03.06.2017

!f İstanbul’da Bu Filmleri Kaçırmayın

bigger splash

A Bigger Splash

Seçil Toprak

Funeral Parade of Roses

Festivaller biraz da perdede izleme şansı yakalayamayacağımız filmlerle buluşma şansıdır. Malum, ülkemizde sinematek olarak hizmet veren bir sinemamız yok. O zaman biz de festivalde izleyebileceğimiz eski filmlere rastlayınca perdede görme şansı yakaladığımız için seviniyoruz. İşte Güllerin Cenaze Töreni tam da böyle bir şans. Stanley Kubrick’in Otomatik Portakal filmine ilham kaynağı olduğu söylenen, Japon yönetmen ve eleştirmen Toshio Matsumoto’nun bu kült filmini beyaz perdede izleme şansını kaç defa yakalayabiliriz ki?

The Boy and The Beast

En güzel film seçeneklerinden biri de perdede izlenecek bir animedir. Son dönemin öne çıkan anime yönetmenlerinden Mamoru Hosada’nın Çocuk ve Canavar filmini perdede izleme şansını kaçırmayın derim. Anne babasının yokluğuna alışmaya ve duygularıyla baş etmeye çalışan küçük bir çocuğun, Ren’in kendini paralel evrende bulmasıyla yaşadıklarını konu alan Çocuk ve Canavar, dövüş sahneleriyle de öne çıkan bir anime.

Kung Fury

Kung Fury otuz dakikalık kısa bir film. Miami’de görev yapmakta olan bir polisin, 80’lerden Hitler dönemine gitmeye çalışırken kendini Vikingler döneminde bulmasını anlatıyor. Konusu zaten nasıl absürd bir filmle karşı karşıya oluğumuzu göstermekte. O yüzden bu 80’ler, video kaset gibi klişelerle kendi bakışıyla dalgasını geçen filmi kaçırmayın.

Visita ou Memórias e Confissões

Manoel de Oliveira’yı geçtiğimiz yıl kaybettik. Kendisinin bu seçtiğimiz filme dair bir vasiyeti vardı; bu vasiyet, filmin ancak ölümünden sonra gösterilebileceğiydi. Vasiyetini yerine getirme zamanı geldi ve yönetmenin 1982 yılında çektiği Ziyaret ya da Anılar ve İtiraflar artık seyirci karşısına çıkıyor. Bu bilgi bile filmi izlememiz için bir sebep.

A Bigger Splash

Luca Guadagnino’nun adını “Benim Adım Aşk” filminden de hatırlayabilirsiniz. İşte Guadagnino’nun Benim Adım Aşk’ı takip eden yeni filmi Sen Benimsin (A Bigger Splash) şahane bir kadroyla perdede sizi bekliyor. Önceki filminde de beraber çalıştığı Tilda Swinton’a yeniden başrol veren yönetmen, bu yeni filminde kendine özgü mizahının altını çiziyor.

Call Me Marianna

Cinsiyet değişimi sürecindeki bir bireyi anlatan Bana Marianna De, karakter odaklı bir film. Hem kendi hayatı üzerindeki rolünü sorgulayan hem de ailesinin bu değişimle ilgili düşünceleriyle uğraşmak zorunda kalan “Marianna”. Filmi anlatırken kullanılan şu ifade tüm filmi açıklıyor aslında:

“Kendisi olmayı hayatındaki herkesten çok isteyen bir kadının hikâyesi.”