23.05.2016

Ken Loach: Sinemanın Muhalif Gözü

1936 doğumlu İngiliz yönetmen Ken Loach 79 yaşına giriyor. Doğum günü vesilesiyle bu büyük ustaya ve onun sinemasına bir bakış atalım.

Emekçi bir ailede büyüyen Ken Loach üniversitede hukuk eğitimi aldıktan sonra sanata yönelerek tiyatro, televizyon ve sinemayla ilgilenmeye başlar. Toplumsal meselelere sınıf çelişkileri üzerinden değinmesi, büyük kahramanlar yaratmadan dayanışmayı öne çıkaran anlatım yapısı filmlerinin temelini oluşturur. Bu anlatım yapısını her zaman mizahla besleyen Ken Loach, güldürürken düşündürür. Şiirsel dili ve müziğin etkisiyle olayları yansıtırken ajitasyon yerine gerçekliğe yer verir. Filminden çıkan insanlar hayata karşı farklı bakmaya başlar, gerçeklerle yüzleşince öfkelenirler; ancak bu durum onları karamsarlığa değil, mücadele etmeye doğru yöneltir. Filmlerinin insanları umutlandıran, güldüren, insanların yaşamla daha fazla bağ kurmasını sağlayan bir yapısı vardır. Zaten emek, özgürlük, dayanışma gibi kavramlar değil midir hayatın temel yapı taşları? Ken Loach yalnızca filmleriyle değil, sosyal yaşamındaki yaptıklarıyla, söyledikleriyle de mücadele eder. Filmlerinde verilen mesajlar da bir bakıma Ken Loach’un kendi hayatındaki mücadelesinin ürünüdür, Route Irish’da (2011) çizdiği antimilitarist çerceve neticesinde savaşın getirdiği psikolojik yıkımı gözler önüne sermesi ile kendisine ödül verilecek bir film festivalinden, dünyaya savaş ve yıkım getirdiğini düşündüğü bir devletin sponsorluğu nedeniyle çekilmesi ve bu politik tavrını net biçimde ifade etmesi paralellik içerir.

Genellikle İngiltere Ada’sına dönmüş kamerasını zaman zaman başka ülkelere de yönlendiren Ken Loach, filmlerinde evrensel bir dil kurar. Jimmy’s Hall’de (2014) faşistlerin ve kilisenin baskısına uğrayan ‘Salon’, biz Türkiye’de yaşayanlara ‘köy enstitülerini’ hatırlatacaktır ya da göçmen problemine değindiği It’s Free World (2007) her ülkede yaşanan toplumsal bir problemin en yalın hali değil midir?

Ken Loach, Land and Freedom (1995)’da olduğu gibi sol içi de bir takım tartışmalar yapacak ve bütün kesimleri bir masa etrafında toplayıp, herkesin fikrini izleyenlere dinletecektir. 11 Eylül saldırısı, Irak Savaşı, İspanya İç Savaşı gibi meselelere dair söz söyleyen filmler yapmıştır. Bu gerçekçi bakış açısı ve politik akıllığının oluşmasındaki en büyük etkenlerden biri de Thatcher dönemi İngiltere’sini yaşamasından kaynaklı. The Spirit of ’45 (2013) belgeseli İngiltere’deki sınıf savaşını ve İngiltere’nin geçirdiği politik değişim açısından önem arz eder.

Sosyalist kimliğini her platformda vurgulayan Ken Loach, başka bir dünyanın mümkünlüğünü göstermeye çalışan nadir yönetmenlerden biri. Anlaşılır ve sade biçim üzerinden getirdiği ‘basitlik’, Ken Loach’un yarattığı derinliğin her kesimden kolay algılanmasını sağlıyor. Dolayısıyla sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmayı hedefleyen Ken Loach, bir nevi farklı kesimler arası örgütlenme modeli gösteriyor. Bu büyük sinema emekçisinin doğum gününü kutlarken; özgün eseler sunmaya devam edeceği uzun yıllar diliyor, aşağıda paylaştığım 5 filmini Ken Loach ile tanışmak isteyenlere öneriyorum.

1.The Wind That Shakes the Barley

2.Land and Freedom

3. Kes

4. Looking For Eric

5. It’s Free World