun bir yere varmak istemeyen kurgusu, tahmin edilebilir hamlelerle seyirciyi şaşırtmıyor. Sonuç olarak iyi ses tasarımı çalışması dışında, tatminsizlik hissi dışında akılda kalıcı bir noktası bulunmayan bir film konumuna demir atıyor.

Haktan Kaan İÇEL

Yakuza Apocalypse

Neredeyse her sene bir film çeken ve festivalleri boş geçmeyen Takashi Miike izleyiciyi yine kana boğuyor. Oldukça absürd ögeler barındıran film, bu yönünü biraz düşük tutuyor ve kendini ciddiye alma hatasına düşüyor. Bu hataya rağmen estetik anlamda doyurucu olan yapım, uygun bir psikoloji ile izlendiğinde eğlendirmeyi de fazlasıyla başarıyor. Vampir filmlerini ve parodilerini sevenler de Yakuza Apocalypse’den oldukça memnun kalacaktır.

Onur KIRŞAVOĞLU

Son yıllarda ciddi filmlerle sinema yolculuğuna devam eden üretken yönetmen Takashi Miike, oyunbaz cümbüşlü filmlerine geri dönüyor. Olabildiğince absürtlüğün sınırlarını zorlayan film, The Raid filminden hatırlayabileceğimiz Endonezyalı oyuncu Yayan Ruhian ile renkleniyor. Film bilgisayar oyunlarından hallice bir düzenle ilerleyerek, farklı düşmanlarla savaşan vampir Yakuza üyelerinin hesaplaşmasına odaklanıyor. En sonda bonus olarak tabir edebileceğimiz bölüm sonunun güçlü karakterlerinin kapışması ile son buluyor. Tam bir curcuna denilebilir. Akla zarar bir hikaye ve kurguyla ilerleyen film, eğlenmek isteyen izleyiciler için farklı bir deneyim olarak nitelendirilebilir. Aksi takdirde yorucu, bitmek bilmeyen ve fazla kafa karıştırıcı bir film olduğundan çok da tavsiye edebileceğim bir iş değildir.

Haktan Kaan İÇEL