14.11.2018

Karakter Mutfağı: Venom

Güney Yurdakul

Potansiyel Zehir

Yakın zamanda izlediğimiz Venom filmi geldi, izlendi ve gitti. Peki ama kimdi bu Venom? Filmde anlatıldığı kadar mıydı?

Filmde yansıtılan Venom ve geçmişi 1982 yılına kadar uzanan asıl Venom üzerine birkaç şey anlatalım istedik.

Venom’u Venom yapan aslında sadece uzaydan gelen yaşam formu, diğer adı ile simbiyot ve gazeteci Eddie Brock değil aynı zamanda simbiyot ile ilk tanışan Spider Man idi. Bu iki canlının bir bedende buluşarak tek bir kişiye dönüşümünde baş rol oynayan Peter Parker ne yazık ki Sony ve Marvel şirketlerinin anlaşmazlıkları yüzünden bu filmde yer alamadı. Bu nedenle asıl hikaye olduğundan çok farklı bir şekilde bizlere sunuldu. Yapılan değişiklikler sonucu bizlere sunulan Venom karakterinin ne gibi günahları vardı, gelin biraz onlar üzerinde duralım.

Hikâyenin ana odağındaki Eddie Brock, çizgi romanlara baktığımızda silik bir kişilik. Ailesi ve arkadaşları tarafından önemsenmeyen, alınan kararlarda kendi etkisini hissettiremeyen bir insan. Gazetecilik kariyeri de Peter Parker‘ın gölgesinde ilerlemekte. Bundan dolayı da içten içe Peter’dan nefret ediyor. Bize filmde yansıtılan karakter ise başarılı bir gazetecilik kariyerine sahip aynı zamanda bu repütasyonu sayesinde tanınan bir yüz haline gelmiş olan Eddie.

Buraya kadar her şey normal gelebilir. Ana hikâyede tamamlayıcı rol üstlenen bir karaktere sahip olunmadığı için bazı değişiklere gidilebilir pekala. Fakat, Eddie’nin motivasyon olarak -orijinalindeki gibi- simbiyotun sağladığı gücü, üzerine yapışmış olan aşağılık duygusundan kurtulmak adına kullanması, karakter üzerinde yapılan radikal değişiklikleri hiçe saymak oluyor. Bu da sağlam bir karakterizasyonun içinin boşaltılmasına neden oluyor.

Aynı durum simbiyot için de geçerli. Eddie’ye kendi gezegeninde ezik biri olduğunu söyleyen Venom’ın, gerçekte kendi halkı tarafından delilik ile suçlanarak hapishaneye tıkılmışlığı bile söz konusu. Filmin günahı ve odak noktamız olan Venom’ı yansıtışındaki ana problem aslında bu uyuşmazlık ile açıklanabilir. Ana kaynak olan çizgi romanlar ile film için hazırlanan senaryo arasındaki kopuk bağlantı…

Birbirine muhtaç iki canlı

Eddie ile simbiyot Venom’ın ilişkisi, içerisinde dramatik unsurlar barındıran konuşulmaya değer bir konu. Kendi hayatının bile baş rolünü oynayamayan bir gazeteci ile hayatta kalmak için uygun taşıyıcı arayan bir varlığın karşılıklı çıkar ilişkisi. Hayatı boyunca elde edemediği güç ile kaplanan Eddie, elde edemediği tüm hayata karşı zehir kusuyor. Venom ise uygun beden ve sömürebileceği adrenalinin peşinde. Venom için Eddie’nin bedeninde yılların biriktirdiği öfke ve hesaplaşma isteği, yabancı bir dünyada mükemmel bir ev. Fakat biz bunların hiçbirini filmin içerisinde göremiyoruz.

Filmin aslında vermeye çalıştığı fakat bunu az doğru çok yanlış ile beslediği mesajı ise çok da göze sokulmadan verilmiş olan Eddie ile simbiyotun uyumunu destekleyen görüş birliği. İki canlının da dünya hakkındaki görüşleri onları tek bir bedende uyumlu bir çift haline sokuyor. Bilimsel açıdan teoride bedenlerinin uyuşması gerekse de aslında Venom oluşumu bileşenlerinde bir ruh birliği de istiyor. Eddie ile simbiyot bu ortak ruhu dünya hakkındaki görüşlerinin bir olması sayesinde tamamlıyor. ”Bize parazit diyorsunuz ama asıl parazit, dünyayı sömüren siz insanlarsınız” lafı ne tek başına Eddie’nin ağzından ne de simbiyottan çıkıyor. Birleşmelerinden sonra Venom’dan çıkıyor. Bu ortak fikrin oluşumu hem karakterlerimizin birleşme anına kadar başlarından geçen olayların onlarda bıraktığı etkiyi anlamamıza hem de bundan sonraki Venom kişiliği altında hedefledikleri amaçları, özümsememize yardımcı oluyor. Böylelikle kendi ırkına karşı gelen simbiyotu ve ümidini kesmiş olsa da fikrini değiştiren Eddie’nin dünyayı kurtarmaya çalışmaları, daha mantıklı bir nedene bağlanıyor. Onlar, Venom olarak sömürücü parazitlere karşı masum olan dünyayı savunmayı tercih ediyorlar.

Özetlemek gerekirse, Venom karakteri, derine inildiğinde bir insan ile yabancı bir varlığın tek bir bedenin içinde yaşadıkları psikolojik çatışmayı anlatmaya çok müsait bir zemin sunuyor ama oturmayan hikayenin havada kalan diyaloglar ile anlatılmaya çalışılması, karakterlerin motivasyonlarının altının yeterince doldurulamaması gibi problemlere takılıyor. Eddie Brock dışında geriye kalan kötü adamımız dahil tüm yan karakterlerin iki boyutlu tiplemelerden daha fazlaya gidememesi ile de var olan bu büyük potansiyel bir zehirle temas etmiş gibi eriyip gidiyor.