18.12.2017

Hafıza Kaybını Konu Alan 10 Film

Hafıza Kaybını Konu Alan 10 Film

Anılar bizi biz yapan şeylerdir. Geçmişimiz, dönüp baktığımız fakat güvenemediğimiz, yer yer biz istemeden aklımıza gelen bir nevi bir hayaletin gölgesidir. Hafıza kaybı bir insanın kimliğini kaybetmesi gibidir. İnsan önce dehşete düşer, sonra kendi kimliğini bulma, varlığını kanıtlama amacı güder. Sizin için ana tema olarak hafıza kaybına odaklanmış en iyi 10 filmi sıraladık.

 

Finding Dory

Finding Nemo filmiyle tanıdığımız Dory, kısa süreli hafıza kaybı ve eğlenceli kişiliğiyle büyük küçük herkesi kendisine hayran etmişti. Yıllar sonra Dory kendisine bir devam filmi edinmiş oldu ve film tahmin edilebileceği üzere Dory ve hafıza kaybından kaynaklı macerasına değiniyor. Dory ailesinden yıllar önce ayrılmıştır ve hafıza kaybından dolayı kim olduklarını unutmuştur. Yıllar sonra ailesiyle ilgili bir an hatırlar ve onları bulmaya karar verir. Finding Dory, ilk film kadar iyi olmasa da umut, hafıza temasını iyi işlemiş bir hikâyeye sahiptir.

Marjorie Prime

Bilgisayar programlarının insanları taklit edebildiği bir çağda, bir bilgisayar şirketi insanların ölü akrabalarını holografik olarak yerine koyan bir program geliştirir. Bunamaya başlayan Marjorie için damadı bu hizmeti satın alır. Jon Hamm’in oynadığı sahte kayınpederi Walter, zamanla bilgisinin üstüne yeni bilgi ekleyerek büyüyen bir programdır. Fakat kusursuz bir program da değildir, Marjorie bile sık sık unutmasına rağmen programın gerçek Walter olmadığını fark eder. Marjorie öldükten sonra kızı için sahte bir Marjorie tasarlanır ve film kısır bir döngü şeklinde devam eder.

The Bourne Identity

Jason Bourne hafızasını tamamen kaybetmiş bir şekilde deniz kıyısında bir botta kurşun yaraları içinde bulunur. Yavaş yavaş kim olduğu konusunda perdeyi aralar ve şiddet dolu olan geçmişi peşinden gelir. Sonunda Bourne CIA için çalışan bir suikastçı olduğunu öğrenir.

Spellbound

Spellbound, korkudan ziyade gerilim tarzı olup Hitchcock’un ilk çalışmalarındandır. Ingrid Bergman ve Gregory Peck’in başrollerini paylaştığı film (dikkat spoiler) Dr Petersen’ın, Dr Edwardes’in kim olduğu konusunda yalan söylediğini öğrenmesiyle zirve yapıyor. Dr. Edwards’in yerine geçtiğini iddia eden adam onu öldürdüğünü itiraf etse de Dr Petersen onun hafızasında bir problem olduğunu ve cinayeti onun yapmadığını kanıtlama çabasına girer. Sonunda yine Hitchcock tarzı bir çözülme ile karşılaştığımız film gerilim türünün en iyileri arasından gösterilebilir.

Total Recall

Philip K. Dick’in bir eserinden esinlenen film distopik bir dünyada Arnold Schwarzenegger’in canlandırdığı karakter Douglas Quaid’in başından geçenleri anlatmaktadır. 2084 yılında inşaat işçisi olarak çalışan Quaid Mars hakkında garip rüyalar görmektedir. Bu rüyaların bazılarının gerçek olduğuna inanan Quaid’in hayatı gittikçe değişir. Özel ajans olduğunu hatırlayan karakterimiz hafızasındaki anılara da güvenemez hale gelir. Quaid’in yaşadıklarının onun hafızasında değiştirilen anılar mı yoksa gerçekler mi öğrenemediğiniz film kafanızda soru işaretleri bırakacak.

Still Alice

Alzheimer hastalığı hafızanın en büyük düşmanlarındandır. Still Alice de unutulmaz sinematografisi ile bu hastalığa odaklanıyor. Julianne Moore’un oynadığı Alice Howland karakteri 50 yaşlarında dil bilimi profesörüdür. Her alanda başarılı olan hayatı Alzheimer teşhisiyle değişmeye başlar. Film Howland’ın ve ailesinin bu sürecini kapsıyor. Önce basit kelimeleri unuturken sonradan isimleri ve yüzleri unutmaya başlar. Moore’un 2015’te Akademi kazandığı performansı ve filmin görüntüleriyle Still Alice eşsiz olma statüsünü elde ediyor.

Dark City

21. yüzyılın bilimkurgu anlayışını oldukça etkilemiş olan Dark City heyecanlı konusu, nefes kesen görüntü efektleriyle ve karanlık dünyasıyla unutulmaz filmler arasına girmiştir. Bu distopik şaheserde hafıza teması da önemli bir yer ediniyor. John Murdoch, bir hotel odasında küvette birilerinin kendisini öldürmek istediği haricinde hafızasını kaybetmiş bir şekilde uyanıyor. Kendi kimliğini nasıl keşfettiği, onu öldürmek isteyenlerin amacı hakkında spoiler vermeden özellikle bilimkurgu hayranıysanız Dark City’i izlemeden geçmemenizi öneriyorum.

Mulholland Drive

Hafıza kaybı ile birlikte korku da gelir. Hafızasını kaybeden birinin bilincini kaybettiğini bilmesi kişiyi dehşete düşürür. David Lynch’in meşhur Mulholland Drive’ında da Rita araba kazası yüzünden hafızasını kaybeder. Rita, sığındığı evde tanıştığı Betty ile gerçek kimliğini bulmaya karar verir. Fakat David Lynch’in sürücü koltuğunda oturduğu bu yolculuk normalden uzaktır. İzleyicide kafa karışıklığı yaratan film birbirine bağlanmayan anıların pek yararlı olamayacağını gösteriyor.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind

Yakınlarda büyük bir ayrılık travması yaşayıp unutmak isteyenlere “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” filmini izlemek birebir. Jim Carrey ve Kate Winslet’in hayat verdiği karakterler Joel ve Clementine ilişkileriyle ilgili bütün anıları sildirme kararı alırlar. Geriye doğru izlediğimiz maceralarında izleyici olarak iyi ya da kötü anıların ayrımı olmadığını, hepsini kaybettiklerine şahit oluyoruz. Sonuna doğru film sildirme işleminin değip değmeyeceğini sorguluyor.

Memento

Hafıza ve anılar hakkında olan film listesine hafızaya kafa tutan bir filmden daha iyisi liderlik edemezdi. Memento travmatik bir olaydan ötürü kısa süreli hafıza kaybı yaşayan, yeni anılar oluşturamayan bir adamın travmanın sebebini bulma arayışını anlatıyor. Yani boş bir sayfa gibi olan hafızasıyla ona saldıran ve karısını öldüren adamı bulmaya çalışıyor. Her beş dakikada bir hafızası silindiği için Polaroid fotoğraflar ve vücudundaki dövmeler ile avına devam ediyor. Filmin sonuna doğru tansiyonun arttığı “Memento” bittikten sonra da kafanızı oyalayacak filmlerden.

 

Kaynak: TasteofCinema