06.05.2016

Karakter Mutfağı: Rocío

Merkezi Bu İse Sınırı Nerede?

Bu dünyanın içinde bir yerde, sanki evrenle bağı olan ama evrenden uzakta kalan bir nokta küçük kadın Rocío’nun köyü. Sarp Meksika dağlarının arasında, rüzgârın bulutların sırtında yuva yaptığı, bir elin on parmağını geçmeyecek kadar insanın nefes alıp, verdiği bir köy. Kulaktan kulağa söyleneduran “orda bir köy var uzakta” tınılarını her daim hissedebileceğiniz bir yer burası. Oldukça sınırlı bir alanda yaşanan yoğun huzurun ve kavramsal olarak çıkmaz bir alanda olduğunuzu hissettiğiniz bu bölgenin en büyük sözü, ucunu kestiremediğiniz sınır çizgileri ile başlıyor. Arkadaki dağın ardında yahut kuzeydeki köprünün ötesinde ne var, ne yok bunun algısıyla ölçüp, biçtiğiniz bir tekinsizlik var. Bahsini geçirdiğimiz bu tekinsizliğin içinde kendini bulan küçük kadın, Karakter Mutfağı’nın bu haftaki o uzak konuğu.

Küçük Maya kadını Rocío’nun (Gloria López) çobanlık esnasında öğrendiği “dünya içinde dünya” dediğimiz bir kavram var. Kalemiyle Rocío’ya hayat veren Ana V. Bojórquez ve Lucia Carreras ikilisinin ne anlattıklarını oldukça iyi bildiği bir öykü. Öyle ki kalemin ansızın seyirip, bu rehavetin içine dalacağı aşikâr. Ancak o rehavetin içine düşen neyse ki olmuyor.

Öykünün bağlantısını sağladığı temellendirmelerden ilki koyunlar ve bu koyunların tekrar eden sekanslar üzerinde bir yok olup, bir geri gelmeleri ile oluyor. Devamlı ve oldukça tek düze bir şekilde güdülmesi şart olan/olunan koyunların bu gizemli yok olma hali ve beraberinde masaya getirdiği endişe durumu, Rocío’yu bu sarp kayalıklarla dolu coğrafyada bilinenin yanı başındaki bilinmeyenin gerilimine sokar ansızın. Çocukluğun verdiği saflıkla aldığı her kararda bir sonraki hamlesine daha bir donanımlı girmeye çalışan bu küçük kadının film boyunca tek bir amacı vardır: Hava kararmadan önce sürüsüyle birlikte bir an evvel eve dönmek. Bu ana çerçevenin dışında bir başka husus olarak üç kuşak kadının aynı evde yine aynı konuya bu kez farklı bir tarafından eğilmeleriyse öykünün çocukluk, erişkinlik ve yaşlılık fehvasına dokunduğu bir husus.

Histerik bir şekilde dağların çevresini sıkı sıkıya sarmalayan bulutların arasında zamansal döngünün bir ucundan da en az Rocío kadar bizde tutarız. Öyküsünde peşi sıra takipte olduğumuz küçük kadın ile birlikte Meksika dağlarında güneşin doğuşu ile batışı arasındaki döngü bu defa bizi fısıltılarla kaplı ormanlara doğru çeker. Turnikelerden geçmemizin meçhule açtığı kapıyı onunla birlikte müthiş bir kayıtsızlıkla açmak durumunda kalırız. Üstelik herhangi bir kilide ihtiyaç duymadan: Merkezi bu ise dünyanın bittiği yer neresi?