22.09.2018

Güvercin: Sıra Dışı Tutkuların Gökyüzüne Doğru Uçma Hayali

Banu Sıvacı’nın ilk uzun metraj filmi Güvercin bu yılın dikkat çeken yapımlarından. Dünya prömiyerini 68. Berlin Film Festivali’nin Generation 14plus bölümünde yaptı. Aynı zamanda en iyi ilk filme de aday gösterildi. Sofya Film Festivali’nden ise en iyi yönetmen ödülü ile döndü. Güvercin filminin dünyada festival yolculuğu devam ederken bu hafta Başka Sinema programında ülkemizde de izleyici ile buluşuyor. Yönetmen Banu Sıvacı’nın Başka Çarşamba gösteriminde de belirttiği gibi film hayallerin ve beklentilerin ekonomik engellere yenik düştüğü yerlerde insanların başka hayallerle buluşma serüvenini anlatıyor.

Tutkular Kuşların Kanadında

Banu Sıvacı ilk yönetmenlik denemesinde çocukluğunun geçtiği Adana’daki mahalleye dönüyor. Filmin Adana’da geçtiğinin açıkça belli olmasını istememiş ve bu konuda da oldukça başarılı. Hikâye sıradan olmayan tutkusu ile kendi yarattığı alanında yaşamaya çalışan bir genç üzerine kurulu. Yusuf kendini en başta birlikte aynı evde yaşadığı ablası ve ağabeyinden sonra da toplumdan uzak tutuyor. Hayatı evlerinin damında kuşlarıyla geçiyor. Onlara tutkuyla, büyük bir sevgi ile bağlı. Özellikle de Maverdi’ye. Onu toplumla yüzleştiren karakter olarak ağabeyi çıkıyor karşımıza. Bu noktada Yusuf’un erkek bir birey olarak hayatına nasıl devam etmek istediği değil nasıl devam etmesi gerektiğini hatırlatan bir ağabey var. Ruhi Sarı Yusuf’un ağabeyi rolünde oldukça başarılı.

Bu güvercin besleme tutkusu babalarından Yusuf’a geçmiş. Ağabeyi annelerinin bir şekilde babalarını çektiğini ama zamane kızlarının Yusuf’u anlayışla karşılamayacaklarını söyledikten sonra Yusuf’un bir düğüne iki tane beyaz güvercin götürdüğünü görüyoruz. Ve orada ablasının yanında gözleri güzel mi güzel bir genç kıza takılıyor. Yusuf tutkularını gerçek hayatta yaşayabilen bir genç değil. Onun tutkuları gökyüzünde özgürce uçuşan kuşlarda hayat buluyor. Filmde güvercinler toplum tarafından baskı altına alınan gerçeklerin, kabul görmeyen tutkuların temsilcileri.

Gerçek, Samimi, İnandırıcı Anlatım

Güvercin, hem senaryosu ile, hem oyunculuklarıyla hem de görüntü yönetmeninin çalışması ile dikkat çekici bir film. Yusuf karakterini canlandıran Kemal Burak Alper damda kuşların arasında oldukça inandırıcı, samimi bir oyuncuk sergiliyor. Başarısının en büyük nedeni en başta başroldeki güvercin Maverdi’nin eline doğması ve onun evinde yaşaması. Hatta Maverdi’nin ayrı bir odası bile varmış. Bu süreçte birbirlerine iyice alışmışlar. Filmin çekildiği dam ise gerçekten kuşlarıyla orada yaşayan birine ait. Yönetmen, onun hem görüntü yönetmenine hem de kuşların idaresine katkısının büyük olduğunu belirtiyor. Filmin görüntü yönetmenliği Arda Yıldıran’a ait ama filmin anlatıma katkı sağlayan görüntüleri yönetmen ve görüntü yönetmeninin bir ikili olarak uyumlu çalışmalarının eseri.

Filmde müzik kullanımı oldukça minimalist düzeyde. Ortam sesleri, Yusuf’un kuşlarla iletişimi daha ön planda. Bu da filmin ruhunun izleyiciyi daha derinden etkilemesini sağlıyor.

Banu Sıvacı’nın ilk yönetmenlik denemesi Güvercin, tıpkı açılış sahnesindeki gökyüzüne doğru Yusuf’un salladığı solmuş bayraktaki gibi sıra dışı tutkularını hayata geçirmek için mücadele eden herkesin filmi.