26.10.2018

Halloween: Cadılar Bayramı Kabusu Geri Döndü

Burak ŞEN

1970’lerde başlayan slasher furyası 80lerde ve özellikle 90larda zirve yapsa da günümüze kadar akılda kalan bilinen üç dört karakter dışında silindi gitti. Öyleki bunların 2000’li yıllarda çekilen reboot’larının veyahut sözde devamlarının hiçbiri izleyenini tam manasıyla tatmin edemedi. John Carpenter’ın 1978 yılında çıkan ve zamanla kültleşen ve seri haline gelen ikonik Halloween/Cadılar Bayramı da rebootu sevilen işlerden birisi.

78’den bu yana tam on filmini gördük bu serinin. Son olarak Rob Zombie’nin ellerinden 2009’da görmüş olsak sa dokuz yıldır ses soluk yoktu. Şimdi ise orijinal filmden tam kırk yıl sonra Cadılar Bayramı kabusu geri dönüyor!

2018 işi Halloween 2000’lerde yeniden vizyonu ziyaret eden 13. Cuma, Elm Sokağı Kabusu 2010 ve Çığlık 4 gibi türdaşlarının düştüğü hataya düşmüyor. Öncelikle yönetmen David Gordon Green belli ki orijinal Halloween’ın hayranı ve filmi bir hayranın görmek istediği materyaller ve aşırılıklarla süslemiş. Klişeleri doğru bir matematikle kullanmış. Üstelik 1978 yapımı filmden sonra çıkan tüm devam filmlerini yok sayarak filmi doğrudan orijinal esere bağlamış.

Hikâyeye göre Michael Myers yaptığı beş kişilik katliamın ardından akıl hastanesini boylamış ve kırk yıldır orada doktorların yakın gözetimi altında. Ama bir şekilde hastaneden kaçmayı başarıyor ve kırk yılın ardından mahallesine dönüyor. Ama ondan intikam almak için mahallede bekleyen, her gece Myers’ın bir şekilde kaçıp kendi ellerinde can vermesi için dua eden nefretle ve intikam hırsıyla hayatını ve ailesini mahvetmiş Laurie var.

Haluk Bilginer faktörü

Yeni Halloween, Michael Myers’ın elini en çok kana buladığı film. Halloween serisinde en fazla cinayet bu filmde işleniyor. Senaryo ve yönetmen acımasızlığından çekinmiyor. Önceki filmlerde Myers’ın acımasız seri katil profili zaman zaman onun Şeytan’ın çocuğu olması gibi garip yerlere bağlanmış olsa da bu filmin temelinde Laurie ve Myers arasında ki hesaplaşma var ve olayın zemini tamamen 1978 yılındaki filme dayanıyor. Yönetmen elindeki tüm klişeleri ve tüm eğlenceli unsurları keyifli ve akıcı bir şekilde bir araya getirip üzerine bir de o efsanevi ana temaya eklenen şahane müziklerle gerilimi ve tedirginliği başarıyla yaratıyor.

Gelelim ülkemizce merak edilen Haluk Bilginer faktörüne. Bilginer’in karakteri Myers’ın yeni doktor  Sartain. Bilginer düşünülenden daha fazla ekran süresine sahip. Michael Myers ve Laurie ile beraber bildiğiniz başrolde. Ama gelgelim Sartain karakteri her ne kadar hikayede yer kaplıyormuş gibi gözüksede tek bir sahne haricinde hikâyeye pek bir hizmeti yok. Bunun nedeniyse Sartain’e senaryoda yeterli motivasyonun verilmemiş ve karakterin düşünceleri doğrultusunda pek bir altı doldurulamamış. Yine de Haluk Bilginer’i farklı bir işte görmek şaşırtıcı ve merak uyandırıcı. En azından Ben-Hur reboot’undaki gibi beş dakikalık bir rolde oynamıyor. Malum orada figüran gibiydi. Burada ise rolü her ne kadar kilit olsa da karakterin senaryodaki boşluklarından nasibini alıyor.

Hâlâ çok korkutucu

Michael Myers hâlâ korkutucu. Her ne kadar finale doğru karakter temposu düşse de ikonik görüntüsünden hiçbir şey kaybetmemiş. Orijinal filmin nice akla kazınan sahnesini yine burada görüyorsunuz. En basitinden Michael Myers hâlâ bıçakla duvara adam asıyor.

Jamie Lee Curtis’in yaşlandığını görmek de aradan geçen kırk yılın özeti gibi. Nedense bu anlamda bir gece önce Blade Runner’ı izledikten sonra Blade Runner 2049’da Harrison Ford’u ilk gördüğünüz sahneyle  benzer duyguları hissediyorsunuz.

Halloween, kökenine duyduğu saygıyla selamlıyor izleyicisini. Tertemiz ve kanlı bir vizyon ziyareti. Göze batan belli başlı noksanlarına rağmen Halloween özüne sadık bir film. Hafta sonu sinemada görülmeye değer.