10.05.2016

Humphrey Bogart Filmleri

Sinema tarihinde iz bırakan oyuncuların başında gelen Humphrey Bogart (1899-1957) 58 yıllık pek de uzun olmayan hayatı boyunca birçok filmde oynamış, sinema sanatına armağan edilmiş birçok başyapıtla özdeşleşmiştir. Casablanca, Malta Şahini gibi filmler her sinemaseverin çok iyi bildiği, adlarını duyduklarında Humphrey’in karakterinin akıllarında canlandığı sinema harikalarıdır. 1999 yılında Amerikan Film Enstitüsü tarafından Amerikan sinemasında gelmiş geçmiş en iyi erkek oyuncu seçilen aktör her zaman oynadığı rollerdeki sert ve yalnız duruşuyla hatırlanmakta. Lauren Bacall’la aralarındaki aşk sinema ve dünya tarihinde dillere destan olan aktör 1957 yılında hayata veda etmiştir. Usta aktörü saygıyla anıyor, doğum günü olan 25 Aralık anısına hazırladığım 10 filmlik listeyle sizleri baş başa bırakıyorum.

Angels with Dirty Faces (1938)

Yılların eskitemediği klasiklerden biri olan Angels with Dirty Faces, iyi ve kötünün çatışmasını iki çocukluk arkadaşının seçtikleri farklı yollar çerçevesinde anlatır. James Cagney’in muhteşem performansı her ne kadar diğer oyuncuları perdelese de Bogart’ın canlandırdığı mafya karakteri bahsettiğim iyi ile kötünün ayrımını kuvvetlendirecek anahtar bir işlevdedir. Usta oyuncu bu filmde başrol oynamasa da Angels with Dirty Faces kariyerindeki önemli başyapıtlardan biridir.

 

The Maltese Falcon (1941)

Kara-film  janrının mihenk taşı kabul edilen Malta Şahini, kusursuz senaryosu ve John Huston’ın türün abc’sini oluşturan yönetmenliği sayesinde gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri olduğunu kanıtlar. Bogart’ın canlandırdığı Sam Spade karakteri ise kara – filmlerin giriftleşmiş suçlar ağında sürüklenen dedektif karakterlerine örnek  teşkil etmiştir.

 

Casablanca (1942)

Sinema denilince akla gelen en unutulmaz filmlerden biri olan Casablanca, bir hikayenin senaryoya nasıl kusursuz bir biçimde dönüştürüleceğinin en güzel örneklerindendir. Yönetmen koltuğunda Michael Curtiz’ın oturduğu film Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman’ın sinema tarihinin en unutulmaz çifti olmalarını sağlar. Bogart ve Bergman ise filmin unutulmazlar arasına girmesine vesile olur. Bileşenlerin bu karşılıklı reaksiyonları filmin gücünün nereden geldiğini gösterir niteliktedir. 

 

The Big Sleep (1946)

Raymond Chandler’ın romanından Howard Hawks tarafından sinemaya uyarlanan film kara-film listelerinin demirbaşlarından biri. Oldukça karışık olan senaryosu ve aslında gerçek suçlunun kim olduğunun doğru düzgün anlaşılamaması ile hatırlanmakta The Big Sleep. Hatta bir rivayete göre yönetmen de romanın yazarı da bu sorulara aydınlatıcı bir cevap verememişlerdir. Efsane aşıklar Humphrey Bogart ve Lauren Bacall’ın performanslarıyla başyapıt konumuna yerleşen film Bogart’ın unutulmazları arasındadır.

 

The Treasure of the Sierra Madre (1948)

John Huston&Humphrey Bogart ortaklığının ikinci başyapıtı olan film, western kalıplarıyla çevrili bir hazine arama öyküsü anlatıyor. Film insanın en kirlenmiş yanlarına vurgu yaparak bu türün para için terk edebileceği değerlere dikkat çekiyor. Film insan odaklı derinliğiyle varoluşsal dehlizlere dalıyor ve klasik western türünden ayrılan belirgin özelliklere sahip olduğunu gösteriyor. Humphrey Bogart ise çaresiz bir insanın ruh halini yansıtırken her rolün adamı olabileceğini kanıtlıyor.

12