12.10.2016

Film Ekimi: The Handmaiden

 

the-handmaiden

The Handmaiden

2000’li yıllara muhteşem bir giriş yapan, daha on yıllık dönemin yarısı olmamışken birbirinden harika beş film ortaya çıkaran Chan-Wook Park, daha sonra daha az ve öz filmler çekmeye başladı. Kimilerince beğenilmeyen ama Shadow of a Doubt’a harika bir saygı duruşu niteliği taşıdığını düşündüğüm Stoker sonrası üç yılık bir ara veren Park, nihayet Filmekimi 2016 sayesinde daha erken izleme şansı bulduğumuz The Handmaiden (Ah-ga-ssi) ile geri döndü. Bu geri dönüş, aynı zamanda yıllar sonra ülkesinde tekrar film çekme anlamına da gelmekteydi. İntikam üçlemesi ve suç filmleri sonrası, gerilim türüne hizmet etmeye başlayan Park, biraz yumuşatmış gözükse de yine gerilim ögelerini bolca kullanıyor.

Naif ama Agresifliğe Meyilli Mesajlar

Park, birkaç meseleye, çok şık dokunduğu filmde, öncelikle leydi -hizmetçi üzerinden söylemlerde bulunuyor. Birbirlerini tamamlayan, aynılaşan ama sınıf farkı olan bu iki karakter üzerinden hem ülkenin durumuna, hem kadın erkek meselesine, hem de yönetme yönetilme meselelerine dair naif ama agresifliğe oldukça meyilli mesajlar veriyor ve işe derdini önümüze bu açıdan sermekle başlıyor. Kadınlar üzerinden oldukça cesur sahneler ve hazmı zor iletişim yaratmasına rağmen, bunu iticilik seviyesine taşımıyor ve  kadınların gücünden, her şeyi istedikleri gibi yönlendirebileceklerinden bahsediyor.

Bunu yaparken de Kont ya da Amca karakterlerini de iddialı görünmelerine rağmen zayıf olarak nitelendiriyor, yani erkeklerin zaaflarını ortaya döküyor. Park, feminist bir bakış açısı ile erkeklerin gücünü kalıplardan, geleneklerden ve öğrenilmişliklerden aldığını ama kadınların bunu her zaman içten gelerek ve elde ederek yaptıklarını vurguluyor. Kısacası, gerçek gücün kesinlikle kadınlar olduğunu vurguluyor.

Bu meseleyi perdeye yansıtan Park, arka planda da hem ülke durumuna atıfta bulunuyor hem de yarattığı küçük oyunlar ya da manevralarla konsantrasyonu kaybettirmiyor. Tabii burada biraz Park filmografisine göre dağınıklık olduğunu söylemek, meselelerin hızına geçişlerin tam ayak uyduramadığını söylemek gerek ama bu filmi kötü yapacak keskinlikte değil. Hem aşk, hem gerilim dozunu bazı anlarda fazla hissettiren filmin, cinselliği kullanımı ve cesur tavrı ile de seyirciyi bir nevi zorluyor. Bir süre sonra elimizdekilere baktığımızda, kadın erkek meselesi, sert ve fetiş bir cinsellik, ters köşeler ve  bolca gerilim buluyoruz. Usta bir yönetmen olmasa, tüm bunların çorbaya dönme ve erotik soslu ikinci sınıf bir suç filmine evrilme ihtimali belirirdi ama işin başında Park olunca, çok beğenmesek bile hakkını verdiğini söyleyebiliriz. Zira, Park’ın öncelikle usta olduğu konulardan biri atmosfer yaratmadaki becerisi. Hani en kötü filminde bile, kurduğu bu çatı, kesinlikle içindekileri de kurtaracak düzeyde olabiliyor. Sinematografi de kurulan atmosfere uygun ve büyüleyici olunca meseledeki eksikler de göz batmıyor. Bu konuda, genellemeden filme dönecek olursak, yine harika bir işçilik ve muazzam bir biçim olduğunu söylemek gerek. Bazı anlarda filmi izlemeden, sadece o sahneyi görsek Chan Wook-Park işi olduğunu anlayacağımız düzeyde ve o özgünlükte. Velhasıl, bazı dönüşler sizi üzse de, finali tatmin edici gelmese ve beklenti karşılanmasa bile (ki bunlar bu filmde olası durumlar) anlatılar hoşunuza gitmese bile, görsel olarak Park filmi izlediğiniz için sonunda mutlu olmama şansınız çok az.

handmaiden

Filmin Oyunculuk Performansları Gayet İyi

Filmin bütün oyunculuk performansları gayet iyiydi ama daha bu yıl içerisinde Hon Sang-Soo’nun değeri anlaşılamayan ve anlaşılmasını umduğum Right Now Wrong Then filminde de harika performansını izlediğimiz Kim- Min Hee’nin yine döktürdüğünü söylemek gerekmekte. Ondan önümüzdeki yıllar için çok büyük beklentim olduğunu ve doğru eller klişesi ile çok daha önemli yerlere gelebileceğini düşündüğümü belirtmem gerek.

Chan-Wook Park, hikayesinde ve manevralarındaki  eksiklerine rağmen yine etkileyici ve kendine yakışan bir filmler karşımıza çıktı. Özgürlüğün, özgürleşmenin inançla alakası olduğunu anlatan Park, kadınların güçlü olduğu dünyanın da bir portrersini çiziyor. Görsel açıdan tatmin olmanın garanti olduğu The Handmaiden, atmosferi ile de büyüleyici anlara imza atıyor. Park’tan bir başka Oldboy çıkar mı bilinmez ama kendi ülkesinde film çekmeye devam etmesi sanki hepimiz için hayırlı olur.