19.09.2017

Karmaşık Sonlu Filmlerin Arkasındaki Gerçek Anlamlar

Karmaşık Sonlu Filmlerin Arkasındaki Gerçek Anlamlar

Bazı film yapımcıları filmlerinin basit bir sonla bitmesini istemez ve özellikle filmlerinin sonunu anlaşılmaz bırakarak seyircilerini düşündürmeye sevkeder. Bu planlar bazen ters de teper ve tartışmaya açık karmakarışık sonla da neticelenebilir. Korkuya gerek yok! Biz size bazı cevapları vereceğiz ancak spoiler içerdiğini belirterek uyaralım.

Erkan Bozkurt

 

Inception (2010)

Christopher Nolan’ın bu filmi, finalinde dönen topaç gibi seyircilerin kafasını döndürüyor. Filmin sonunda topacın yavaşlayıp duracağını beklerken birden ekran kararıyor. Son sahnelerde Dom Cobb’ı ekibini toplarken görürüz. Ancak bunun gerçek mi yoksa rüya mı olduğundan asla emin olamayız.  Hayranları filmin gösteriminden yıllar sonra bile hala bu sahneyi tartıştılar ancak Nolan’a göre filmin sonunun olmayışı aslında ana temanın kendisi.

2015 yılında Princeton Üniversitesinde öğrencilere yaptığı yorum konuşmasında onlara “kendi gerçekliğini seçmelerini” söyler ve şöyle devam eder:

“Cobb’un ekibi ile işi bitmişti ve artık kendi öznel gerçekliğindeydi. Artık o umursamıyordu ve bu bir sonucu ortaya çıkarıyor: Belki gerçek, tüm katmanları ile gerçekti. Kamera topacın dönüşünün yavaşlayıp tam duracağını göstereceği sırada birden herşey kararır”

Kısaca, sonu bize kalmıştır ve her her türlü yorum anlamlıdır.

The Dark Knight Rises (2012)

Nolan’ın Karanlık Şövalye (Dark Knight) üçlemesinin sonu Başlangıç (Inception) filmininki kadar belirsiz değildir. Nükleer bombanın Gotham City’nin dışına uçması ile birlikte Batman kurtulmayı başarır. Bunu biliyoruz çünkü daha sonra Alfred’i Floransa’da efendisi Bruce’u bir masada Catwoman Selina Kyle ile yemek yerken gördüğünü görürüz. Bazı film hayranları bunun bir rüya olduğunu, aslında Batman’ın patlamada öldüğünü ve Alfred’in arkadaşını İtalya’da güneşin altında hayal ettiğini iddia ederler.

Ama bu bir yarasa saçmalığıdır. Filmin sonundan önce Lucius Fox ile öğreniyoruz ki Bruce Wayne yarasa jetini Gotham’daki son çarpışmadan altı ay önce otomatik pilota almıştır. Seyircilerin bilmesi gereken Batman’ın jetinin otomatik pilot ile bombaya doğru uçarken dışarı atladığıdır.

Ve tabi Alfred, Bruce Wayne’i Floransa’da gördüğünde tam da Alfred’in filmin başında tanımladığı gibidir. Bir rüya değildir. Bruce Wayne’in Alfred’e yaşadığını göstermesi için en iyi yoldur. Ve dahası Selina Kyle orada onun karşısında, filmin başında çaldığı Wayne’in annesinin kolyesi ile oturur. Alfred onun ve Bruce Wayne’in artık bir olup Gotham City’yi kurtardığını da bilmemektedir.

Sonuç olarak bir de Bruce Wayne’in canlandıran Christian Bale de filmin sonunda hala yaşadığını düşünmektedir. Exodus: Tanrılar ve Krallar filminin galasında bir röportajda şöye der:

“Alfred beni canlı görmekle mutlu oldu ve ayrıldı. Çünkü o Bruce’un hep bu gördüğü hayatı yaşamasını ister. Çok enteresan bir son oldu. Filmlerin çoğunda, seyircinin sonunda kafasında düşündüğünün, filmin kendisi olduğuna inanırım. Benim kendi düşünceme göre sonundaki bir rüya değildi. Gerçekti. Ve Bruce artık kendini, kendi yarattığı ayrıcalıktan kurtarmanın keyfine varıyordu.”

Birdman (2014)

Alejandro G. Iñárritu’nun Broadway’de tekrar başarı yakalamaya çalışan başarısız bir aktör hakkındaki filmi Inception’ı bile utandıracak garip bir son ile bitiyor. Film boyunca Riggan Thomson sonradan sadece kendi kafasında var olduğunu öğrendiğimiz süper güçlere sahip olarak gösterilir. Filmin sonunda Riggan’ın kızı Sam, Riggan’ın hastanedeki odasına girer ve boş yatak ile açık pencereyi görür. Aşağıda sokaktan siren sesleri ve konuşmalar duyulur. Sam aşağıya bakar ama sonra yavaş yavaş yukarı gökyüzüne bakar ve gülümser. Bazıları bu yüzden Riggan’ın aslında gerçekten özel güçleri olduğuna ve uçup gittiğine inanırlar.

Ama öyle değil. Gerçekten olan aslında Riggan’ın bir önceki gün başaramadığı intiharı artık gerçekleştirdiğidir. Sam de babası gibi artık sanrı görmektedir. Kolundaki kuş dövmeleri ve babasının kuşlara özel yeteneklere sahip bir kahramanı oynamış olması, ikisi arasındaki güçlü bağın göstergesidir. Sam gerçek dünyayı bırakır ve babasının bulutların üzerinde yaşadığı fantezisine girer. Filmin alt başlığı “Umursamamanın beklenmedik meziyeti” dir ve Sam gerçekliği umursamamayı seçmiştir.

Birdman’ın senaryo yazarlarından biri olan Alexander Dinelaris Jr. HuffPost Live’e verdiği bir röportajda sonu anlamak için Sam’in babası ile olan ilişkisine bakmak gerektiğine işaret eder:

“Kızı ile olan ilişkisini anladığımızda Riggan’ın hikayesini de anlamaya başlayabiliriz. Apartmandaki o büyük konuşma sırasında bu ilişkiyi kavramaya başlayabiliriz. Şimdi çıkıp sonunu izah edecek değiliz. Yeteneksizlerin seslerini kısabiliyorsak, daha ne mümkün olabilir ki ?”

Barton Fink (1991)

Coen Kardeşlerin bu filminin sonunda Barton Fink bir sahilde dolaşırken, kendinin sade ve bunaltıcı odasında bulunan kadın resmine benzeyen bir kadına rastlar. Tanışmalarından kısa süre sonra fiilm biter ve bazı seyircilerin kafasını kaşımalarına neden olur. Bu ne demektir şimdi?

Resim Hollywood’u temsil eder. Fantezilerin, sahillerin ve güzel kadınların yerini. Tüm film boyunca Fink, Hollywood gerçekliğine konu olmuştur. Yazdığı senaryo yapımcı tarafından yırtılıp atılır, yazar W.P. Mayhew tam bir alkoliktir ve Mayhew’in karısı romanlarını onun için yazar, o da yanan bir otelden ve silahlı bir manyaktan kaçar.

En sonunda plajdaki kadını bulması ile Fink’in artık hakettiği ödülü aldığını ve güvenli limana ulaştığını düşünürsünüz. Am aslında o yaşadığı tehlikeli dünyanın gerçekliğini öğrenmiştir. Joel Coen 1991 yılında bir röportajında şöyle söyler:

“Bazıları filmin ikinci yarısının sadece bir kâbus olduğunu düşünüyorlar. Ama biz aslında kötü bir rüya amaçlamadık, bilakis irrasyonel gerçekliğe bir mantık kazandırmaya çalıştık. Oyuncunun psikolojik durumunu yansıtan bir film atmosferi istedik”.