14.09.2018

It Comes At Night: Yaşamak İçin

Nefesiniz Kesilecek

Gerilim türünde, sizi iliklerinize kadar ürpertecek bir yapım “Gece Gelen” (It Comes at Night).

Dünya savaşlarla, salgın hastalıklarla ve kıtlıkla sarmalanmış; hayatta kalmak için insanları olmadık şeyler yapmaya mecbur bırakan bir haldedir. Kahramanımız Paul (Joel Edgerton) ailesini bu kasvetli ortamda hayatta tutmaya çalışmaktadır. Şehirler yıkılmış, tüm sistemler çökmüş, insanlar bulabildikleri her şeyi yağmalayıp tenha yerlere çekilmiştir. Paul ve ailesi çok zor kararlar, fedakârlık ve eziyetle hayata tutunmayı başarmışken bir gece ansızın evlerine giren bir yabacıyla zar zor kurdukları bu düzen tümden değişecektir.

Film Trey Edward Shults kaleminden çıktı. Yönetmen koltuğunda da yine Shults oturuyor. Eline, emeğine sağlık Shults. Kan donduran gerçek bir gerilim filmi ortaya koymuşsun. Ses, ışık, doğal malzeme öyle ustaca kullanılmış ki hiçbir kurgusu olmadan dahi düz kare geçişlerle insanı dehşete düşürmeye yeter. Bunun üzerine bir de iyi bir hikâye kondurunca ortaya nefesimizi kesecek bir film çıkmış. Burada Kelvin Harrison Jr. (Travis)’in oyunculuğunu da es geçmemek gerekir. Dramatik yapının tüm yükünü omuzlayan bu genç adam yaşadığı şoku, korkuyu hatta erotizmi bile bize sonuna kadar geçirebildi.

Etiği ve Aile Bağlarını Sorgulatıyor

Olabileceğiniz en dip konumda, en zor durumda olsanız dahi şunu asla yapmam dediğiniz şeyler vardır. Ya da belki de benim yaşamak için yapamayacağım şey yoktur da diyebilirsiniz. Her canlının içgüdüsü olarak “hayatta kalma” bir şekilde yolunu bulur zaten. It Comes At Night sizi ilk dakikalarından kafanızda bir soruyla yüzleştiriyor. Üstelik son derece rahatsız edici bir soru bu.

Bir tercih bizi etikten uzaklaştırır. Bir tercih bizi hayatta tutar. Filmi izlerken karakterlerin son derece motive şekilde birtakım eylemlerde bulunduğu hissine kapılıyor insan. Bu noktada da sizin yaşadığınız bu kendinle hesaplaşma, cevap bulma durumuyla çelişiyor. Bu çelişki sizi aslında tüm bu karmaşanın ortasındaki filmin karakterlerinden daha aciz ve kötü durumda kılıyor; çünkü onlar her bir fiili tam bir yaşama içgüdüsü ile gerçekleştirirken siz rahat koltuklarınızda adrenalin seviyeniz sabit konumdayken sorular soruyorsunuz. Buna rağmen filmin sonunda Paul’e içten içe bir hayranlık da besleyebilirsiniz. Tam bir “survivor”sun Paul!