01.02.2020

Jojo Rabbit: Heil Shitler

Jojo Rabbit, İkinci Dünya savaşının bitmesine ve Almanların yenilmesine yakın bir zaman diliminde geçiyor. Film, faşist Nazizm ideolojisi ve Hitler’in yarattığı vahşetten habersiz fanatik bir Nazi olarak yetişen Jojo’yu anlatıyor.

İki Savaş Arasında Doğan Bir Çocuk

Jojo, iki savaş arasında doğmuş on yaşında bir çocuk. Kendisini Yahudileri öldürecek ve bu sayede lideri Hitler’in koruması olabilecek kadar büyük görüyor. Etrafında kendisi gibi fanatik yetiştirilen pek çok çocuk olsa da Jojo, kötü zamanlarında ya da aklı karıştığında hemen yanında biten hayali arkadaşı Hitler ile diğerlerinden ayrılıyor. Babası -onun bildiği kadarıyla- Hitler için savaşan cesur bir asker. Babasına hasret bir şekilde büyürken rol modeli olarak Hitler’i, kariyer planlaması olarak da babasını örnek alıyor.

Hitler, Komedi ve Halk

Film, Jojo’nun kendi dünyasından çıktığı zamanlarda gördükleri ve yaşadıklarının bu zamana kadarki doğruları ile nasıl çatıştığını ve tanıştığı bu yeni dünyayı anlamlandırmaya çalışırken kafasının nasıl karıştığını anlatıyor. Jojo üzerinden odak noktasını Nazi Almanya’sının birbirinden farklı insanlarına çeviriyor. Taika Waititi, tüm bu tespitlerini kendi filmleri ile kurallarında değişikliğe gittiği komedi unsurunu kullanarak yapıyor. Schindler’s List gibi aynı dönemi çıplak ve sert bir gerçeklik ile vermek yerine bütün dönemi on yaşındaki bir çocuğun gözlerine indiriyor. Filmin renkleri ve tonu da anlatılan döneme ve yapılan eleştirilerin nüktedan diline hizmet ediyor. Taika Waititi, komediyi çok yerinde kullanıyor. Komedisine yeri geldiğinde iğneleyici ve çok akıllıca yazılmış diyaloglar ev sahipliği yapıyor. Bu sayede seyirci, hem gülüyor hem de yakaladığı ince göndermeler ile Jojo’nun çocuk aklı ile göremediği Schindler’in Listesi’ndeki dramatik gerçekliği hissediyor.

Sağlam Karakter Çizimi

Jojo sayesinde Nazi Almanya’sının barındırdığı farklı tiplemeleri tanıma fırsatımız oluyor. Taika Waititi’nin karakterleri, oldukça kısa süre gözükeninden tutun, filmin her saniyesinde bizimle olan Jojo’ya kadar son derece dolu ve kendilerini anlatmaya hazır karakterler. Savaş karşıtı tutum sergileyip farklılık yaratmaya çalışan Rosie’ler, savaşa gidip öleceği için kendini ayrıcalıklı hisseden ergenler, Nazi olmak ve faşist gibi görünmek son zamanlarda tutuluyor diye öyle davranmaya çalışan yöneticiler, bunun bir tercih olmadığını aksine öldürmek ve faşist olmak için doğduğunu zanneden küçük Yorkie’ler ve bu yaşına kadar inandığı her şeyin bir “algı oyunu” olduğunu fark eden Jojo’lar…

Jojo’nun İç Hesaplaşması

Jojo’nun bir çocuk oluşu ve iyilik ile kötülük arasında tercih yapma süreci, tam da bir çocuğa uygun şekilde gerçekleşiyor. Çocuklar, kimi zaman ailelerinden defalarca dinledikleri nasihatleri ancak ve ancak gerçekten yaşadıklarında ya da üçüncü bir şahıs ile deneyimlediklerinde dikkate almaya başlarlar. Jojo için iki durum da geçerli. Kaybettiği kardeşi Inge’nin odasında saklanan Elsa ile tanışması her şeyin başlangıcı oluyor. Jojo, Yahudilerin insan dışında her türden yaratığa benzetildiği bir ortamda, buna uygun bir müfredatta yetişmiş. Elsa ve filmin komedi unsuru, Jojo’nun değişiminde önemli pay sahibi. Jojo, Nazi emelleri için bir Yahudi’den bilgiler almak istese de Elsa’nın ona tam olarak istediğini vermesi, işlerin rengini bir hayli değiştiriyor. Beklediği cevaplar ile tatmin olduğunu zanneden Jojo, karşısında gördüğü ve vakit geçirdiği kız ile bu zamana kadar bildikleri arasındaki tezatlığı çözmeye çalışıyor. Bu noktada kendisi –yani hayali Hitler- ile türlü tartışmalara giriyor. Kazanan ise aşk oluyor. Aşk da tıpkı çocukların kalbi gibi temiz bir duygudur. Çocukların kalbini ve duyguları kirleten bu anlayışa Jojo, dur demeyi başarıyor. Böylece annesinin çabaları boşa gitmiyor ve Jojo ile Elsa gerçek özgürlük ile tanışıyor. Elsa ile olan ilişkisi Jojo’nun içindeki saf çocuğun ortaya çıkmasını sağlıyor.

Kötü inançlar uğruna boşa giden yıllar, hayatlar, hayaller. Kendine has komedi üslubuyla, birbirinden şahane oyunculuk ve görsel anlatımıyla işte böyle bir Almanya, Taika Waititi’nin Almanya’sı.