08.04.2020

Freud’u Freud’la Anlatmak

Avusturya’nın ilk Netflix dizisi Freud, ünlü nöroloğun gençlik yıllarını kurgu hikayelerle anlatıyor. İsmiyle oldukça dikkat çeken yapım biyografik bir anlatım beklentisi içinde olanları hayal kırıklığına uğratsa da dizinin tamamının psikanalizle bağlantılı oluşu aslında böyle bir profili anlatmanın en anlamlı biçimi olabilir.

Polisiye bir hikâyenin içinde Freud

Hipnozla tedavinin mümkün olduğunu kanıtlamaya çalışan genç Freud psikiyatrik hastalara karşı süregelen kemikleşmiş tutuma karşı çıkıyor. Bunu kanıtlamak için zaman zaman hilelere başvurmaya çalışsa da başarılı olamıyor. Bir cinayetle başlayan polisiye hikayeye bir şekilde dahil oluyor ve her şey bir anda bir nevi fantastik hale geliyor. Hatta hikaye bunu o kadar abartıyor ki izleyici ilk üç bölümde yabancılaşıyor. Ancak izleyici kendisine direk izletileni kabul etmekten sıyrılıp ayrıntılara bakmaya başladığında ve bunu Frued’un kuramlarıyla birleştirdiğinde keyifli bir yapım ortaya çıkıyor. Freud’un gençlik yıllarında kokaine olan merakı ve tedavide kullanma denemeleri de bilenen bir gerçek ki dizide de oldukça fazla yer verilmiş. Anlatımda bu sahneler izleyiciye Freud’un kafasının içine bakma fırsatı veriyor.

Hipnoz ve mistisizm

Polisiye bir hikaye fantastik öğelerle birleşince mistik bir his bırakıyor. Hipnoz tekniğiyle mistisizm arasındaki çizgi dizide oldukça flu bir hal alıyor. Dizinin mistik yanının ağır basması Freud’un takıntılı kişiliğiyle birleşince ortaya aşırılıklar çıkmaya başlıyor. Bu noktada biyografik bir yapım bekleyen izleyici boşluğa düşüyor. Dizide olup biten her sahneye sahnedeki karakterlerin histerisi şeklinde bakıldığında hikaye kendini açmaya başlıyor ve izleyici ancak bu şekilde olayların içine girebiliyor. Dizide gösterilen her şey karakterlerin gerçek olaylara getirdikleri anksiyetik yorum. Buna genç Freud da dahil oluyor. Ki Freud’un kendisi üzerinde yaptığı çalışmalar düşünüldüğünde dahil olması olağan. Durugörü gibi spritüel öğeler her ne kadar Freud’la bağlantısız gibi görünse de rüyalar üzerine çalışan, bilinç hakkında bir teori üretmenin bir adım gerisindeki genç nöroloğun incelemek isteyeceği ve pratik etmek isteyeceği bir şey.

Diziye psikanalizle genel bir bakış

Dizide hipnozla birçok kişiyi iradesi dışında bir şeyler yapmaya ikna eden Fleur’un ailesi Szápáry’ler Freud’un Alman bir meslektaşını hipnoz altına alır ve genç adam günlerce bu şekilde dolaşır. Sürekli gittiği barda içkisini içerken yaptığı milliyetçi bir söylemle ortamdaki herkesi etkisi altına alır. Dizinin siyasal tarih açısından en incelikli sahnesi bu olabilir. Ayrıca bu sahneyle beraber dizinin anlatımı da toplum psikolojisine evrilmeye başlar. Fluer’un mücadele verdiği Taltos Fluer’un güdüleridir(id) ve Szápáry Ailesi’nin verdiği mücadele de bunun toplumsal halidir. Bu yönüyle yapım iki kişilik bir aile üzerinden toplum psikolojisine ışık tutar. Fluer’un Taltos’la bambaşka bir hal alıp cinsel açlık çekmesi ve kötü niyetle kendisine yaklaşanları anlık olarak cezalandırması onu kontrol altında tutacak bir egonun bulunmamasındandır. Fluer ancak tüm parçalarıyla barıştığında tedavisi nihayete erer. Taltos’u baskılamayıp ihtiyaçlarına göre yönlendirmeyi öğrenmiştir. Bunun toplumsal boyutu pek öyle işlemez çünkü baskılayacak dış bir otorite her zaman mevcuttur. Freudsa Fleur’la beraberken güdülerinin etkisindedir. Zaman zaman egosu baskın gelmeye çalışsa da onun egosunu daimi olarak ortaya çıkaracak kişi nişanlısıdır.

Dizinin çok daha ayrıntılı analizini yapmak mümkün ama bu genel hatlarıyla bile yeni bir sezon beklentisi içerisine girmek mümkün. Dizinin tek handikabı Freud’un kuramı hakkında fazla bilgisi olmayan izleyiciyi kendisinden uzaklaştırması olabilir. Ama bunun yerine izleyiciyi araştırmaya da yönlendirebilir. Freud birçok açıdan ince kurgulanmış bir yapım. Yeni sezonu beklemeye değer.