02.08.2019

Fragmanı Kendisinden İyi Olan Dizi: What/If

On bölümlük ilk sezonuyla mayıs ayında ekranlara gelen, Renée Zellweger ve Jane Levy’nin başrollerini paylaştığı, kadrosunda Blake Jenner ve Louis Herthum gibi isimleri de barındıran antoloji serisi What/If’in fragmanı oldukça ilgi çekici.

Dizi, kocasının başka biriyle baş başa geçireceği bir gece karşılığında para teklifi alan ve ‘aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık’ ikileminde kalan genç bir kadının yolculuğunu anlatacağını iddia ederek izleyiciyi anında yakalasa da verdiği bu söz birkaç bölüm sonunda saman alevi gibi sönüyor ve aslında fragmanın tamamen izleyiciyi manipüle etme amaçlı atılan bir adım olduğunu gösteriyor. Hatta söz konusu gecede yaşananların dizinin ana hikayesine pek tesiri olmuyor. Bu da beklentisinin karşılığını alamayan izleyiciyi hayal kırıklığına uğratıyor.

Pembe dizi kıvamında, intikam, aşk ve aile gibi basit insani duyguları alıp üzerine hikâye kurulmuş dizi her sezon başka bir etik kavramı ele alacağının ve verilen tek bir kararın bir kişinin tüm hayatının gidişatını nasıl etkileyebildiğini göstereceğinin sözünü verse de What/If henüz ikici sezon onayı almış değil.

Eş ya da İş

Dizi Renée Zellweger’in canlandırdığı risk sermayedarı Anne Montgomery’nin Lisa’nın (Jane Levy) kocası Sean (Blake Jenner) ile bir gece geçirme karşılığında, Lisa’nın biyoteknoloji şirketine yatırım yapma sözüyle başlıyor ve Lisa’yı kocası ve işi arasında seçim yapmaya zorluyor. İzleyiciyi de “Ben olsam ne yapardım?” gibi zorlayıcı bir soruya cevap vermeye hazırlıyor.

O geceye ait herhangi bir detayın dışarıya yansımaması gerektiği anlaşmanın geçerliliği için şart koşulsa da Lisa ailesinin ve arkadaşlarının her şeyi göze alarak yatırım yaptığı şirketini ayakta tutmak uğruna belki de son bir şans gibi görünen teklifi kabul ediyor. Ailesinin yüzünü kara çıkartmak, arkadaşları ve çalışanlarını işinden etmek, büyük emek verdiği ve başarılı olursa birçok çocuğun hayatını kurtaracak olan fakat geliştirilmesi gereken teknolojisinin çöpe gitmesine razı olmak istememesi Lisa’nın böyle bir seçim yapmasına neden oluyor.

Merak Unsuruyla Diziyi Yürütme Çabası

Ahlakî ve etik değerlerin sorgulandığı bu melodramda başta Anne olmak üzere hemen hemen her karakterin gerek diğerlerinden gerekse biz izleyicilerden sakladığı bir şeylerinin olması diziyi izlemeye devam etmemize yetse de bölüm sonları ilgi çekme konusunda başarılı olamıyor. Özellikle beşinci bölümde zamanda bir ay atlanması konunun sürekliliğini bölüyor ve anın heyecanını kaybettiriyor.

Dizinin en büyük eksiği karakterlerinin herhangi belirgin bir amaca hizmet etmemesi olarak görülüyor. Lisa’nın şirketini kurtaracak yatırımcı arama hedefi daha ilk bölümde nihayete eriyor ve bundan sonra şirket genç kadının odak noktasından çıkıyor. Onun yerine tüm sezonu Anne’in neden kendisine yardım ettiğini ve tüm olanakları önüne sererek şirketi ileri taşıdığını merak etmesiyle geçiriyor. Yani Lisa aktif olmaktan çıkıp, Anne’in kendisine çizdiği basamaklardan tırmanıyor o kadar. Bu nedenle de ana karakter gibi görünen genç kadın aslında piyon olmaktan öteye gidemiyor. Anne ise kendisine yeterince sahne süresi verilmediğinden ana konuya yön veren bir yan karakter gibi görünüyor.

“Her şeyin bir oluş nedeni vardır,” diyerek diziyi başlatan Anne Montgomery, sezon boyunca bize anlamsız gelen hareketlerinin hepsinin aslında bir gerekçesi olduğunu adeta önceden haber veriyor. Sezon sonunda da mantıklı açıklamalarla bir düzene oturtulan olay örgüsü birkaç defa topallasa da nihayet bir sonuca varıyor ve bizi merakın karanlığından çıkartıyor.

Renée Zellweger Diziyi Kurtarmaya Yetmiyor

Renée Zellweger, Anne Montgomery karakteriyle Bridget Jones kimliğinden sıyrılıp müthiş bir femme fatale portresi çiziyor, oyunculuğu göz dolduruyor, fiziği imrendiriyor. Yine de bu başarısı ne yazık ki canlandırdığı karakterin yüzeysel geçmişini göz ardı etmemize engel olamıyor.

Dizi boyunca Anne’in çocukluğunda çektiği acılardan, yaşadığı sıkıntılardan, annesinin ilgisizliğinden, bir adam tarafından tecavüze uğramasından ve tüm bunların Anne’i şimdiki güçlü ve korkusuz kadın haline getirdiğinden bahsediliyor. Fakat geçmişi gösteren sahneler diyaloglara yansıyan acıyı bize aktarmada başarısız oluyor ve Anne’in karakter oluşumuna uydurulan kılıf bizim gözümüzde yetersiz kalıyor. Anti-kahraman mı, geçerli sebepleri olan bir antagonist mi yaratılmak istenmiş anlamıyor ve karakterin biraz daha derinleştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Yan Karakterler Yetersiz

Sean’ın Anne ve Lisa arasındaki çatışmada rolü büyük olsa da kendisi hikâyede en yetersiz, en rahatsız edici ve en gereksiz kişi diyebiliriz. Diğer karakterlerin olay örgüleri ise diziye herhangi bir yenilik getirmiyor, bizleri heyecanlandırmıyor.

Sonuç olarak dizi bir bütün olarak eleştirmenlerden geçerli not alamıyor. Yalnızca beklenmedik son sahnesiyle biraz olsun şaşırtsa da bizlere tam olmamış hissiyle veda ediyor.