17.09.2018

Gerçek ve Kurmaca Arasındaki “Sınır”

Sınır: Sadelikle İşlenmiş Bir Dram 

Sabancı Vakfı’nın 2016’da “Kısa Film Uzun Etki” adıyla düzenlediği ilk kısa film yarışmasının teması “mülteci kadınlar” idi. 15 filmin katıldığı yarışmanın jüri üyeleri Emin Alper, Tuba Büyüküstün, Ebru Ceylan, Stefan Arsenijevic ve Guy Seligmann bu hafta köşemize konuk olan “Sınır” filmini üçüncülükle uğurlamışlardı.

Yönetmenliğini Ali Rıza Erdemir‘in yaptığı “Sınır” kısa filmi, hem görüntüleriyle hem de minimal denebilecek, sadelikle işlenmiş öyküsüyle aldığı dereceyi hak ediyor bana kalırsa. Zira Erdemir, çok ajitasyon barındırmayan, anlattığı şeyin özünde zaten var olan dram ögeleriyle yetinen bir beş dakika çıkarmış ortaya. Yarışmaya katılan çoğu filmde gözlenebilecek olan eser miktarda tutulmuş diyaloglar bu filmde sıfıra çekilmiş. Bu durum, en doğal haliyle, mültecilerin karşı karşıya oldukları dil bariyerinden ileri gelse de yönetmenin estetik seçimi olarak da bir anlam ifade ediyor izleyen için.

Sonuçta, mülteci bir kadın ve çocuğun “sıradan” bir gününü anlatan film, o kadının -belki bir anne, belki de abla- en başat kaygısının yanındaki çocuğun mutluluğu olduğunu söylüyordur belki de bize. Kadrajın içinde tutulan ve dışında bırakılan imajlarla da desteklenen kurgu sürpriz finaliyle bizi adeta hayatın gerçeklerine çağırıyor ve “İşte!” diyor.