03.09.2016

Ölümsüz Karakterlerin Oyuncusu Kemal Sunal

Türk sinemasının ölümsüz yıldızlarından Kemal Sunal 11 Kasım 1944’te dünyaya geldi. Sunal’ı 3 Temmuz 2000 tarihinde kaybettik ancak bizlere kendisini her zaman sevgiyle ve saygıyla hatırlayacağımız karakterler armağan ederek göçtü bu dünyadan. Onun gibi bir sanatçının sinemamızdan geçmesi, bizim için ne kadar büyük bir mutluluk.

Belki de bir efsane böyle başladı…

Ancak Kemal Sunal’ın sinemaya girişi Hababam Sınıfı’ndan önce 1972 yılında çekilen Tatlı Dillim filmidir. Hatırlarsınız hani, Filiz Akın ve Tarık Akan’ın oynadığı film. Orada basketbol takımının oyuncularından biridir Kemal Sunal. Sonrasında o günlerin güzel ekipli, samimi filmleri art arda gelir: Oh Olsun, Canım Kardeşim, Köyden İndim Şehire, Mavi Boncuk gibi… Hep bizleri televizyon ekranlarına kilitleyen filmler değil mi? Belki anne-babalarımızın, nene-dedelerimizin sinemada görme şansına eriştikleri o güzel Yeşilçam filmleri.

Şimdi gelelim bizim için unutulmaz olan o kompozisyonlar içinden öne çıkan karakterlere:

İnek Şaban – Hababam Sınıfı

Aslında sadece Kemal Sunal’ın değil, pek çok oyuncunun en samimi filmi bile denilebilir Hababam Sınıfı serisine. 1975’te başlayan seri, ondan sonra pek çok filmde bile Şaban olarak anılacak Kemal Sunal’ın sınıfın sevgiyle karışık dalgasına maruz kalan İnek Şaban karakterinin doğuşuydu. Sıklıkla dalga geçilen, bazen kendini açıkgöz göstermeye çalışan ancak saflığın sözlük karşılığı olan İnek Şaban, sınıfın en gözde öğrencilerinden biriydi. Hâlâ da öyle… Hangimiz yakaladığımız anda ekran başına kilitlenmiyoruz, yine ve yeniden ilk kez görüyor gibi heyecanlanıp gülmüyoruz İnek Şaban ve arkadaşlarına?

 –  Hocam, Güdük sırama ot koymuş, bana şey demek istiyo!

–   Ne demek istiyor?

–   İnek demek istiyo hocam!

–   Eee ne var bunda, İnek Şaban değil mi senin adın?

Sizin de kulaklarınızda değil mi hâlâ?

 

Seyyit – Kapıcılar Kralı

Kapıcılar Kralı, Türk sinemasının yetkin gözlemci kalemlerinden Umur Bugay’ın senaryosunu yazdığı filmde kurnaz kapıcı Seyyit Kemal Sunal’ın canlandırdığı ölümsüz karakterlerden biri kanımca. Apartman ilişkileri içinde küçük bir toplum güzellemesi yapan film, köşeyi dönme üzerine de 80’lerden sonra sinemada bol bol örneğini göreceğimiz tiplemelerin öncülüğünü yapıyor. Bu açıdan Seyyit, unutulmazlar arasında öncü bir karakter. İleride Bizimkiler dizisine imzasını atacak olan Bugay’ın da dizinin temellerini aldığı filmdir Kapıcılar Kralı.

Bakkal: Adamın işi neymiş?
Seyyit: Gizli işmiş.
Bakkal: Pezevenk miymiş?
Seyyit: Lan oğlum gizli iş dedik gizli! Bu devirde gizli pezevenklik mi kaldı?! 

 

Feyzo – Kibar Feyzo

Zalim Ağa, köylü arasındaki ilişkileri Feyzo’nun bir mahkeme odasında anlattıklarından dinleriz film boyunca. Feyzo anlatır biz sisteme söveriz, Feyzo anlatır biz bu garipliğe güleriz, Feyzo anlatır acıma hissederiz. Ama en sonunda elimizde kalan müthiş bir sistem eleştirisidir. Tabiî Şener Şen’in canlandırdığı Maho Ağa’yı da unutmamak gerekir.

Feyzo: Sen faşo neye diyler biliy misen hakim bey? Böyle puşt kimin ipne kimin bi şey… Bizim Maho Ağa, vallah faşodur!

 

Adem – Postacı

Bir dönem yürüyüşü taklit edilmiş Postacı Adem hiç unutulur mu? Özellikle Adem ile evleneceği Sevtap’ın (Fatma Girik) abisi rolündeki Latif’e etmediğini bırakmaz Adem. Alamancı Latif Adem’le Sevtap’ın evliliğine karşı çıktıkça başından bela eksik olmaz. Adem’in ise katılacağı postacı yarışması için çalışırken Latif ile girdiği diyaloglar seyirciyi gülme krizlerine sokar.

Adem: Boynuna bir gerdanlık, bana da üç takım elbise… Biri lacivert çizgili

Latif: Ezerim ulan seni!

 

Hüsnü – Öğretmen

Kemal Sunal’ın en dramatik karakterlerinden biridir Hüsnü öğretmen. İstanbul’a nakli çıkınca sevinemeyen Hüsnü ve ailesinin İstanbul’da yaşama savaşları, aslında tüm memur sınıfının günlük mücadelesinin aynasıdır. Yol parası vermemek için kilometrelerce yürümek, ikinci bir iş yapmak Öğretmen Hüsnü’nün bedeninde tüm orta alt gelirli insanların gelecek kaygısının göstergesidir. Giderek aklını yitiren Hüsnü, Sunal’ın titizlikle canlandırdığı en unutulmaz performanslarından biridir. Özellikle finalde öğretmen sınıftayken onu teftişe gelen müfettişin çocuklara soru sordukça Hüsnü’nün birden işportacı gibi bağırmaya başlaması…

– Koş vatandaş koş zeytin yağının halisi burada. (…) Patlamaz balonlar! Çocuğunu sevindir hanım anne. Sıkıp sıkıp patlatana bir balon bedava…

Öğrencilerin gözü önünde akıl hastanesine götürülmek üzere ambulansa binişi ve çaresizce bakarken perdeye “son” yazısının düşüşü.

Ve Tabii ki İbrahim Zübükzade – Zübük

Aziz Nesin’in aynı adlı romanından 1980 yılında uyarlanan ve çizdiği siyasetçi figürü ile zamansız bir eser olduğunu defalarca bizlere hatırlatan Zübük. Sözünde durmayan, ahlak nedir bilmeyen, rüşveti yaşam standardı haline getiren bir adam düşünün. Artık burada düşünemediniz değil mi, diye sormaya gerek bile yok. Aklı her türlü alavere dalavereye çalışan bir siyasetçi İbrahim Zübükzade. Çıkarları için yapmayacağı şey, kandırmayacağı ve sömürmeyeceği insan yok. Aziz Nesin’in kalemiyle ölümsüz kıldığı Zübük, Kemal Sunal’ın bedeninde can bularak ikinci kez ölümsüzlüğe ulaşmıştı bu filmle.

Zübük: Burhan bey Burhan bey! Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz. Bunlar hep gomünist oyunları. Beyfendi şunu bil; kasabamıza memleketimizin en büyük camiisi inşa edilecektir. Ve de buna hiçbir kuvvet engel olamayacaktır.

Burhan: Ulan Zübük ömründe bir kez olsun şu camiiye hiç yolun düştü mü?

Zübük: Biz elhamdülillah müslümanız. Beş vakte beş daha katıp namazımızı evimizde kılarız. Müslüman kardeşlerim buna şahittir.

Burhan: Duydunuz; namaz evde de kılınır arkadaşlar ama çocuklar evde okuyamaz!

Halk: Susturun şu münafığı!

Zübük: Size söz veriyorum; kanım pahasına da olsa camii-i şerifi inşa edeceğim!

Halk: Yaşaaaa!!!

Unutulmaz oyuncu Kemal Sunal’a tüm sevgi ve saygımızla…