15.05.2018

İşçi Sınıfını Anlatan 7 İyi Film

Karanlıkta Uyananlar (1964)

En esaslısından burjuva sınıfı ve kapitalizm eleştirisi yapan filmin senaryosu Vedat Türkali’ye ait. 60 sonrası dönemi çok iyi özetleyen Karanlıkta Uyananlar, sansür gibi dertlerle de uğraşmak zorunda kalmış. Hikayede fabrikasını sermayeye kaptıran bir veliaht ve ait olduğu yerin işçilerin yanı olduğunu düşünen en yakın arkadaşın tercihleri sendika, grev, işçi gibi temel ögeler üzerinden ilerliyor. Film, Türkiye’de bu anlamda yapılmış ilk ve en önemli filmlerin başında gelmekte.

Modern Times (1936)

Sinemaya yön veren ustalardan Charlie Chaplin imzalı bu filmde modernleşen dünya ve dayanışmanın önemi vurgulanmaktadır. Emeğin ve emekçinin önemini modernleşmenin zaafları üzerinden anlatan Chaplin, muhteşem birkaç sahne ile de hafızalardan hiç çıkmayacak bir yer edinir. Umut konusunda asla endişelenmememiz gerektiğini de aktaran Modern Times, kendi mizahi gücünü ve şeklini hiç bozmadan Chaplin’in işçi sınıfını anlattığı bir başyapıttır.

Germinal (1993)

Emile Zola’nın aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan film, uzlaşmaya yanaşmayan maden işçilerinin direnişini anlatıyor. Epey sert ve şiddetli olan bu direniş anlatısı işçi sınıfı için çok önemli yer tutar. Sosyalist bir makinistin az süre de olsa görev yaptığı bir yerde işçileri bilinçlendirmesi ve grev için ikna etmesi anlatılırken, örgütlenme ve birlik olma anlamlarında da gelmiş geçmiş en net mesajlara sahip filmdir.

Stachka (1925)

Sergei Eisenstein’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Stachka’nın hikayesi şöyledir;  Çarlık Rusyası’nda bir fabrikadaki grev oluşumu, yandaş köstebekler tarafından patronlara kadar gider. Bir işçi haksız yere hırsız damgası yediğinde kendini asar ve işçiler bunun üzerine direnir. Baştaki grev heyecanı biraz amacından saparken, sistem her koldan saldırır ve grevcileri durdurmak için işbirliğine başlar. Eisenstein bu filmle toplumsal bir bilinç de elde etmek ister.

La Classe Operaia va in Paradiso (1971)

Lulu patronlara yakın duran, sistemin bütün dinamiklerine ayak uydurmuş ve arkadaşları tarafından bu sebeple hem sevilmeyen hem kaçınılan bir işçidir. Kendisini o kadar kaptırmıştır ki bütün dünyası bu olmuş ve kendine yabancılaşmıştır. Kendisini ikna etmeye çalışanları da rahat tavırları ile sürklase etmeyi her zaman başarmıştır. Ancak, bir gün parmağı kopar ve acı gerçekler ile yüzleşir. Devamında gelişen olaylar da onun bir direnişe liderlik etmesine kadar ilerler.

Bread and Roses (2000)

İşçi sınıfının sorunlarını beyaz perdeye en iyi ve içten taşıyan yönetmen Ken Loach’un 2000 yapımı filmi; Ekmek ve Güller... Loach, filminde bir grup göçmen işçinin patronlarına karşı başlatmış oldukları milyon dolarlık mücadeleyi anlatıyor. Birlik olmanın harika ve yenilmez olduğunu anlatan bu film, birçok modern direnişe de referans olmuştur. Şarkısı ile meşhur olan ve tüyleri diken diken eden Bread and Roses kalıbı her zaman işçilerin dayanak noktalarından biri olmuştur.

The Grapes of Wrath (1940)

John Steinbeck yazar, Pulitzer ödülü alır, uyarlamak için yönetmen koltuğuna John Ford geçer ve baş rolde Henry Fonda oynar. Öneminden önce sinemasal anlamda bu isimler bir filmi zaten en üste seviyeye çekerken, ekonomik buhranın tasviri ve verilen mesaj etkisi ile film başyapıt seviyesine ulaşır. Evleri ipotek karşılığı ellerinden alınan bir grup insanın başka memlekete gidip iş araması üzerinden dönem ile alakalı bütün o kaos ve yoksulluk perdeye muazzam yansıtılır.