01.06.2017

O AN: Funny Games

 

Eli Kanlı Burjuvazi

Beyazlar içerisindeki psikopat Paul ve Peter üst orta sınıf ailemizin evine misafir olalı saatler olmuş, gerilim oldukça yükselmiş, saat gece yarısına yaklaşmıştır. Paul ile Peter’in artık oyun oynamaktan canları sıkılır ve harekete geçerler. Bir ailenin en büyük hazinesi, yaşama sebebi olması gereken şeyin evlat olduğunu bilen Paul ve Peter, hedefe Georgie’yi koyarlar. Tek bir kurşun ile onu yere serer Peter. Georgie’nin kanları televizyon ekranını ve duvarı kaplar. Bu olaydan sonra Paul ve Peter evdeki misafirliklerine kısa bir mola vermek için evi terk ederler.

Ann, televizyonun yanındaki köşede kanlar içerisinde cansız yatan oğluna göz ucu ile bile bakmadan çalışır durumdaki televizyonu kapatır. Haneke’nin tüm filmlerindeki burjuvaziyi en sert eleştirdiği yer de bence burası olur. Bir anne, evladı daha yeni gözlerinin önünde öldürülmüşken, bırak gidip sarılmayı orada yokmuş gibi nasıl davranır? Zira tek dertleri kendilerini nasıl kurtaracakları olur. Giden gitmiş kalan sağlar bizimdir mantığı ile düşünürler. Georgie’ye bunu yapanlardan daha insanlıktan yoksun kişilerdir bence Ann ve George. En azından Peter ve Paul eylemleriyle bunu gösteriyorlar ama Ann ve George mükemmel bir maske ile kendilerini gizliyor. Ne acı! Uzunca bir süre hiçbir şey yapmadan öylece durur ve dinler Ann. Hiç ses gelmeyince Paul ve Peter’in gittiğine tamamen emin olur ve televizyon sehpasının köşesinde ellerinin bağlı olduğu bandı kesmeye çalışır. Haneke bu üst sınıf ailenin çözüm konusundaki yetersizliklerine o kadar çok değinir ki bu sehpa köşesi ile bant kesme fikri yine de en kabul edilebilir olanıdır. Daha sonra eli ve ayağındaki bantlar sebebi ile zorlanarak kalkar ve mutfağa yönelir Ann. Mutfakta bir bıçak yardımı ile bantlardan kurtulur. Bu sırada salonda yerde yatan George, nefessiz kalacak şiddette ağlamaya başlar. Ann’in hiç göstermediği insanlık halini biraz olsun gösteren George’yi de Ann gelip hemen susturur. Zira sakin olmak gerekir, aşırı tepkiler göstermek bulundukları sınıfta çok yadırganır. Bir süre birbirlerine sarılıp, ağlaştıktan sonra başlarının çaresine bakmaya başlarlar.

Haneke, Amerikalıların da bu filmi izlemesini çok ister. Altyazılı film izlemeyi sevmeyen Amerikalılar için hiç üşenmeden tam on yıl sonra İngilizce olarak bire bir aynı filmi çeker. Tek fark oyuncular ve dil olur.