06.10.2020

Hâlâ İzlemediniz mi? – Belgesellerden Seçmeler

4.MARINA ABROMOVIC: THE ARTIST IS PRESENT (2012) 

“En zor şey hiçbir şey yapmamaktır.” — Marina Abramovic

Çağımızın en cesur ve en inovatif performans sanatçısı olan Marina Abromovic’in belgeseli hayranları için kaçırılmaması gereken bir yapım. Daha önce hiçbir eserini görmemiş olsanız bile izlediğinizde Marina’nın etkisinde kalmamak çok zor. Marina’nın kendini ruhen ve bedenen tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğu bu belgesel izleyiciyi derinden etkiliyor. Neden bu yolu seçtiğine, tercih ettiği eserlerde neyi anlatmak istediğine ve neden onları anlatmayı seçtiğine dair cevapları buluyor, ona dair ne varsa tüm şeffaflığı ile izliyorsunuz. Marina’nın eserleri gerçekliği sansürsüzce temsil eden, hayatı tüm dürüstlüğüyle göğüslemeye ant içmiş performanslar. Bu sebeple eserleri pek çok defa izleyicisine rahatsızlık vermiştir. Tıpkı hayatta da rahatsız olup zaman zaman görmezden gelinen kimi gerçekler gibi izleyici gördüklerini reddetmiş, utanmış, iğrenmiş ve eleştirmiştir. Fakat zamanla kendini ifade etmekten hiç vazgeçmemiş olan Marina daha çok kitleye ulaşmaya başlamış ve tüm dünyada tanınır hale gelmiştir. Hele ki 2010 yılında New York Modern Sanatlar Müzesi’nde gerçekleştirdiği “Sanatçı Burada” sergisi büyük ses getirmiştir. En önemli eserlerinin bulunduğu sergide bir de kendisinin üç ay boyunca aralıksız yer aldığı bir performans vardır. Eğer hala videosunu görmediyseniz şimdi bakmak için tam zamanı. Bu performansı görmek ve dahil olmak isteyenler sergi boyunca müze önünde sabahın erken saatlerinden itibaren sıra oluşturarak beklemişlerdir. Abromovic’in birlikte birçok performans sergilediği, hayatının aşkı Ulay’ın da kısa süreliğine sürece dahil olması performansın en dramatik anlarındandır.

Yayında olduğu platform: BluTv

5. LUMIÈRE (2016)

Sinemaya Işık Tutan Kardeşler

Sinemaseverler buraya! Lumière kardeşlerin hikâyesine yakından göz atmak isterseniz çok keyifli bir belgesel sizleri bekliyor. Lumière kardeşler bugünkü sinemanın temellerini atmış olan çağ ötesi birer fotoğrafçı ve yönetmendirler. Onlar sayesinde yıllardır mucizevi paralel evrenlere yolculuk yapıyor, yepyeni hikayelere tanıklık ediyor ve sanatın tadına varıyoruz.

Thomas Edison’ın fotoğrafı buluşu ve Kinetoskop’u icat etmesinden ilham alan Aguste Lumière ve Louis Lumière 1859’da Sinematograf’ı icat etmişlerdir ve sinema hayat bulmuştur. Kısa filmler çekerek deneysel çalışmalar gerçekleştirmiş, tüm dünyayı gezerek çekimler yapmış ve ilk renkli fotoğraf ile filmin buluşunu gerçekleştirmişlerdir. Sinema salonlarında birden fazla kişinin aynı anda izleyebildiği ilk filmler onlara aittir. Belgeselde, çektikleri birçok kısa filmi görme fırsatı yakalayacak ve perspektif ile ışığı nasıl kullandıklarını gözlemleyebileceksiniz. Nostaljik bir yolculuk yapmak isterseniz bu belgesel doğru seçim olacaktır.

Yayında olduğu platform: BluTv

THE LAST DANCE (2020)

“Yenilgiyi kabul edebilirim fakat denememiş olmayı asla!” — Michael Jordan

Bir dönemin efsane basketbol takımı Chicago Bulls’un yedi kez Ulusal Basketbol Ligi (NBA) şampiyonu oluş sürecini ele alan belgesel toplam on bölümden oluşuyor. Michael Jordan’ın takıma girmesiyle takım yükselişe geçiyor ve efsaneler arasında yerini almayı başarıyor. Hiç de kolay olmayan bu süreçte büyük zorluklar, anlaşmazlıklar ve mücadeleler var.

Michael Jordan’ın kararlılığı, dayanıklılığı ve çalışkanlığı görülmeye değer. Belgesel hayalleri olanlara ilham olacak gerçekçi bir başarı hikayesi anlatıyor. Michael Jordan’ın basketbol oynamaya başladığı ilk günlere, takımın yıldız oyuncuları ve takım koçu Phil Jackson ile yapılmış röportajlara, maçlardan kesitlere, aile röportajlarına ve daha birçok tarihi ana tanıklık edebilirsiniz. Belgeseli izlemeye başladığınız zaman on bölümü silip süpürmeden içiniz rahat etmeyecek.

Yayında olduğu platform: Netflix

 7. HITCHCOCK & TRUFFAUT (2015)

“Ben tür yönetmeniyim. Sindrella’yı film yapsam, insanlar at arabasında ceset ararlar.” — Alfred Hitchcock

Her şey Truffaut’nun hayranlık duyduğu Hitchcock’a mektup yazması ve onunla görüşmek istediğini söylemesi ile başlamıştır. Fransız yönetmen Truffaut sekiz sene boyunca Hitchcock ile söyleşiler yaparak usta yönetmenin eserlerini hayata geçiriş hikayelerini ve sinema macerasını tüm ayrıntıları ile ele almış ve kayda geçirmiştir. Daha sonra derlenen bu bilgilerden bir kitap oluşturulmuştur. Kitapta Hitchcock’un filmlerinden karelerin görselleri ile ikisinin birlikte fotoğrafları ve röportajları yer almaktadır. Bu belgesel o kitap üzerinden hayata geçirilmiştir.

Hitchcock arka arkaya gişe rekorları kıran filmlerinin vizyona girdiği yıllarda aynı zamanda çokça da eleştirilmiştir. “Popcorn” filmleri yapan bir yönetmen mi yoksa gerçek bir sanatçı mı? Böyle bir ayrım zaten olmalı mı olmamalı mı? Hitchcock kendini nasıl görüyordu ve eleştiriler karşısında nasıl bir tutum sergiledi? Truffaut ise onun gerçek bir usta olduğunu düşünüyordu. Fransa’da yıllardır büyük bir beğeniyle izlediğimiz Alfred Hitchcock’un filmlerine karşı Amerikalı eleştirmenlerin takındıkları küçümseyici tavrı görmek beni çok şaşırtmıştı.” der ve ekler Bir kere olsun sanat anlayışı ve yöntemleri hakkında sorulacak gerçekten anlaşılır sorulara doğru dürüst cevaplar vermeyi kabul etse, ortaya çıkacak konuşmayla Amerikalı entelektüellerin gözündeki imajını olumlu yönde değiştirebileceğini hissettim.” Uzun süreli bir dostluğun yolculuğu işte böyle başlamıştır.

Yayında olduğu platform: MUBİ

Film Tavsiyesi: Tüm Hitchcock ve Truffaut filmleri

123