30.05.2017

Tekinsiz Yetenek: Jake Gyllenhaal


Hollywood hemen her yıl önümüze farklı isimleri sürerek gelecek yıllarda yaptıklarına bağlı olarak nasıl bir kariyer sahibi olacaklarını kestirip hayranlık beslememiz için bizlere fırsatlar(!) sunuyor. Kimi isimler bir sabun köpüğü misali bir anda ortaya çıkıp 3-5 yapımın ardından hızla hiç varolmadığı haline geri dönüş yapsa da kimileri de piyasaya girdikten sonra kendini hiç belli etmeden öyle bir konuma getiriyor ki kendini sanki bir sabah uyanıp “Aa! Bu oyuncuyu nasıl görmemiş ya da fark etmemişim ki ben?” dedirtiyor.

Jake Gyllenhaal zor yazılan soyadına rağmen iki adet oyuncuyu sektöre sokmuş bir ailenin erkek bireyi olarak sinemaya adım attıktan sonra ortalama bir yapım olan “October Sky” ile kendini tanıttıktan sonra hemen her sinefilin en beğenilen listesinde yer alan “Donnie Darko” ile geleceğe dair ipuçları veren kariyerinie ivme kazandırdı. Ardından rol aldığı filmlerde para kazanacağı stüdyo filmleri ile ona itibar kazandıracak bağımsız yapımlar arasında kurduğu denge ile hem yakışıklı hem de başarılı oyuncu sıfatını yavaş yavaş elde edip yol almaya devam etti.

Yüzündeki masum ifade temiz aile çocuğu rolleri için biçilmiş kaftan olsa da mimik ve jestlerini kullanırken gösterdiği başarı ilerleyen yıllarda tekinsiz bir karakterden tutkulu bir aşık olan kovboya varana kadar geniş bir skalada rollerde yer almasını sağladı. Ang Lee yönetiminde kariyerinin ilk Oscar adaylığını elde ettiği “Brokeback Mountain” da sergilediği kırılgan ama güçlü oyunu ve gösterime girdiği yıl pek çok farklı konu başlığı altında sansasyona sebep olan film sayesinde sadece akademinin dikkatini çekmekle kalmayıp izleyicinin beynine de “Ben de düşündüğünüzden daha fazlası var” fikrini yerleştirmeyi başardı. Akıl hocaları sebepli bir erkekle perdede öpüşme fikrinin uygun olmadığına kanaat getirip benzer bir projeyi reddeden Will Smith’ten farklı olarak Gyllenhaal (kimilerine göre) aldığı riskin karşılığı olarak elde ettiği saygınlığı doğru yönlendirdi. Son yıllarda yükselen bir grafikte rol aldığı her yapımda birbirine benzemeyen ama her biri güçlü karakter kompozisyonları ile seyirciyi selamlayan Gyllenhaal bu yılın en iyi yapımlarından olan ve kendisine ikinci adaylığını getirmesi son derece muhtemel olan “Nightcrawler” ile neredeyse kariyerinin (şimdilik) zirvesine ulaştı.

İster Pers Prensi olsun isterse seri katilin peşinden giden bir dedektif… Gyllenhaal perdede gözüktüğü her bir saniye boyunca bizleri etki gücü altına almayı rahatlıkla başarıp başımızı döndürmeye daha çok devam edecek gibi görünüyor. Sinemanın büyüsünü birlikte yaşayacağımız nice yılla olması dileğiyle doğumgünün kutlu olsun Jake!