27.07.2017

Karakter Mutfağı: Joel Barish

Bir Charlie Kaufman senaryosu

Eternal Sunshine of the Spotless Mind, 2000 sonrası filmler arasında en etkileyici senaryoya sahip filmlerden biri şüphesiz. “Bir Charlie Kaufman senaryosu” desek de yeterli olurdu tabii. Ancak filmin tek olayı bu değil; Michael Gondry‘nin yönettiği film, etkileyici kurgusu ve üst düzey oyunculukları ile de gönüllerimizi kazanmıştı. Genellikle sıra dışı mimikleriyle komedi filmlerinde görmeye aşina olduğumuz Jim Carrey, Kate Winslet‘ın oynadığı Clementine karakterinin sevdiği adam olan Joel Barish‘i oldukça başarılı şekilde canlandırıp, dram filmlerinde de gayet iyi bir iş çıkaracağını kanıtlamıştı.

Düşündüğümüzde, içine bilim kurgunun girdiği bir aşk filminden ne beklenir sorusuna en güzel cevap bu film. Acı veren bir ayrılığın ardından eski sevgilinizi hafızanızdan sildirmek ister miydiniz? Bunu isteseniz bile bunu bilinçli şekilde yaşamak nasıl olurdu? Bu sorulara verilebilecek cevapları gösterirken aşkı, ilişkinin evrimini, insan doğasını gösteren Eternal Sunshine of the Spotless Mind, bizlere kendi hayatlarımızı, ilişkilerimizi sorgulatıyor. Hiç sevgilisi olmamış birinden, sürekli sevgili değiştiren şıpsevdi birine kadar herkes için izlenmesi gereken bir film şüphesiz. Gelin bir de Joel Barish‘e karakterine bakalım.

Jim Carrey’den unutulmaz performans

Filmin başında Joel Barish‘i monolog konusunda epey başarılı ama başka insanlarla pek fazla konuşmayan, içine kapanık, eski moda, genelde yeşil tonlarında kıyafetler giyen (özellikle bere), sıkıcı ve kendine güvensiz biri olarak görürüz. Mesleği açıkça gösterilmemiş olsa da yaptığı çizimlerden resim sanatıyla ilgili bir işi olduğu anlaşılır. O her gün işe gidip aynı şeyi yapan, sonra eve gelip düşüncelere boğulan; yani modern çağın buhranını yaşayan sıradan biridir. Bir rastlantı eseri yeni tanıştığı Clementine, onun tam aksine canlı, konuşkan, yeniliklere açık bir kadındır. Saç renginden bile konu açıp saatlerce konuşabilecek yapıya sahiptir. Aslında bu bağlamda tam da Joel’i sıradanlıktan kurtaracak biridir. Clementine Joel’in sessiz, kibar ve olgun tavrına kapılırken Joel’in düşünceleri daha naiftir: “Neden bana azıcık ilgi gösteren her kadına âşık oluyorum?”

Film ilerledikçe, yani karışık kurgu çözülmeye başladığında her şey biraz daha netleşir. Joel ve Clementine iki yıl süren bir ilişkinin ardından kötü bir biçimde ayrılmış, aklına eseni fütursuzca yapan taraf olan Clementine Joel’i hafızasından sildirmiştir. Bunun haberini alan Joel, sakin bir yapıya sahip olmasına rağmen (hatta o kadar sakindir ki Clementine’ın ses kaydında kendisi için “suratında hep yavru köpeklerin özür dileyen zavallı gülümsemesi var” dediğini duyunca bile bağırıp kabalaşmamıştır) fena halde bozulup aynı işlemi yapmaya karar verir. Filmin Joel karakterinin derinlerine indiğimiz, can alıcı kısmı da burada başlar.

Bir ilişkinin evrimi

Bir ilişkinin evrimini düşündüğümüzde, ilişkinin başları genellikle gözün saf gerçeklere kapalı olduğu, yani bir nevi körü körüne sevginin hakim olduğu aşk dönemidir. Bu dönemde geçirilen zamanlar kısa, şiirsel ve hoştur. Daha sonra ilişkide gerçek anlamda karşılıklı birbirini tanımanın yaşandığı ergenlik dönemi başlar. Heyecanın azalması sonucunda birbirinden sıkılmaların, “seni hiç tanımamışım” gibi cümlelerin gerçekleştiği dönemdir kısaca. Ve çoğu ilişki de bu dönemi atlatıp olgunluğa giremez. Tıpkı Clementine ve Joel’de olduğu gibi…

Eternal Sunshine of the Spottles Mind bizlere bu durumu ve karakterlerin ilişkideki bakış açılarını çok güzel bir şekilde özetliyor. İlişki ayrılıkla bile sonuçlansa bunun, yaşanan onlarca güzel anıyı değersizleştiremeyeceğini anlatıyor; hem de ilişkinin (alışık olmadığımız tarafı olan) erkek tarafı Joel Barish üzerinden. Barish’in Clementine’ı hafızasından sildirirken bunu durdurmak istemesi, bunun için onu çocukluk anılarında saklaması filmin en güzel yanı belki de. Hayalindeki Clementine ona bu fikri verdiğinde “sensiz hiçbir şey hatırlamıyorum” diye cevap verir Joel. Çünkü ona göre sevmek, unutulmaması gereken bir şey.

Özet olarak Joel Barish‘in, normal (!) kadınların sevdiğinin aksine gösterişsiz, kendine güvensiz, çılgın kasları olmayan, güçsüz bir karakter olduğunu anlıyoruz. Ancak o, aşka bakış açısı ve tutarlılığı ile gönülleri kazanıyor. Filmin final bölümünde ise bu birbirine çok yakıştırdığımız çift, bizlere buruk ancak umutlu bir düşünce bırakıyor:

Clementine: “Bende hoşlanmadığın bir şeyler bulacaksın, ben de senden sıkılıp kapana kısılmış hissedeceğim. Çünkü bana hep böyle olur.”
Joel: “Tamam.”