15.10.2016

Filmekimi Günlükleri – 8

ma-loute

Ma Loute

Kışkırtıcı dramlarıyla tanınan Bruno Dumont, izleyicileri şaşırtarak absürt bir komediyle izleyici karşısına çıkıyor. Film adeta sürreal bir dünyanın içinde cereyan ederken, fiziksel performans esprilerine dayalı bir mizah anlayışı benimsiyor. Filmde absürtlük sınırlarını zorlayan sululuk, yapay oyunculukla birleşince ucuz bir komedi ortaya çıkıyor. Oyuncuların performanslarının fazlaca tiyatral durması Juliette Binoche gibi kaliteli bir oyuncuyu bile çekilmez kılmış. Başlarda bol bol gülüp, sonrasında tekrarlarla içinizin bayılacağı bir çalışma…

Haktan Kaan İÇEL

like-crazy

Like Crazy (Deli Dolu)

Valeria Bruni Tedeschi’nin adeta tek başına şov yaptığı film, yerinde duramayan eğlenceli bir yapım. Yönetmen yer yer dram öğelerini de filme katsa da, genel itibariyle her anından keyif alabileceğiniz bir filme dönüşüyor. İtalya’nın bir anlamda Thelma ve Louise’e mizahi dille bir cevabı diyebileceğimiz Deli Dolu, anlattığı dostluk hikayesini geçmişte travmatik deneyimler yaşayan iki insan üzerinden layıkıyla yaparak büyük başarı sağlıyor. Belki de bu festivalin sürprizi diyebiliriz.

Haktan Kaan İÇEL

caini

Câini (Köpekler)

Rumen sinemasının festivallerde şov yapmasından sonra her yeni Rumen filmi dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştı. Filmekimi’nde de diğer iki ağır top Rumen filmine göre daha mütavazı bir film olan Caini’yi ıssız bir yolda son düzlükte freni patlayan bir arabaya benzetebiliriz. Olabildiğince yalın bir şekilde dingin ilerleyen film, tekinsizliğindeki başarısıyla takdiri hak ediyor. Filmin son beş dakikasında adeta birinci vitesten beşinci vitese çıkan film özellikle finaliyle izlenmeyi hak etse de, diğer iki Rumen filmine göre zayıf kalıyor. Rumen yeni dalgasının dışına çıkıp daha çok Güney Amerika kırsallarında geçen filmlere benzetebileceğimiz yapımı izlediğinizde pişman olmuyorsunuz.

Haktan Kaan İÇEL