03.06.2017

!f Bağımsız Filmler Festivali Günlükleri – 9

Entertainment

Herkesi güldüren ama ici kan ağlayan komedyen hikayesindeki gibi hüzünlü ve depresif bir film. İnsanın açmazları, iç dünyası ve kararları her zaman bir gölge gibi peşinden gelir. Bu güzel anlatımlar filmi güzel kılıyor ancak, özgün olmasından etkilendiğimiz festival filmlerinin de artık kendi klişelerini yaratmasını korkuya izlememize sebebiyet veriyor. Donuk, içine kapanık ve garip hareketler sergileyen karakter filmlerinin biraz durulmaya ihtiyacı var.

Onur KIRŞAVOĞLU

Sıkıntılı bir karakterin profilini çizerken; buhranları, takıntıları hikaye anlamında iyi yansıtılıyor. Bunda başrol oyuncusunun da büyük payı olduğunu söyleyebiliriz. Bu kadar itici bir karakterin etrafında dönen bu filmi izlerken seyirci yer yer zorlanacaktır. Çünkü film içi tekrarlar arttıkça, bir paradoksun içinde kaybolduğunuzu hissetmenize yol açılıyor. Bu da izleyici soğutabilir. Komedinin içindeki dramı çarpıcı bir şekilde yansıtan Ertertainment, iyi bir deneme olmasına rağmen insanın içinde yarım kalmışlık hissi yaratıyor.

Haktan Kaan İÇEL

Fresh Dressed

Hip hop kültürü sadece müzik, sözler ya da isyandan ibaret değil. Gucci, Polo, Versace gibi devlerle kapışma noktasına gelen moda ile de oldukça alakalı. Eğer hip hop nefretiniz yoksa ilgi ile izler ve bazı dönemlere şaşırıp kalabilirsiniz. Tabii fonda yükselen müzikler de eğlenceyi artırıyor.

Onur KIRŞAVOĞLU

Hip hop kültürünün, modaya yansımalarını son derece dinamik bir üslupta anlatan belgesel, rengarenk desenli kıyafetlerin varlığıyla görsel bir şölene dönüşüyor. Bu kültür ve kimlik hakkında hiçbir yerde duymadığınız bilgileri edinebileceğiniz gibi, geçmişe yolculuk kimi bünyelerde duygusal anlara neden olabilir. Ancak belgeselin en büyük handikabı moda sektörüne ilgili değilseniz, konu belli bir süre sıkılmanıza neden olacaktır.

Haktan Kaan İÇEL

Krisha

Krisha pişmanlıklar, geçip giden sorunlar ve yapabileceklerinin sınırı ile yüzleşmek zorunda kalan bir anne, bir kardeş. Gerilimi bol, rahatsiz ediciliği tavan olan bir atmosfer ile geri dönüşünü müjdeliyor. Aile bireyleri ile birlikte biz de korkuyoruz. Acaba Krisha bir sorun çıkartacak mı? Festivalin en iyilerinden…

Onur KIRŞAVOĞLU

Filmin ilk yarısında bir Amerikan ailesinin yaşantısından anları seyircisine yansıtıyor. Dingin temposuyla umudunuzu yitirmenize neden olacak sıradanlıkta bir seyir devam ederken, film bir arap atı misali son düzlükte atağa kalkarak, çarpıcı bir işe dönüşüyor. Alevlenen film, psikolojik bir dramanın etkileyici kollarında nefes alıyor. Kesinlikle bu festivalin iyi işlerinden biri haline geliyor.

Haktan Kaan İÇEL

A Bigger Splash

Eski sevgili, yeni sevgili, kışkırtıcı bir genç kadın ve çekici bir erkek. Bütün bu insanlar aynı zamanda arkadas ve bukunduklari yer tatil. Kim kime güvenebilir? Kim romantizm yaşayabilir. Yoksa tek amac eglence midir? Saglam oyuncu performanslari ile romantik bir gerilim. Yönetmen için bir geri adım ama sıkılmadan izlemek garanti.

Onur KIRŞAVOĞLU

Mustang

Fransa’da yaşayan yönetmen Deniz Gamze Ergüven’in kafasındaki oryantalist Türkiye ile ilgili fantezilerini perdeye aktardığı Mustang, çok büyük talihsizlik tek kelime ile. Ülke gerçeklerinden bihaber Ergüven, tamamen gerçeklerden uzak, yabancı kültürlerden apartılmış bu film ile samimi olmadığı apaçık ortada. Zira Mustang, tam anlamıyla bir proje filmi; bu yıl birçok festivalde boy göstermek, samimiyetsizlik üzerine kurulu bu filmi pazarlamak amaç. Zaten bu konuda da fazlasıyla başarılı oldular. Elbette bizim ülkemizin kültürüne, gerçeklerine tam olarak hâkim olmayan yabancı izleyiciler kurulan eksantrik dünyanın çekimine kendilerini kaptırdılar, ki bu çok normal. Filmin bu pazarlama kafası Oscar adaylığına kadar kendini götürse de, bu gerçekleri çarpıtan, yeterli araştırma yapılmadan belki de kasten böyle bir film yapmanın sorunlu bir durum olduğu gerçeğini değiştirmez. Kırsalda büyükanneleri ve amcaları ile yaşayan beşkardeşin inandırıcı olmayan komik hayatlarını siz siz olun aman merak etmeyin.

Tuba BÜDÜŞ

Just Jim

Sinik bir liseli karakter olan Jim’im kendisiyle ve hayatıyla barışma filmi Just Jim. Jim’in zaten sönük ve yenilgilerle dolu hayatı Dean adlı genç, karizmatik, cool komşularının gelmesiyle hareketlenmeye başlar. Jim ile Dean birbirlerine tamamen zıt iki karakterdir. Film de zaten genelde bu zıtlık üzerinden ilerler. Hatta bu zıtlığı filmin biçimine bile taşır yönetmen Craig Robets; filme birbirine zıt olan yeşil ve kırmızı renk hâkimdir. Kara mizah türündeki Just Jim, derdini kısa ve net bir şekilde ortaya koymasıyla övgüyü hak etmekte kesinlikle. Filmin Fight Club filmine de inceden bir selam gönderdiğini eminim filmi izleyince siz de fark edecek ve çok beğeneceksiniz.

Tuba BÜDÜŞ