16.04.2020

Göç Eden İnsanların Dünyasına Kapı Aralayan 10 Çarpıcı Film

 Cavalo Dinheiro – 2014

Yönetmen: Pedro Costa

Oyuncular: Ventura, Vitalina Varela, Tito Furtado…

Pedro Costa’nın şimdilik son filmi olan Cavalo Dinheiro, tanıştığı günden itibaren sıkı dostu olan Ventura’nın başrole oturduğu, muhteşem bir yapım. Costa ilk dönem filmlerinden sonra tabiri caizse kariyerini adadığı Yeşil Burun Adaları (Cabo Verde) göçmenlerinin hayatına, bir kez daha dalıyor. Üstelik bu kez Yeşil Burun Adaları göçmenlerinin, Lizbon’a ilk geldiği yıllara uzanıyor. Fakat çoğunlukla tercih ettiği gibi daha çok tek bir karaktere odaklanmayı tercih ediyor. Costa ile birlikte her daim anılan, Costa’nın bir nevi kadim yol arkadaşı olan Ventura, tüm etkileyiciliği, gizemi ve kederiyle karşımızda arz-ı endam etmekte bir kez daha.

Yeşil Burun Adaları göçmenleri ülkelerindeki zor şartlardan kaçarak, hayata tutunmak için Lizbon’a gelmişlerdir. Fakat bu talihsiz insanlar, ülkelerinden kalır yanı olmayan bir kaosun içerisinde bulurlar kendilerini. Zira Lizbon’da Karanfil Devrimi yaşanıyordur tam da. Bu devrimin kimler tarafından ne amaçla vs yapıldığını bilmeyen göçmenler, can korkusuyla saklanır, her an ölümün nefesini üstlerinde hissederler. İşte bu korkuyu yaşayanlardan biri de Ventura’dır. Ventura, 1974 yılında gerçekten kendi hayatında yaşadığı bu unutulmaz deneyimi, hatırında kalan şekliyle Costa’ya anlatmış, sonra da hafızasına mıh gibi kazınan, unutamadığı kesitleri kamera karşısında canlandırmış ya da oynamıştır diyebiliriz. Zira Ventura, hatırladıklarını, daha doğrusu unuttuklarını (hatırlamak aslında bir nevi unutmaktır) Costa’ya ve bizlere sakin sakin, tüm samimiyetiyle tekrar beyaz perde ile buluşturur aslında.

Cavalo Dinheiro, Costa‘nın belki de en kafa karıştırıcı, zaman-mekân bütünlüğünün en yapıbozuma uğradığı filmi diyebiliriz çok rahat.  Zira hikâyenin başı-sonu, mekânların bütünlüğü, devamlılığı tamamen belirsizdir. Hafızanın dehlizlerini andıran hastane mi hapishane mi olduğu belli olmayan mekânlar arasında dolaşan Ventura, yaşadığı tarifi mümkünsüz deneyimini paylaşırken, bir yandan da donmuş bir asker üzerinden devrim yıllarına gidiyor, o günlerin hissiyatına ortak oluyoruz.