14.07.2018

Humphrey Bogart Filmleri

Key Largo (1948)

Yine John Huston, yine Humphrey Bogart! Kara-filme yakın duran yapısıyla Key Largo, kapalı mekan gerilimlerinin eski ve kuvvetli örneklerinden bir tanesi. Bir mafya çetesiyle aynı pansiyonda mahsur kalan bir takım insanların gerilim dolu anlarına şahit olduğumuz filmde Bogart’a hayatının aşkı Lauren Bacall eşlik ediyor.

 

In a Lonely Place (1950)

Amerika’nın yetişrirdiği en iyi ve zamanının ötesinde yönetmenlerinden biri olan Nicholas Ray’in yönettiği In a Lonely Place, listedeki filmler arasında psikolojik derinliği en yüksek olan yapım olarak öne çıkıyor. Bir senaryo yazarının içine sürüklendiği polisiye olaylar ekseninde karakterin psikolojik çözümlemesine de önemli yer ayıran film, sektör eleştirisi yaparken karakterinin iç buhranlarına değinmekten de geri durmuyor. Humphrey Bogart bu oldukça zorlayıcı karakter profiline adapte olmakta güçlük çekmiyor ve bahsettiğim psikolojik derinliğin seyirciye kusursuz bir şekilde geçmesini sağlıyor.

 

The African Queen (1951)

John Huston’ın yönettiği film heyecanlı, romantik, yer yer de komik bir maceraya odaklanıyor.Birinci Dünya Savaşı esnasında Kongo’nun tehlikeli sularında geçen film, Humphrey Bogart ve Katherine Hepburn’ün African Queen adlı tekneyle başlarındaki tehlikelerden kaçmasını konu alıyor. İkilinin mükemmel uyumuyla renklenen macera oldukça dinamik bir filme dönüşüyor.

 

The Desperate Hours (1955)

Büyük usta William Wyler’ın gerilim filminde Bogart’ı kötü adam rolünde görüyoruz. Her türlü rolden alnının akıyla sıyrıldığından emin olduğumuz Bogart, bu filmin içinde barındırdığı gerilimi kuvvetlendirecek bir performans ortaya koyuyor. Soymaya geldikleri evin sakinlerini esir alan hırsız çetesinin liderini canlandıran oyuncu, acımasızlığı yüzünden okunan bir salt kötü imajını ustalıkla çiziyor.

 

The Harder They Fall (1956)

Usta oyuncunun ölmeden önceki son filmi olan The Harder They Fall, boks sporuna ve bu sporun arka planında dönen illegal işlere odaklanıyor. Eddie Willis adında bir menajeri canlandıran Bogart temsil ettiği camianın ete kemiğe bürünmüş hali olarak çıkıyor karşımıza. Üstündeki bütün yüklerden ve etrafında dönen onca dalavereden yorulan karakterin hayata karşı çökmüş halini fazlasıyla gerçekçi bir şekilde canlandırıyor.

12