15.08.2017

Bir Zamanlar: It Happened One Night

It Happened One Night (3)

Esra Topçu

Bir Romantik – Komedi Klasiği

Tatlı atışmalar, uzun bakışmalar, erkeğin bin seferde deneyip yapamadığını kadının tek seferde yapması, birbirinin üzerine düşüp ardından gelen yakınlaşmalar, başta birbirinden hiçte hoşlanmayan iki insanın filmin sonunda aşık olması, düğünden kaçış sahnesi… Hiç bunca romantik-komedi klişelerinin başlangıcını merak ettiniz mi? Öyleyse size söyleyeyim, filmimizin adı It Happened One Night.

Savaşların, ekonomik krizlerin, büyük buhranların arasında kendi masalsı dünyasını yaratmaya çalışan bir yönetmenin, Frank Capra‘nın yine o romantik ve neşeli masallarından biri. Ellie, milyarder babasının tüm itirazlarına rağmen “King” adında zengin ve bir parça züppe bir adamla evlenir. Babası ise evliliklerine aldırmaz ve kızını bir gemiye hapseder. Ellie, tek çareyi kendini soğuk sulara bırakmakta ve babasından kaçmakta bulur.

Esas oğlanımız Peter ise, işinde pek de başarılı olmasa da oldukça zeki ve fırsatları değerlendirmeye açık bir gazetecidir. Bu iki karakterimizin yolları, Ellie’nin kaçması sonucu bindiği otobüste Peter’le yan yana oturmasıyla kesişir. Daha yolculuk bitmeden Peter, onun milyarderin kızı olduğunu anlar. Bu onun ve gazetecilik kariyeri için bulunmaz bir fırsattır. Hem zor durumda olan bir milyarderin kızına yardım edecek hem de onu üzerinden büyük sükse yapacak bir haberin malzemelerini toplayacaktır.

It Happened One Night (2)

Clark Gable‘ın şöhretinin ilk adımlarını duyuyoruz bu filmde. Kendisi ekranda henüz bir kaç senedir görünen, oldukça yeni bir yüzdür. Bu tatlı romantik – komedimizle beraber gelen ününü “Rüzgar gibi geçti” ye kadar sürdürecek ve ardından geri dönüşü olmayacaktır. Ama -şahsım adına konuşacak olursam- ne Rüzgar gibi Geçti’nin Rhett Butler’ı ne de The Misfits’in kovboy Gay Langland’ı, Peter kadar romantizmin naif ellerine yakışmıyor. İkonik bakışı ve muzip gülüşüyle, Ellie ile beraber Clark Gable‘a hayran olmak işten bile değil.

Claudette Colbert ise Kleopatra’da ki güçlü karakterinin tersine, şımarık fakat tatlı bir genç kadın olarak karşımıza çıkıyor. King ile olan evliliği, aşkından ziyade babasına karşı duruşunun ve isyankarlığının bir ürünü olduğunu anlamak güç değil. Ellie ile beraber “zenginlikten sıkılmış şımarık genç kız” klişesi hayat buluyor. Yer yer varlıklı oluşundan dem vurup, aslında daha basit bir hayata özlem duyduğunu açıkça belirtiyor. Şimdiye kadar istediği çoğu şeyin gerçekleşmesi onda ki doyumsuzluğu körüklüyor ve kendini zorlamaya iten her davranışa peşi sıra gidiyor. Peter de, Ellie’nin aşkına bu sebeple mazhar oluyor zaten. Onun başta ki umursamaz ve küstah tavrı, Ellie gibi varlıklı bir kızın daha önce görmediği bir muamele. Onda ki elde edilmenin zorluğu Ellie’nin kalbini kazanmaya yetiyor.

Konuyu tanıdık bulanlar, Audrey Hepburn’ün de oynadığı Roman Holiday filmini izlemiş olacaktır muhtemelen. Sarayından kaçan bir prenses, rastgele tanıştığı bir gazeteci ve haberlere konu olmaktan kıl payı kurtulması… It Happened One Night filmi daha pek çok klasik filme öncülük etmiş, komedide “Screwball” denen yeni bir türün oluşmasını sağlamıştır. Frank Capra, bu filmle beraber, kadınla erkeğin asla anlaşamadığı fakat aralarında çekim gücüne de karşı koyamadıkları, şiddetli bir çeşit romantizm içeren Screwball komedinin açışını yapıyor. Capra‘nın açtığı bu yolu Howard Hawks’tan Yeşilçam komedilerine kadar pek çok yönetmen arşınlıyor. Yakın zaman yerli ve yabancı sinemasında hala bu tür romantik – komediler izleyiciye tekrar ve tekrar sunuluyor. Yine de ilklerin yeri ayrıdır diyoruz ve Frank Capra‘ya bir teşekkür daha ediyoruz.