15.09.2016

Kalandar Soğuğu: Bizi Bu Havalar Mahvetti

Kalandar Soğuğu (2)

Tam anlamıyla bir Trabzon filmi.

2006 yapımı Umut Adası ve 2009 yapımı olan kısa film Mahya’nın yönetmeni Mustafa Kara, son filmi Kalandar Soğuğu ile büyük bir başarı yakaladı. Tamamlandığı günden bu yana festivallerde boy gösteren Kalandar Soğuğu, son olarak 35. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma bölümünde seyirci ile buluştu. Antalya Film Festivali ve Tokyo Film Festivali’nden aldığı ödüllerine yenilerini ekleyeceğine kesin gözüyle bakılan filmin, oldukça başarılı olduğu sanırım tartışmasız bir gerçek.

Film, yönetmeninde aynı zamanda memleketi olan Trabzon’un dağlarında geçiyor. Dağın yamacındaki derme çatma evlerinde yaşayan nine, baba, anne ve iki çocuktan oluşan bu aile, geçimini sahip oldukları tek mal varlıkları olan büyükbaş hayvanlarından sağlıyorlar. Evin babası Mehmet, herkesler gibi maden ocağında çalışmaktansa dağlarda maden aramaya kendini kaptırmış biraz hayalperest biraz da yırtma derdinde olan bir karakter. Mehmet’in ve tüm ailenin zorlu doğa koşulları, hayvanlar ve insanlar ile olan münasebetleri, mücadeleleri yönünde gelişen bir film Kalandar Soğuğu.

Öncelikle filmin isminin nereden geldiğine değinmek gerek sanırım. Zira film ismini yine doğadan almakta. Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon’da Ocak ayının 14.günü yeni yılın ilk günü olarak sayılırken, kalandar soğuklarının da başlangıcı olarak kabul edilir. Ve bu güne birçok folklorik gelenek ile girilmektedir. İşte filmde de kalandar ayına girildiği zamanlar, Kalandar Soğuğu’nun en can alıcı en mücadele gerektiren zamanlarına tekabül etmektedir..

 Bir filmin en önemli unsurlarından olan mekân seçimi de Kalandar Soğuğu’nu başarıya götüren en önemli etmenlerden biri oluyor. Zira Kara, filmine mekân olarak da memleketini seçiyor. Enfes mekânlarıyla filme ev sahipliği yapan Trabzon, tüm güzelliklerini cömertlikle sunuyor. Bu muhteşem mekânlara yakışacak denli profesyonel görüntü yönetimi adeta filmi doğa resimlerinden oluşan bir sergiye dönüştürüyor. Böylece filmin en büyük artısı muhteşem atmosferi oluyor kuşkusuz.

Kalandar Soğuğu

Doğa ve hayvanlarla sonsuz bir birliktelik var.

Mustafa Kara, sadece filmin mekânını ve ismini Trabzon’dan almakla kalmıyor; filmin oyuncu kadrosunu da memleketinden oluşturuyor. Filmin başrol oyuncusu Haydar Şişman, ilk oyunculuk deneyiminde çok üstün bir performans sergilerken, yine Trabzonlu yerel tiyatro oyuncusu Nuray Yeşilaraz’ın da Şişman’dan kalır yanı yok oyunculuk konusunda. Zaten büyük oranda izole edilmiş bir mekânda geçen film, ailedeki bireyler arasında, özellikle de Mehmet ile Hayriye arasındaki diyaloglarla devam ediyor. Bu diyaloglardaki Karadeniz şivesinin bire bir gerçek olması filmi elbette daha da kusursuz kılıyor.

Büyük oranda Mehmet’in peşinden sürüklenen film, öncelikle onun ekmek parasını kazanmak için maden ocağında çalışarak değil de bir başka ocak açılması için maden araması üzerinden uzun bir süre devam ediyor. Bu süre zarfında Mehmet ile birlikte doğanın eşsiz bucaklarına büyülü bir yolculuk yapıyoruz seyirci olarak. Kalandar soğuklarının gelmesi ile bu yolculuğuna ara vermek zorunda kalan Mehmet, boğa güreşlerine katılma sevdasına düşmesinden dolayı bizi hayvanlarla olan ilişkisine ortak ediyor. Dağlar, iklim, kurtlar, kuzular, boğa, insan… Kalandar Soğuğu tüm bunların hepsini ustalık ile buluşturan, yerli sinemaya umut olacak filmlerden biri. Mehmet’in ailesi ile birlikte tüm bunlara karşı verdiği mücadele görülmeye fazlasıyla değer.

Kusursuz yazılmış senaryosu, ustalıkla kurulmuş çatışması, ilmik ilmik işlenmiş diyalogları ile de mükemmeli yakalayan Kalandar Soğuğu, yılın en iyi yerli filmlerinden. Umutlu biten finaliyle de gönülleri fethetmesini bilen bu film, umarım doğa, insan ve hayvan üçlüsünü buluşturacak diğer filmlere de esin kaynağı olur.