23.11.2017

Karakter Mutfağı: Tommy Shelby

Tommy Shelby: “a man of ambition”

Steven Knight’ın başyazarlığında oluşturulan ve geçtiğimiz günlerde dördüncü sezonu ile ekranlara dönüş yapan Peaky Blinders, Cillian Murphy (Tommy Shelby), Helen McCrory (Polly Gray), Paul Anderson (Arthur Shelby Jr.) ve Joe Cole (John ‘Michael’ Shelby) gibi isimlerden oluşuyor. İki dünya savaşı arasındaki süreçte, basit bir bahis çetesinin yükselişini anlatan yapım, kısa aralıklarla da olsa Alfie Solomons karakterine hayat veren Tom Hardy ile oyuncu kadrosundan yeterince söz ettirir hale gelmişti. Bu isimlerin yanı-sıra dördüncü sezon kadrosuna eklenen, Game Of Thrones’taki “Littlefinger” rolüyle bildiğimiz Aidan Gillen ve Oscar ödüllü aktör Adrien Brody gibi aktörlerle de süslenen dizi, eşi benzerine kolay kolay denk gelinmeyecek derecede büyük bir kadroyla start verdi. Beşinci sezon onayını şimdiden alan yapımın başkarakteri konumunda olan ve Cillian Murphy tarafından hayat verilen “Tommy Shelby” karakterine ve dizinin genel hatlarına bakalım şimdi.

Not: yazıyı elimden geldikçe, izlenirliği az olan dizi için bir tür tanıtım metni olarak tutmaya çalışsam da Tommy karakteri için doyurucu bir portre oluşturmak amacıyla belli başlı yerlerdeki “spoilerlardan” ödün veremedim. Bundan sonra okuyacaklar için yazı belli başlı spoilerlar içerir.

“The Godfather” Miti ve Peaky Blinders                         

Gangster veya Sicilya usulü söylersek “Mafya” tarzı suç sinemasının alanındaki en başarılı yapımı hiç şüphesiz ki; The Godfather. Mario Puzo’nun aynı adlı romanından uyarlanan ve üç parça halinde, Francis Ford Coppola tarafından beğenimize sunulan bu seri, yıllar geçtikçe gücünü arttırmış, etkisinden tek bir parça bile kaybetmeden aksine kendinden sonraki yapımları etkileyerek ilerlemiştir. 1999-2007 arası yıllarda yayınlanan “The Sopranos” isimli yapımla dizi dünyası üzerinde de var olan etkisini iyice gösteren The Godfather’ın, son temsilcisi ise İngiltere’den, iki dünya savaşı arasındaki süreçte etkin olan Peaky Blinders isimli bir çeteden esinlenerek oluşturulan ve adını da oradan alan bir yapım.

Yeni-yeni tanınmaya başlanan ama rüştünü çoktan ispatlayan Peaky Blinders, The Godfather’ın dillere destan mitiyle karşı-karşıya gelmek yerine onu kucaklayarak ilerlemeyi seçiyor. Başroldeki üç kardeşin; ikisinin ortanca isimlerinin “Michael” olması hatta Michael ismindeki bir kuzenlerinin olması ile “Michael Corleone” karakteriyle doğrudan ilişki kuruyor yapım. Bu isim olayı ve ailenin başındaki kardeşin yaş olarak en büyük olan yani “doğum hakkı” ile işleri yürütmesi gereken kardeş yerine başka biri olması gibi somut diyebileceğimiz benzerliklerin yanı sıra dizi The Godfather ile olan en büyük yakınlığını ise, ailenin yasal hale gelmek için verdiği uğraş üzerinden kuruyor.

İki yapımda da ailenin başındaki isimler, asıl paraların yasal işlerde kazanıldığının farkına varıp ailelerini yasal hale getirmek için uğraşıyor ve kademe olarak yükseldikçe, bir üstteki sınıfın bir alttaki sınıftan her zaman daha kirli, daha eli kanlı olduklarını fark edip, yeniden suçla yüz göz oluyor. The Godfather; rüşvetçi bir senatör veya satın alınabilir hâkimler gösterirken, Peaky Blinders; pedofili bir papaz veya suçla iç-içe yaşayan milletvekilleri resmediyor. Kadınların hikâye üzerindeki etkileri ise, iki yapım arasındaki en büyük farklardan birini oluşturuyor. The Godfather tamamen erkek karakterlerin güç sahibi olma durumu üzerinden işlenirken, Peaky Blinders’da, ailede Tommy’den sonraki en yetkin kişi, kardeşlerin teyzesi konumunda olan ve savaş süresince işlerin başında olan Polly.

Birinci Dünya Savaşı Yılları ve Tommy Shelby

“O geçmişte kaldı, geçmiş beni ilgilendirmez, gelecek de aynı zamanda beni ilgilendirmiyor artık.

-Seni ilgilendiren nedir Tommy?

-…bir dakika, askerin dakikası, savaşta elindeki tek şey budur. Aynı anda hepsinden bir dakika, daha önceki her şey bir hiçtir, sonraki her şey bir hiçtir. O bir dakikayla hiçbir şey kıyaslanamaz.”

Birinci Dünya Savaşı’nı “lağımcı” olarak geçiren ve düşman siperlerinin altından tünel kazarak savaşan Tommy veya tam adıyla söylersek eğer Thomas ‘Michael’ Shelby, savaş boyunca içinde bulunduğu tünellerin psikolojisini, savaş sonrasına da taşıyan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor ilk sezon. Birbirine doğru tünel kazan iki tarafın ve anbean birbirini öldürmek için ilerleyen iki gücün, yeraltının karanlık tünellerdeki çarpışması ve daracık alandaki öl veya öldür stratejisinin sonucu olarak travmalar yaşayan ve bu travmalarını savaş sonrasına da taşıyan Tommy, geceleri sık-sık kâbuslar görerek uyanıyor veya karşı, düşman, tarafın kürekle kazma seslerini sürekli duyuyor.

Savaşta kazandığı madalyaları kanala atan ve Peaky Blinders isimli çetesinin başına dönen Tommy’nin dünyayla olan tüm ilişkisini belirliyor savaş. Zekâsından dolayı savaşın öncesinde de ailenin başında olan Tommy, düşmanlarını yok etmek için en zayıf anlarını kollama veya düşmanlarının zaaflarını ve güçlü noktalarını araştırıp bulma gibi suç dünyasındaki yükselmesinin temelini oluşturan tüm yapıları savaşta öğreniyor. Savaş öncesi döneminde nasıl biri olduğuna dair sorulan soruya, teyzesinin verdiği “sürekli gülen ve atlarla çalışmak isteyen bir adam” cevabı bile Tommy’nin savaş boyu yaşadığı değişimi gözler önüne seriyor.

Suç Dünyasındaki Yükseliş Dönemi ve Tommy Shelby

“Herkes birer fahişedir Grace. Kendimizin farklı parçalarını satarız yalnızca.”

Bulunduğu dünyanın dengelerini anlayan ve bu dünyada güçlü olmak için neleri feda etmesi gerektiğinin farkına varan Tommy, bunun gereği olarak, gaddar, kendinden emin ve güven duygusunun her türlü halinden yoksun bir karaktere dönüşüyor. İş konusunda kardeşlerinin sadakatine güvense bile; kudretlerine ve zekalarına güvenmeyen Tommy, ailedeki ortanca kardeş olmasına rağmen, ailedeki herkesin eşit hakları sahip olması gerektiği gibi hikayenin başında gördüğümüz tüm kurallara sırt çevirip, inisiyatif alıyor.

Bu dönemde yaptığı işin bile büyük bir kısmını aileden gizleyen Tommy, sadece bilmeleri gerektiğini düşündüğü kadarını anlatıyor. Bu süreçte; aynı zamanda polis muhbiri olan Grace Burgess (Annabelle Wallis) yaşadığı aşk ilişkisi, Tommy’nin yegâne zaafı ve duygusal yönü olarak beliriyor. Bunun dışında, ailesine karşı korumacı bir tavır ve bir baba figürü çizse bile, günbegün onlardan uzaklaşarak, kendinden nefret ettiren bir imaj çiziyor. Bu nefret duygusu korkuya yol açıyor ve Tommy ailenin kendisine olan ihtiyacını da hesaba katarak aile içinde bir tür güç konumuna gelmekte kullanıyor bu nefreti.

Michael Corleone ve Tommy Shelby

“…ailemdeki herkes benden nefret ediyor Grace.”

The Godfather ve Peaky Blinders’ın bana göre en benzer noktasına gelelim şimdi de, ailelerin başındaki karakterlerin benzerlikleri ve yükselme yolunda izledikleri yol. İki karakterin de kendilerinden yaşça daha büyük bir kardeşin varlığı varken işlerin başında olması benzerliklerin ilk noktası. İki ismin de savaş görmüş ve bu savaşlarda gösterdikleri başarılar nedeniyle madalyalar kazanmış olmaları ise hikâye gelişimlerindeki ilk ortak parantez. Burada ayrılan nokta, Tommy savaşın öncesinde bile ailenin başındayken, Michael savaştan döndükten sonra hatta babası Vito’nun kurşunlanmasından sonra ailenin işleriyle ilk temasını kuruyor. Sonny’nin ölümünden sonra ise işlerin başına geçiyor. İki karakterde bulundukları dünyayı ve ailelerini yakından bilen ve kimseye güvenmeyerek ilerleyen karakterler fakat hikâye gelişimlerinde yine temel bir fark yatıyor; Tommy hem gangster hem de iş adamı olarak ailenin başında yer almış bir isimken, The Godfather’da ailede doğrudan gangster olarak görev yapan yegâne isim Vito.

Ailelerini daha büyük güçlere ulaştırmak için yasal işlerdeki etkinliklerini arttıran ve bu yolda daha büyük paralar kazanmak için verdikleri uğraş ise en büyük benzerlikleri. İki isimde bu yolda yaptıkları fedakârlıklar nedeniyle aileleri tarafından nefret edilen isimlere dönüşüyorlar. Nitekim Michael Corleone isminin kendi ağzından dökülen bir ifadeyle “babama saygı duyuyorlardı benden ise sadece korkuyorlar” durumu, Michael kadar olmasa da iki karakterin de kaderi haline geliyor. Tommy’nin dedesi çingeneler arasında “Kral” olarak adlandırılan ve saygı duyulan bir isimken, Tommy tüm Birmingham’da güvenilmez, ikili oynayan ve korkulan biri oluyor. İki karakterde ailelerine güvenmeyerek hareket ediyor ve iş uğruna herkesi kurban edilebilir olarak görüyorlar. Michael öz-ağabeyi Fredo’yu ölüme yollarken ki hali veya Tommy’nin üçüncü sezon finalindeki herkesi şoke eden davranışı, bu yönlerinin en iyi kanıtı.

Kendilerinden daha güçlü isimlerin, ellerinin daha kanlı olduğunu gördükçe, suç dünyasıyla da bağlarını koparmayan ikili, geldikleri yer dolayısıyla, yüksek çevrelerce kabul edilmeyince benzer yollar çiziyorlar; Michael, Papa’nın bizzat kendisi tarafından onurlandırılırken; Tommy, Kral tarafından Kraliyet Nişanı ile onurlandırılıyor. Hırs duygusunun tüm dünyalarını şekillendirdiği ve üzerlerinde sürekli ilerleme mecburiyeti bıraktığı bu ikili arasındaki temel fark ise; zaaf noktaları bana kalırsa, Tommy en büyük zaafıyla henüz hikâyenin başında karşılaşırken ve bu zaafı âşık olduğu kadın olurken, izleyici Michael’ın zaaflarının olduğunu serinin son filmine kadar bile zar-zor fark ediyor. Michael’ın zaafı ise kızı oluyor, Mary Corleone.

Peaky Blinders’ın Genel Oluşumu

Peaky Blinders ismini “Peaky” olarak da bilinen şapka türünün belli başlı bir yerine yerleştirilen bir jilet ile düşmanlarının gözlerini kör etmelerinden (blinder: kör eden) alıyor çete. Gerçek tarihçelerinde, iki dünya savaşı arasında, “Brummie Boys” olarak da bilinen büyük bir Birmingham çetesinin, belli başlı bir bölgesindeki temsilcileri veya The Godfather üslubuyla söylersek caporegime’i konumunda geçiren çete, Steven Knight’ın anlatımında ise çok farklı bir biçimde karşımıza çıkıyor. Asıl hikâyede çok kısa bir süre ve çok ufak bir rolde etkin olan çeteyi, son sezonla birlikte gücün zirvelerinde resmeden başyazar Knight, Tommy Shelby isminin bizzat kendisini kapitalizmin kalelerinden biri olarak resmetmiş konumda. İki dünya savaşı arasındaki süreçte elimden geldiğince çok hikâye anlatmak istiyorum diyen Knight, dördüncü sezon itibariyle 1925 yılına gelmiş durumda ve beşinci sezon ise çoktan onayını almış bir şekilde. Bundan sonraki süreçte ne olur, dizi beşinci sezon ile final mi yapar bilinmez ama hayranlarının daha birçok Peaky “Fucking” Blinders serüveni görmek için can attığı aşikâr.