11.05.2017

Karakter Mutfağı: Maximus

Lider Bir Karakter

Gladyatör filmi açılırken Russel Crowe‘un canlandırdığı Maximus karakterinin, parmağında dikkat çekici bir yüzük bulunan sol elinin, bahçesindeki ekinlerin üzerinde dolaştığını görürüz. Her şeyden önce olmak istediği yer orasıdır. Dolayısıyla şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki o, cesur bir kahraman, savaşçı bir liderden önce, iyi bir koca, iyi bir baba ve çiftçidir. Sonrasında ise General Maximus’u tanımaya başlarız; bir generalin en iyi tanınabileceği yerde, tam da savaş meydanında. Şöyle der Maximus askerlerine:

“Kardeşlerim! Ben üç hafta sonra ekinlerimi hasat ediyor olacağım. Nerede olacağınızı hayal ederseniz orada olursunuz. Sırayı bozmayın! Benden ayrılmayın! Kendinizi yeşil tarlalar arasında, güneşin alnında, yapayalnız at sürerken bulursanız dert etmeyin. Çünkü siz Elysium cennetindesiniz, zaten ölüsünüz. Kardeşlerim! Bu hayatta yaptıklarımız sonsuzlukta yankılanacaktır.”

Bu cümleler, daha filmin en başından Maximus’un lider karakterini de gözler önüne serer. Sert ama şevkatli, en önemlisi binlerce kişinin arkasından gözünü kırpmadan gidebileceği saygın, güvenilir bir savaşçıdır o. Hatta Roma imparatoru Marcus Aurellius (Richard Harris) için bile. Aurelius, hayatının son dönemlerinde Roma’nın daha iyi bir geleceğe sahip olması adına Maximus’u varisi olması için ikna etmeye çalışır. Ancak Maximus bir politikacı değildir. Yalan, aldatma, taht oyunları söz konusu olduğunda çok bilgisizdir. Bu sebeple bu teklife karşı isteksizce yaklaşır. Bunun üzerine kendisinin imparator ilan edileceğini düşünen imparatorun oğlu Commodus (Joaquin Phoenix) çok geçmeden durumu farkeder ve harekete geçer. Hain bir saldırıyla babasını öldüren genç adam, tahtın varisi olarak ilk emrini verir: Maximus’u ve ailesini ortadan kaldırmak… Maximus, kendisini öldürmek için emir alan askerlerden kurtulmanın yolunu bulur; ancak ailesini kurtaramaz. Bu andan itibaren filmin asıl öyküsü başlar; ailesinin intikamını almaya yemin etmiş bir gladyatörün öyküsü…

İspanyol lakaplı bir gladyatör

“Adım Maximus Decimus Meridius, kuzey orduları başkomutanı, Felix lejyonlarının generali, gerçek imparator Marcus Aurelius’un sadık hizmetkarı, katledilmiş bir oğlun babası, katledilmiş bir eşin kocası ve bu dünyada ya da öbür dünyada intikamımı alacağım.”

“İspanyol” lakaplı bir gladyatör olarak Roma’da, Colosseum’da çıktığı ilk hayatta kalma mücadelesinden galip çıkan Maximus, bu filmin en etkileyici repliğini işte o an Commodus’a söylüyor. Film, hemen hemen tüm sahnelerde müziği kullanarak heyecan dozunu çok iyi ayarlarken, bu tarz replikleriyle de seyircisini hikayeye dahil etmeyi başarıyor. Bunun yanında bu rolle 2000 yılında en iyi erkek oyuncu Oscarını alan Russel Crowe‘un oldukça etkileyici bir performans sergilediğini söylemek lazım. Tabii bu etkiyi güçlendiren bir başka faktör de, düşmanı rolündeki Joaquin Phoenix’in de rolünün hakkını fazlasıyla vermesi. Film boyunca Commodus itici ve kurnaz davrandıkça, seyircinin Maximus’a olan bağlılığı daha da fazla artıyor ve finalde duygusal etki seyirciye layığıyla verilmiş oluyor. Ayrıca filmin tarihsel niteliğinin belli yerleriyle gerçeğe dayanması, onu benzerlerinden ayrı bir yere taşıyor. Tıpkı Braveheart filminde olduğu gibi… Biz seyircilere de bu güçlü hikayenin ve karakterlerin tadını çıkarmak düşüyor.