15.08.2017

ELEŞTİRİ: Fifty Shades of Grey

Hande Kara

Aslına bakarsanız Fifty Shades of Grey, beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Zira filmden ne bekliyorsam, tamamen onu aldım. Komik (evet bildiğin komik), yer yer iç gıcıklıyıcı, ancak her haliyle tam bir ergen filmiydi. Bugünlerde bilimkurgu dahil, her tür filmin içinden bir kül kedisi masalı çıkması sinirimi bozmuyor değil, ancak Fifty Shades of Grey en azından misyonunu yerine getiren bir film. Evet misyonu bu ama, 18+ sınırlaması sebebiyle hedef kitlesini de ister istemez ıskalıyor.

Zengin ve yakışıklı bekarlar listesinin bir numarasında olan Christian Grey ile edebiyat öğrencisi Anastasia Steel’in tesadüf eseri tanışmalarının ardından yaşadıkları cinsellik odaklı ilişkilerini anlatan Fifty Shades of Grey, tüm dünyada çok satan serinin ilk kitabının beyazperde uyarlaması.

Kitap serisinin hayranlarının, filmin haberinin ilk çıktığı andan itibaren çeşitli oyuncu yakıştırmaları yaptığı Christian Grey’i ete kemiğe büründüren Jamie Dornan, donuk bakışları ve seri katilden bozma hareketleri ile Christian karakterinin içini dolduruyor. Ancak Ana’yı oynayan Dakota Johnson konusunda halen çekimserim. Zira güldüğü zaman, hiç de 21 yaşında bir genç kız gibi görünmüyor.

Kokainman bir hayat kadının oğlu olarak dünyaya gelen Christian zor bir çocukluk geçirmiş. O dört yaşındayken annesi intihar etmiş ve o da bir aile tarafından evlat edinilimiş. Christian’ın bu baskın karakteri belli ki çocukluğuna ve annesine dayandırılıyor. Oysa araştırmalar, popüler kültürün aksine, ilişkide şiddet uygulamaktan ya da kendinize şiddet uygulanmasından zevk almanın, anormal bir davranış olmadığını söylüyor. Psikoterapist Pamela Stephenson Connolly’nin cinsellikte şiddet unsurları olmasından hoşlanan bir grup katılımcıyla yaptığı çalışmada, katılımcıların psikolojik olarak herhangi bir rahatsızlık taşımadığını ve geçmişte yaşadıkları herhangi bir travmanın bulunmadığını gösteriyor. Yine 2013 yılında Almanya’da yapılan bir araştırma, ilişkide şiddet seven kişilerin daha dışa dönük, sosyal, yeni deneyimlere açık, karar alabilen, akıl sağlığı yerinde ve partnerlerine daha sadık olduklarını ortaya çıkarıyor. Yani Christian’ın bu tercihini bir yere yaslamak zorunda değiliz, değilsiniz.

Şimdiye kadar normal bir ilişki yaşamamış, dominant karakterli Christian’ın bakire Ana ile yaşamak istediği cinsellik merkezli sözleşmeli ilişki, gün geçtikçe kendini Christian’a kaptıran Ana’ya ağır geliryor. Ancak yaşadığı bu heyecana da bir türlü sırtını dönemeyen Ana için dönüm noktası, kendisine saygısını kaybettiği bir anda geliyor. Diğer taraftan ben romantikliğe inanmam, sadece ister ve alırım diye söylenip duran Christian ise film boyunca yaptığı jestlerle dominantlıktan romantikliğe uzanan bu yolda kendi kendisiyle çelişmeye başlıyor.

Kitabı okumadığım için bir kitap/film karşılaştırmasına giremiyorum ancak şunu söyleyebilirim ki, Fifty Shades of Grey bu yaş sınırlandırmasıyla sanırım kitabın kurbanı olmuş. Zira filmde gördüğümüz çıplaklığın ve seks sahnelerinin abartılacak bir yanı yok. Evet karşımızda zevkleri standartların dışında bir adam var, oyun odasında gördüklerimiz de bunu destekliyor. Ancak iş bunu pratiğe dökmeye gelince, birkaç şaplak ve kelepçenin ötesine geçemiyoruz ki bdsm (bondage, disiplin, hakimiyet, teslimiyet, sadizm ve mazoşizm) bu kadarla sınırlı değil.

Filmde beni hakkaten güldüren iki sahneden de bahsetmeden geçemeyeceğim. İlki Christian’ın Ana’yı çalıştığı hırdavat dükkanındaki ziyareti sırasında ikilinin arasında geçen şu diyalog; Ana; “Kablo bağları, bant, ip. Tam bir seri katilsin.” Christian; “Bugün değil.” Ki bu gönderme adeta Jamie Dornan’ın bir seri katili oynadığı The Fall dizisine yapılmış gibi ikincisi ise, Ana’nın Christian’ın otel odasında uyandıktan sonra sorduğu, yoksa biz şey yaptık mı sorusuna Christian’ın verdiği “nekrofili pek tarzım değil cevabı.” Zira bu da benim zihnimde The Fall’a bir gönderme olarak yer etti. Çünkü Jamie Dornan’ın dizideki karakterinin fantezilerinden biri de, bilincini kaybetmiş bir kadınla beraber olmaktı.

Üzerinde bu kadar çok yazılacak düşünecek bir şey olmasa da, Fifty Shades of Grey özellikle ilk vizyon gününde salonları doldurarak, haftanın en önemli filmi olarak vizyondaki yerini aldı. .